Günün Tarihi:19 Temmuz 2018

 

 

İnsanlar öncelikle öğrenmeyi öğrenmeli


İstihdam konusunda sıkıntılarını dile getiren metal imalat sektörü ile ilgilenenlerin oluşturduğu 23ncü Meslek Komitesi üyeleri, “En büyük sıkıntımız nitelikli eleman. Herkes ‘İşsizlik var, iş bulamıyoruz’ diyor, ama biz çalışacak insan bulamıyoruz” diye

Sektörle alakalı sıkıntılarınız nelerdir?

En büyük sıkıntımız nitelikli eleman. Herkes ‘İşsizlik var, iş bulamıyoruz’ diyor, ama biz çalışacak insan bulamıyoruz. Bakıyorsunuz iş için gelmiş sözde işe ihtiyacı var, ama masa başı olsun, yorulmasın, sıkılmasın, terlemesin, emir almasın. Herkes rahat iş istiyor, fakat kendine bakan yok. Önce ‘Ben ne biliyorum, ne verebilirim?’ demeliler.

Bu duruma ne gibi bir çözüm getirilebilir?

Biz meslek liselerinden direk geçiş olmasına karşıyız. Üniversiteye sınav kazanarak gidilmeli. Lisede adam 4 tane 1 not almış var, sonra direkt geçişle üniversiteye gidiyor. Aslında bu kişiyi sınava soksan kazanamayacak, ama direkt geçişle gidiyor, ite-kalka okuyor. Orada da kendine bir şey katmadan okulu bitiriyor. Sonra da ben diplomalıyım, ben okumuşum diye iş beğenmiyor. Bir de üniversiteden dönüşte askere gidiyor bu insan 24-25 yaşında… Eee biz o saatten sonra ne katabiliriz o insana? Bu sıkıntıya ciddi bir çözüm getirilmeli. Oturup güzelce düşünülüp, herkesi memnun edecek ve herkese faydalı olacak bir sistem geliştirilmeli. SATSO’nun bu konuda 3+1, 7+1 ve hayat boyu eğitim, tematik lise gibi çalışmaları var, devam etmeli.

Gençler üniversite okumamalı mı diyorsunuz?

Biz “Herkes üniversite okumamalı”  dediğimizde tepkilere neden oluyoruz, ama bu gerçek bir durum. Yeni mezun olan bir mühendisi biz 2 bin liraya çalıştırıyoruz, ama kalifiyeli işi bilen kişiyi daha yüksek maaşla çalıştırıyoruz. Bu konunun üzerinde çok duruyoruz, ama artık kalifiye elemanı unuttuk, yetiştirmek için adam arıyoruz. Yoldan geçene gel diyecek duruma geldik. Her yer üniversiteli, herkes okul okuyor, herkesin diploması var ama işi bilen yok.

En çok sıkıntıyı diplomalılarda mı yaşıyorsunuz? Yani ‘Ne iş olsa yaparım’ demek mi lazım?

Tabii ki öyle değil. Bizim anlatmak istediğimiz alçak gönüllü, işi öğrenmek isteyen, gerçekten işini seven insanlar da var... Mühendise de ihtiyacımız var… Ama herkes mühendis olduğu zaman imalat elemanı ihtiyacı ne olacak? Bir de baktığınızda işi bilen elemanı ücret olarak yüksek ücretlerle çalıştırıyoruz. Ama diplomalı mühendisler, bize sıfırın altında geliyor. ‘Niye böyle diyorsunuz?’ diyorlar. Bakıyorsun elinde sigara, telefon, mühendis olmak böyle diyorlar. Üniversiteden gelen bir insandan en azından sabah işe erken gelmesini beklersiniz, bunu bile yapmayanlar var. 24 yaşına gelmiş, iş ahlakı kazanamamış bir insana biz ne verebiliriz?

Bu konudan bu kadar şikayetçisiniz, peki siz bir çözüm önerisi sundunuz mu?

Öneri olarak bizim bu konuda düşündüğümüz bazı çözümler var. Mesela ‘Sakarya sanayi şehri’ diyoruz ve bu alanda ilimize birçok getiri sağlanıyor. Aynı zamanda istihdam konusunda da ilimiz için büyük bir avantaj sağlıyor. Sakarya büyük bir üniversiteye sahip bir il. Bu imkan göz önünde bulundurularak 3+1, 7+1 gibi çözümleri daha da geliştirmeli.. Öncelikle sanayiciler dinlenmeli, neye ihtiyaç var, hangi bölümlerde işçi sıkıntısı var, kaç makine, kaç eleman var bunlar belirlenmeli ve üniversitede bununla alakalı bölümler açılmalı. Yine liselere yönelik çalışmalar yapılmalı. Meslek liselerinde makine ihtiyaçları varsa giderilmeli, öğrencilerin işi gerçekten öğrenmeleri sağlanmalı. Dersleri zayıf olan, okumak istemeyen öğrencilere geçiş hakkı tanınarak, üniversiteye gönderilmemeli. Liselerde ve üniversitelerde iş öğrenmenin yanında iş ahlakı kazandırılmalı. Vizyonu geniş, öğrenmeyi isteyen insanlar yetiştirilmeli. Okuyan bir insan öncelikle öğrenmeyi öğrenmeli.

Eleman sıkıntısı üzerinde durdunuz. Bunun dışında yaşadığınız sorunlar nelerdir?

Birçok sıkıntı yaşayabiliyoruz. Bu sıkıntılar zaman zaman farklılıkta gösteriyor tabii ki. Ama bu dönemde yaşadığımız diğer sıkıntıları göz önünde bulundurursak, her işvereni ilgilendiren 3600 yasası bildiğiniz gibi bu kanunla işçi bu süreyi doldurduktan sonra tazminatını alarak işten ayrılabiliyor. Biz bu konudan çok sıkıntılıyız. Bu yasa nedeni ile 10-15 yıllık kalifiye işçimiz işten ayrılıyor. İnsanlar borca giriyor, sonra ‘Nasıl olsa tazminat hakkım var, işten çıkarım, paramı alırım, borcumu da öderim’ diye düşünüyor. İşin bir de toplu işten çıkma boyutu var. Yasa ile birkaç kişi birden işten çıkmak istiyor. Biz işveren olarak hem kalifiye elemanı kaybetmiş oluyoruz, hem de maddi anlamda sıkıntı yaşıyoruz.

Yani bu hak çalışanlara tanınmamalı mı?

Hayır. Tabii ki tanınsın. O para çalışanın hakkıysa, illa verilecekse verilsin, ama iki taraflı düşünülerek. Düşünün zaten sanayi sektörü olarak eleman sıkıntımız var. Kalifiye yetiştirdiğin sayılı eleman var. Sen bu insana 10 sene, 15 sene emek vermişsin. Zaten bir eleman 5 sene çalıştıktan sonra tam manası ile verimli oluyor. O zamana kadar hep senden yiyor, yapacağı tüm hataları, acemilikleri yapıyor. Artık yanına yeni eleman verip, yetiştirecek duruma geliyor. Tam verim almaya başlıyorsun, eleman elinden gidiyor.

Bu konuda ne yapılmalı?

Bu sistem baştan yanlış bir sistem… Bakın yanlış anlaşılmasın, biz bu para verilmesin demiyoruz. Ama bir tarafı düşünürken, diğer tarafı da düşünmek lazım. Devletin bir fon oluşturması lazım, işçi tazminatını bu fondan almalı. Yani işten çıkmayı düşünmemeli. Emeklilik ve kıdem tazminatına bir çözü kesinlikle getirilmeli. Sanayicinin sırtındaki yükü zamana yayarak da yapabilirler.

İşverene ya da işçilere yönelik çıkarılan yasalarda nelere dikkat edilmeli?

Öncelikle yapılması gereken sahaya inmeleri. Yani oturduğunuz yerden yasa yapamazsınız, yasa yapıcıların araziye inip yasa yapmaları gerekiyor. Bakıyorsunuz işçiyi korumak istiyorlar evet, bu doğru bir davranış ama tek taraflı bakıldığı için bu sefer de işveren mağdur oluyor. İşçi bir konudan şikayetçi oluyor ya da işverenle anlaşamıyor sonra gidip bir dava açıyor… Hemen resmi tatilde çalıştım gibi beyanlar veriyor. Bu ücretler 10 seneye dönük alınıyor.

Sanayiciler yeterince destekleniyor mu?

Hayır, yatırım sanayiciler yeterince desteklenmiyor. Eskiden ne kadar yatırım yapıyorsan o kadar vergiden düşüyordu. Bir insanı çalıştırmak için 100 bin dolar gibi bir yatırım yapması lazım. 10 kişi için 1 milyon. Bir de Sakarya’da büyük firmalar buradaki sanayicilere iş vermiyorlar. Biz başka şehirlere satmaya çalışıyoruz, Yerel yönetimlerin büyük sanayici ile küçük sanayiciyi buluşturup, kaynaştırması lazım. Bir de sendika sıkıntımız var.

Sendika ile ilgili sıkıntınız nedir?

Sendikaya üye olanlar, her ayın bir gününü sendikaya ödemek zorunda. Sözde işçinin hakkını koruyor. Memleket her anlamda ranta dönüştü.

Gelecekten pek umutlu değilsiniz galiba?

Güzel şeyler de yapılıyor, ama gündem hep başka. Şu an Türkiye yeni anayasaya odaklanmış durumda. Dediğimiz gibi 2017 artık bu olayla biter. Ayrıca makro planlamamız yok bizim, her gün dönen bir sistem. Yapılan düzenlemeler pansuman çözüm. Kalıcı bir çözüm getirilemedi. Bu sene olan sistem seneye yok. Bu sene buraya imar alıyorsun, seneye alamıyorsun. Arsa bedellerinin ranta dönüşmesi de, yatırımcı için sıkıntı. Gerçek yatırımcı ile spekülasyon yatırımcı ayırt edilmeli.

Sakarya hem tarım, hem de sanayi şehri. Bu durumun sizi etkileyen bir yanı var mı?

Tarım olmasının bizim açımızdan bazı sıkıntıları oluyor. Sakarya’da özellikle ilçelerde yaşayan kesim tarla, bağ, bahçe sahibi. İnsanlar kışın fabrikaya girip, çalışıyor, sonra yaz dönemi ya işten çıkıyor, ya da sürekli izin kullanıyor. İzin kullanmayan eleman da işe yorgun geldiği için bir verim alınmıyor. Yani işlerimizin yoğun olduğu yaz dönemi bizim için kâbus gibi geçiyor diyebiliriz. Bu durum, işçiler tüm haklarını almalarına rağmen yaşanıyor.

30 Nisan 2017 , Pazar Bu haber toplam 676 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın

PUAN DURUMU

SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ