Günün Tarihi:26 Eylül 2018

 

 

İşverenler olarak her türlü desteğe hazırız


Türkiye’nin ve Sakarya’nın kalite olarak üst sıralarda yer aldığını ifade eden konfeksiyon, tekstil ve deri ürünleri imalatçılarının oluşturduğu 24. Meslek Komitesi üyeleri, “Sakarya’da eğitim kurumları bize donanımlı bireyler yetiştirirlerse Sakarya’yı T

Komitenizi tanıtır mısınız?

24. Meslek Komitesi’yiz bünyemizde konfeksiyon, tekstil ve deri ürünleri imalatçıları yer alıyor. Biz sektörümüzü geliştirmek amacı ile çalışıyoruz. Odamızın da katkıları ile gelişen teknolojiyi yakından takip ediyor, üyelerimizi de bilgilendiriyoruz.

Sektörel anlamda yaşadığınız sıkıntılar var mı?

Sıkıntımız şu; Adapazarı’nda brother makineleri çok, güpür dantel kıyafetleri brother  makineleri yapar. Biz bunu burada yapıyoruz, İstanbul’daki firmalar dikip dünya markalarına veriyorlar. Aynı makine masa örtüsü, perde de yapıyor. Bu makinelerin 10-15-20 metre boyunda olanları var, bide enleri var makinenin işleme alanı 3 metreye kadar. 150 santimle 3 metre arasında yüzde yüz koruma var.  Yani devlet demiş ki, ‘Perde yapanları koruyorum ama aksesuar yapanları korumuyorum. Firmalar özellikle Sakarya Bursa, Düzce’de konuşlanmış durumda. Bunların koruma alanları çok daha düşük yani Anti-dampingde. (İç pazarlara oranla ihracat pazarlarında malların daha ucuza satılmasını önlemek amacıyla hükümetin ithalat üzerinde aldığı kısıtlamalardır) Türkiye’de üretiliyor, Çin mallarına karşı korunması perde üretenler kadar değil. Dolayısı ile burada bir haksız rekabet oluşuyor. Onların kar marjı daha yüksek bizim daha düşük.

Peki, sizin alanda destekleme yok mu?

Yüzde 20 gibi bir korumamız var ama yeterli değil bu. Bunun önüne şöyle geçilmesi lazım Uzakdoğu dışarıdan gelen malların denetiminin ciddi şekilde arttırılıp vergi oranlarını da Türkiye’deki rekabet eden firmalarla eşit düzeye getirilmeli.  Neden Çin’de bir işçinin maaşı 100 dolar Türkiye’de 40 dolar seviyesinde elektrik enerjiye ödedikleri para vergiye ödedikleri para belli yani orada devlet desteği var bizde o kadar olmadığı için rekabet edemiyoruz. Dolayısı ile bizim için en önemli konu Anti-damping. Başladığımız günden beri TOBB’a ve diğer ticaret odalarına oda kanalı ile iletişime geçtik. İlk önceliğimiz tekstil sektöründe daha uç noktalara gidebilmemiz için bu anti damping bizim için çok önemli. Sadece bizim için değil İstanbul’daki tedarikçiler bu parayı kaldırıyor. Biz imalat yapıyoruz buradaki büyük firmalara imalatına mal satıyor.

Neden bu konuda size kolaylık sağlanmıyor?

Bir nedeni yok aslında zamanında anti-damping çıkarken, ev tekstilcileri aktif olarak gidip kendilerini anlatmışlar ve koruma çıkartmışlar. Kasıtlı değil yani. Bizde diyoruz ki bu kolaylık bütün brother makinesi ürünlerinde uygulansın. Bunu sürekli dile getirmemizin sebebi bu. Böyle olursa gelir seviyesi artacak. Standart bir işe sahip olacaklar. Biz 15 Temmuz sürecinden sonra 6 ay yarım kapasite çalıştık. Ama bu koruma olsa daha çok çalışıp, daha çok istihdam sağlayacaktık, daha çok vergi ödeyecektik. Hem Sakarya’nın insanı hem de devlet kazanacak. Biz Türkiye olarak kalite açısından çok yukarıdayız. Çin, Mısır, Hindistan devletin rekabet konusunda bize yardım etmeli. Hem bunun birçok zararı çıkabilir.

Ne gibi zararlar?

Sağlık açısından da tehlikeli. Nasıl ayakkabıdan insanlar zehirlendi, Çin’den bizde de bir hastalık olabilir. Türkiye’de boya kanserojen ve direk boya yasak. Çin’de de ucuz olduğu için kullanılıyor gelen malların bu testlerin yapılmadığını düşünüyoruz. Çünkü mallın ucuz alması için, ucuz mallarla yapılması gerek. Bize alıcı firma diyor ki; “Siz şu standartlarda yapacaksınız, kanserojen madde kullanmayacaksınız’ bunlar için bizden belge alıyor ve bunlar maliyetleri arttıran şeyler. Direk boya boyasan 3 liraya boyarsın ama o standartlarda 6 liraya boyuyoruz. Örneğin İran’da suyu tek kişi üretiyorsa bile devlet buna yüzde 100 koruma getirmiş. Sonucunda da devlette kazanıyor. Biz markalaşma diyoruz nasıl olacak? Gelir elde etmeden markalaşamıyoruz.

Büyük markalar da bu ucuz ürünleri mi tercih ediyor?

Birçok büyük marka ile çalışıyoruz, bizden fiyat istiyorlar. Ama dışardan mal alanlar daha az fiyat verince bizden almıyorlar. Çin’den daha ucuza getiririm diyor. Tamam, Çin’den mal getiriyor ama bir insan sağlığına sıkıntılı mal, iki Türkiye’de iş yapanların maliyeti ile Çinliler aynı değil Çin’de insan gücü ucuz, enerji ucuz, bunlar zaten malı ucuzlatıyor. Biz kısa metraj hızlı ve kaliteli işleri yapıyoruz. Üst klasmana hitap eden işleri yapıyoruz. Uzun işler o tarafa kayıyor. Bu sefer de biz teknolojimizi yenileyemiyoruz. Makineleri yenileyemiyoruz çünkü gelirimiz azalıyor.

Bir standart yok mu?

Var ama iki kişinin incelemesi yetmiyor ki, kimyageri olması lazım, tekstilci olması lazım makineden anlayan insan olması lazım. Zor yani. Devletin çok büyük bir vergi kaybı oluyor burada neden ben yarın yurt dışına gidip 10 bin dolara ürün alayım 50 bin doları orada vereyim 10 bin dolarlık malı Türkiye’ye 50 bin dolara sokarım ne oluyor devletin 50 bin dolarlık vergi kaybı oluyor tabi bundan çok çok yüksek rakamlarda oluyor. İstihdam kaybımızda oluyor. Hem işçi hem vergi hem de sağlık kaybımız var.

Eleman konusunda sıkıntılarınız var mı?

Türkiye’de işsizlik yok çalışmayan insan var. Nitelikli personel bizim işimizde çok az.

Bu konuda çalışmalarınız var mı?

Kız meslekle bir çalışma yaptık, destek verdik çok güzel defile organizasyonları da yaptık. Bizim amacımız işi büyütüp Sakarya’da moda haftası düzenlemekti. ama bazı sıkıntılar nedeni ile olmadı. Okula ziyaretler yapıldı, öğrenciler fuarlara götürüldü, ürün desteği verdik, çok güzel şeyler ortaya çıkardılar. Herkes tasarımcı olamaz 100 kişiden 3 tanesi olabilir. O da bize yeter. Bizim punch ihtiyacımız var. Sakarya’da bu gün 50 tane punch olsa 5-6 bin maaşla iş bulur şu anda bulur. Sakarya markalaşır biz yeni bir şey üretirsek markalaşırız. İnsanlar beğenir cazibe merkezi olursun.

İşsizlik yok diyorsunuz ama iş bulamayan insanlar da var?

Gözümle şahit oldum 2 ay çalışıyor, benim amacım ıphone almaktı diyor. Yani böyle insanlar var. Hepimizin işçiye ihtiyacı var şuan, 100 kişi getirin işe sokalım. Bizim insanımızda devlete yerleşeyim mantığı oluşmuş. Memur olayım 2-3 bin maaş alayım hafta sonu tatil olsun. Birde işsizlik sigorta fonu kurdu devlet iki sene çalışıyor 8 ay maaş alıyorsunuz. İşi öğrenene kadar en az bir sene geçiyor, sen o bir senede boş yere para veriyorsun iş öğrensin diye. Çok insan geliyor 3 bin lira istiyorum üniversite mezunuyum ‘Sen bana kaç para kazandıracaksın, projen ne?’ diyorsun ‘e ben işi bilmiyorum’ nasıl olacak o zaman?

Başka dile getirmek istediğiniz sıkıntılarınız var mı?

Enerji sıkıntımız var. Biz ihracata iş yapıyoruz ve zamanla iş yapıyoruz. Sözleşme yapıyoruz, ‘şu tarihte vereceğim’ diye veremedik uçağa mı kaldı? Bedelini bize ödetiyor ya da ben bunu mağazada 100 liraya satacaktım parasını ver diyor. Ciddi rakamlar bunlar 10 bin adet ürün düşünün. Kar yağıyor rüzgâr esiyor elektrikler 2 gün 3 gün 5 gün yok. Bu iş tarafı bide başka yönü var. 300 bin bir makine 1 buçuk milyonluk makineye enerjiyi sabit verebilmek için 150 bin lira da trafo ıvır zıvıra para harcıyoruz. Yüzde 10’u kadar, sonra o makineyi çalıştırıyoruz. Bir hafta kesiliyor gücün varsa jeneratör alıyorsun bir hafta mazotla 3 katı enerji fiyatına. Dolayısı ile SEDAŞ çalışmalarını doğru düzgün yapmak zorunda ya da bunların bedelini ödemek zorunda. Benim evimdeki ya da iş yerimdeki cihaz arıza yapıyorsa SEDAŞ para kazansın diye değil hizmet etsin diye. SEDAŞ hizmetten para kazanıyor, elektriği devlet üretiyor diyor ki bunu ilet. Sen doğru düzgün iletmeyeceksen, hizmet etmeyeceksen bırak verecek adam gelsin. Bizde makinenin bir kartı yansa 3-5 bin Euro. Bir yandı mı 30 tane kart yanıyor. Elektrik gitmesine gerek yok şu elektrik kımıldasın makine gitti. Bir de servissıkıntısı var.

Servis sıkıntısı nedir?

40-50 kişi çalıştıran fabrikalar için sıkıntı var.

Şöyle bir sıkıntı kendi servis aracın için ki yani sadece işçilerimizi taşıyoruz. Bunun için S Plaka istiyorlar. Bunla ilgili çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bir burada ticari amaç gütmüyoruz. Şimdi benim işimin ne zaman biteceği belli değil, adamı evine götürmem lazım ne olacak. S Plaka olmadan taşımanın cezası da 7 bin 500. İş yerlerinin kendi işçilerini taşıyamaması ya kendi işçisini taşıyor para kazanmıyor. Önceden senelik ruhsat veriliyordu süresi bitti yenilemeye gittik artık verilmiyor. ‘S Plaka alacaksınız’ denildi, ‘iyi tamam verin’ dedik yok diyor. Peki ne olacak? Yol gösterin diyoruz. ‘Dışarda elinde plaka olan insanlar var git onlardan al’ diyor. Dışarıda ki plaka da 70 bin, yani belediyede 7 bine satılan plakayı gidip dışarıdan 70 bine alacağım. Bu konu ile ilgili diğer illerle de görüştük ticari değeri olmayan bir plaka veriliyormuş. Sakarya’da bu konu atlanmış. Şuanda onunla ilgili çalışmalara devam ediyoruz.

Faiz oranları konusunda sıkıntılarınız olduğunu söylemiştiniz bundan da bahseder misiniz?

Bizler cebimizde çok para ile iş yapan insanlar değiliz dolayısı ile koşa koşa bankalara gidiyoruz. Çok yüksek faiz ve masraflar ödüyoruz bu anlamda. Ticari piyasada çekle iş yapıyoruz, çek karşılıklı çıkmadığı zaman malı satan bütün cezayı ödüyor. Ama çeki veren bankanın hiçbir sorumluluğu yok. Şimdi artık faiz oranları anormal seviyede yüksek. Cumhurbaşkanımız sürekli dile getiriyor ama değişmiyor. Bizde rahatsızız bu durumdan. Son 25-30 yılı TÜİK verilerine bakın sektörel bazda bankalar hep birinci sırada, ekonomi iyi gider bizde kazanırız bankalarda kazanır, ekonomi kötü gider bizde kaybederiz, bankalarda. Geçen sene ekonomi iyi miydi ama bankalar karlılığını katladılar. Benim yaptığım iş 10 birimse 3 birime düştü, öyle iken banka 3 kat kar yapmış.

Ne yapılabilir bu konuda?

BDDK’ya devletin el atması lazım. Adam bankadan kredi kullanıp makine alacak devlet, ‘Ben senden KDV almayacağım ilave istihdam sağlarsan vergide almayacağım’ diyor. Bu durumda piyasanın da yapması gerekenler var. Yüzde 17 ile merkez bankasından alıp yüzde 15’le bize satıyor. Ticari hayat çekle dönüyor, bizde çekle dönüyoruz. Ticari hayatta yaptırımlar olması lazım ve bankalarında sorumluluk alması lazım. Banka alıcı satıcı mı var satışta, 100 binlik çek mi çıktı üçte biri senin üçte biri senin diye ayırmalı. Bankanın hiçbir sorumluluğu yok ki. Çek kanununda hapis kararı kalktıktan sonra tam 180 bin zarar var. 180 bin lira çek döndü ve bunun hiçbir yaptırımı yok. Adamlar güle oynaya gitti dosyalar kapandı.

Vergi afları konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Vergisini ödeyemeyen insanlar oluyor, devlette bunlara zaman zaman aflar çıkarıyor. Bide düzenli ödeyenler var, geciktirmeden. Şimdi ikisinin ödüyorsam enayi gibi düşünüyorum hep ödemeyene teşvik var. Sigortada şimdi belli bir şey uygulamaya başladılar. Ödeyenle ödemeyen bir tutulmamalı ödeyene teşvik uygulanmalı. Ödemeyeni de ayağa kaldıracaksın düzgün öder hale getireceksin buna itirazımız yok ama düzgün ödeyene de el tutmak lazım. Demeli ki ‘Senden yüzde 10 az alıyorum’ bu insanları hem motive, hem de onure eder. Tekstilde bir fire oranı belirlenmiş, bu nedir 10 metre kumaş dikeceksiniz tamamı kullanılmıyor o rakam yüzde 3 olarak belirlenmiş. Ama yüzde 10 olmalı bu rakam.

12 Mayıs 2017 , Cuma Bu haber toplam 782 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın