Günün Tarihi:19 Temmuz 2018

 

 

Savaşın masum kalpleri-2


Suriyelilerin en yoğun yaşadığı 23 İl’den biri olan Sakarya’da uygulanan PICTES projesi masum gözlerin dili, sessiz feryatların sesi oldu. Karaman Geçici Eğitim Merkezi’nde verilen eğitimler ile topluma entegre olan çocuklar bir taraftan eğitim alıyor, bi

Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonlarının Desteklenmesi Projesi  (PICTES) kapsamında 74 Türkçe öğreticisi, bir Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen ile çeşitli sebeplerle eğitim hayatından uzak kalmış öğrencilere verilen eğitim nasıl veriliyor. Öğretmenler ne hissediyor, çocuklar ne anlatıyor. İlimizde hangi okulda, kaç Suriyeli öğrenci var. Çocukların masum zihinlerinde kalan savaşı izleri bize ne mesajlar veriyor. Hepsi ilgiyle okuyacağınız bu yazı dizisinde…

 

Proje Koordinatörleri:

Ali AKILLI

Oğuzhan ÖZKAN

Hazırlayan

Ekrem ÜRDÜÇ

 

Sığınmacı çocuklar

 

Karaman’da faaliyette olan Geçici Eğitim Merkezi’Nde mülteci çocuklara verilen eğitimle ilgili duysal bir yazı kaleme alan Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni Hülya Ermek, “Suriye’de 2011 yılında başlayan olaylar giderek şiddetlenip savaşa dönüşmüştür. Savaş yüz binlerce insanın katledilmesine sebep olmuştur. Artık yaşam alanı bulamayan Suriyeliler ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. Milyonlarca insan, can ve mal güvenliği nedeniyle komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Türkiye’nin o dönemde izlemiş olduğu “açık kapı” politikası nedeniyle yaklaşık 3 milyon Suriyeli Türkiye’ye sığınmıştır.”

 

Eğitim ihtiyacı

“Türkiye sığınmacılar için öncelikle can ve mal güvenliklerini sağlamaya, barınma, gıda, giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Suriye’deki savaşın hala sürüyor olması, Suriyeli sığınmacıların da ülkelerine geri dönüşleri şu an için öngörülmemektedir. Bu yüzden sığınmacılara karşı uzun süreli politikalar uygulanmaya başlanmıştır. Bu politikaların en önemlisi kuşkusuz eğitim politikalarıdır. Türkiye’ye gelen yaklaşık 1 milyonu aşkın kişi, savaş nedeniyle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış Suriyeli çocuklardan oluşmaktadır. Bu da çok büyük bir kesimin eğitim ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Bu temel ihtiyacın karşısında Türkiye ilgisiz kalmamıştır.”

 

Çocuklara izletmeyin

“Temel eğitim çağında olan Suriyeli çocuklara yönelik eğitim hizmetleri önem taşımaktadır. Eğitimlerine devam etmesi gereken Suriyeli çocukların hem Suriye’ye hem de Türkiye’ye katkıları çok önemlidir. Haber bültenlerinde bile çocuklara izletmeyin uyarısı verilen haberleri birebir yaşamış, canlı örneği olan sığınmacı çocukların eğitimlerine sağlıklı bir şekilde devam etmesi duygu durumlarının desteklenmesinin mecburiyetini de bize göstermektedir.”

 

Sevgi ortamıyla

“Savaş ortamından uzaklaşmış, normal hayata karışmış gibi gözüken çocukların bile ufak bir gözlemde davranışlarına o vahşet ortamının sindiği görülebilir. Saldırgan davranışları oyunlarının içine kadar sızmıştır. Kültürel farklılık da yaşayan bu çocuklar,  öğretmenlerimiz tarafından koşulsuz kabul ve sevgi ortamıyla normalleşme süreci desteklenmelidir. Gelişim çağında ve gördüğünü hemen öğrenen çocukların Türkçeyi öğrenip karşılaşılan sorunlara karşı kendilerini savunmaları onların fiziksel, bilişsel, psikososyal gelişimleri için oldukça önemlidir.”

 

Suriyeli çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonun Desteklenmesi Projesi kapsamında ilimizde bulunan öğretmenlerin, öğrencilerin anlattıklarından etkilendikleri birkaç anı.

 

‘Acı Gerçekler ve Unutulmaz Bir Ders’

 

Türkçe Öğreticisi Yasemin Demirtaş, “Birkaç hafta önceydi. O gün ’adres’ konusunu işliyorduk. Öğrencilerle mahalle, cadde, sokak gibi kavramları öğrenmeye çalışıyorduk. “Adres nasıl yazılır, verilen bir adres nasıl yorumlanır?” konusunu öğrenmiştik. Ardından da öğrendiklerimizi tekrar etmek amacıyla akıllı tahtanın başına geçtik. Öğrencilerim heyecanlanmışlardı. Ne yapacağımızı merak ediyorlardı. Google Earth programını açtık. ”Yaşadığınız yerin adresini (ilgili kısmı göstererek) girin.” dedim.  Birisi tahtanın başına geçti ve öğrendiklerinden hareketle, yardımlarımızla yaşadıkları yerin adresini yazdı.”

 

Merak etmiştim

“Yavaşça açılmaya başladı sitede yaşadığı yer. Yaşadığı evi, sokağı gösterdi heyecanla. Sonra sırayla diğerleri de yaptı aynısını. Hoşlanmışlardı bu etkinlikten. Ardından bir öğrenci ”Öğretmenim size Suriye’de nerede yaşadığımızı da gösterebilir miyim?” diye atıldı. Öyle heyecanlıydı ki… Dersimiz bitmişti ama o bunu düşünmüyordu o anda. Arkadaşlarını duyan öğrenciler de bu soruyu duyunca bir an duraksadılar. Onlar da heyecanlanmışlardı. ”Elbette gösterebilirsin .”dedim. Heyecanla geçti tahtanın başına. Gözleri parlıyordu. Ona bakınca bende heyecanlandım. Merak etmiştim bende onların hasretle görmeyi istedikleri yerleri.”

 

Memleket kokusu

“Yavaşça Suriye’de yaşadığı adresi girmeye başladı. Bir kere adresi yazdı. Fakat açılmadı, sildi tekrar yazdı. Biraz daha bekledi. Fakat yine istediği yeri göremedi. Ekranda sadece bulanık toprak yığınları görünüyordu. Hiçbir şey net değildi. Uçsuz bucaksız boş alanlar… Arkadaşları onun bir şeyleri yanlış yazabileceğini, bu nedenle açılmadığını söyleyerek yardım etmek istediler. Onlar da denedi ama yine olmadı. Yüzleri asıldı, üzüldüler. Hayal kırıklığı yaşıyorlardı. Yıllardır görmedikleri, koklayıp içlerine çekemedikleri biricik memleket kokusunu anımsamayı hayal etmişlerdi. Ama olmadı… Onları böyle görünce biraz da yatıştırmak istercesine internette sıkıntı olabileceğini, yavaş olduğundan görüntülerin netleşemediğini söyledim. Ama onlar her şeyin farkındaydılar tabi. Üzülmüşlerdi. Konuşmak istemediler daha fazla. Sonra da dersimizi bitirdik.”

 

Boğazıma takıldı

“O gün bende o kadar üzüldüm ki... Dersin sonunda onlara söyleyebilecek hiçbir şey bulamadım. Sözcükler boğazıma takıldı, kaldı. Hiçbir şey diyemedim.

O gece, sanırım o günkü dersin etkisiylebir rüya gördüm. Ülkemizde savaş çıkmış. Ne yapacağımızı bilmez şekilde dolanıp duruyoruz. Annem, babam, kardeşlerim, hepsi çok üzgündü, mutsuzdu, ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Yurdumuz tehdit altındaydı.”

 

Korkuyla uyandım

“Korkmuştuk, bir arayış içerisindeydik kurtulmak için. Büyük bir korkuyla uyandım. İçimde var olan huzursuzluğu tanımlayamam. Kendimi öyle kötü hissediyordum ki. Şükredecek ne çok şeyimiz var diye düşünüyordum. Üzerinde rahatça yaşayabildiğimiz, havasını rahatça soluyabildiğimiz öyle güzel bir vatana sahibiz ki…Birkaç saniyelik bir rüyanın günlerce etkisinde kaldım. Ama Suriyeli kardeşlerimiz... Kimisi aylarca, kimisi yıllarca bizim birkaç saniye bile görmeye dayanamadığımızı yaşadılar. Bizim kabus olarak bile görmeye dayanamadığımız şey, onların en acı gerçeği oldu.”

 

ANNE

 

Türkçe Öğreticisi Nisanur Cebeci, ““İnsan tanımadığının yabancısıdır.” derler. Ben de Suriyeli öğrencilerimi tanımadan evvel o küçük dünyalarına bu kadar büyük yaşanmışlıkları ve o büyük acıları sığdırabileceklerini düşünemezdim. Heybeme yüreğimi acıtan pek çok şey ile doldurdum onları dinlerken. Suriyeli çocuklarla eğitime başlayınca onlardaki buzdağının işte bu görünmeyen kısmını gördüm. Onlarca anı biriktirdim. Fakat ben size öğrencilerimden biriyle yaşamış olduğum, beni duygulandıran güzel bir anımdan bahsetmek istiyorum.”

 

Üvey annesi

“Bir gün ders anlattığım sırada öğrencim “Öğretmenim” dedi. Efendim diye karşılık verdim. Benim iki tane annem var dedi. “Ama bir çocuğun iki tane annesi olmaz ki.” dedim.” Benim var.” dedi ısrarla. Belki üvey annesi olabileceği geldi aklıma.” Peki..” dedim sekiz yaşındaki öğrencime. “Söyle bakalım annenin isimlerini.” dedim.” Biri Fatma annem diğeri Nisanur annem.” dedi. Çok duygulandım ve sadece sımsıkı sarıldım ona. Konuşursam gözlerimdeki yaşları tutamayabilirdim. Onun gözünde bu kadar değerli olmak “anne olmak” beni çok mutlu etti. O zaman değerinin hiçbir şeyle ölçülemeyecek bir iş yaptığımızı çok iyi anladım.”

 

Vatan

 Emin Uz, “Bir kimsenin doğup büyüdüğü bir milletin hakim olarak üzerinde yaşadığı, barındığı gerekirse uğruna canını verebileceği toprak parçası. Küçük bir çocuk düşünün ki vatanını özlemiş, daha yaşadığı ömür ne kadar ki vatanına hasret kalmış dersin. Küçücük çocuk nasıl çizgi filmler izliyor annesi babası ne konuşuyor bu çocuğun yanında. Vatanına hasret kalmak biz de yüce milletimizin kurtuluş hikayelerin de değil midir sadece dersin.”

 

Küçük kalbi

“Biz Türkçe öğreticileri de sahaya inmeden bu yaşadıklarımızı küçük gözlerde o umut dolu bakışların ardında ki hüznü görmeden önce düşünemezdik. Sadece birkaç küçük yaşadığım olayı anlatsam belki sizlerde de minik bir farkındalık yaratırım. Konumuz “ülkeler ve bayrakları” idi. Gayri ihtiyari bir soru yönelttim ülkenizi özlediniz mi? “Bizim vatanımızı ailemle biz çok özlüyoruz” diye yanıt aldım öğrencimden. “Dönmek istiyorsun değil mi?” dediğimde ise inşallah ben bilmem dedi.  Teslimiyeti de elden bırakmadı küçük kalbi.”

 

Türkiye’yi sevdiler

“Ertesi gün sınıfın kapısında karşılandım bana bir sürpriz hazırlanmış gözlerimi kapattım ve sınıfa girdim. Gözlerimi açtığımda büyük bir Türk bayrağının sınıfa asıldığını gördüm ve bütün ders bana neden Türkiye’yi sevdiklerini Suriye de yaşadıkları kötü olayları dilleri döndükçe anlattılar. Bazen derste etkinlik yaparken İstiklal Marşımızın ezberini yapıyor hatta daha okuma yazmayı tam öğrenmeyen bir öğrencim marşımızın ilk iki kıtasını okuyor. Yaşanılan bu olaylar Suriyeli Öğrencilerin Türk Eğitimine Entegrasyonu Projesi’nin ne kadar önemli olduğunu bizlere her seferinde tekrar göstermiş oluyor.”

(Devam edecek)

 

20 Mayıs 2017 , Cumartesi Bu haber toplam 749 defa okundu.

Haberin Fotoğrafları

YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın

PUAN DURUMU

SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ