Günün Tarihi:15 Aralık 2018

 

 

Savaşın masum kalpleri-8


Geleceği şekillendiren kahramanlar Suriyelilerin en yoğun yaşadığı 23 İl’den biri olan Sakarya’da uygulanan PICTES projesi masum gözlerin dili, sessiz feryatların sesi oldu. Karaman Geçici Eğitim Merkezi ve il genelinde okullarda verilen eğitimler ile

Geleceği şekillendiren kahramanlar

Suriyelilerin en yoğun yaşadığı 23 İl’den biri olan Sakarya’da uygulanan PICTES projesi masum gözlerin dili, sessiz feryatların sesi oldu. Karaman Geçici Eğitim Merkezi ve il genelinde okullarda verilen eğitimler ile topluma entegre olan çocuklar bir taraftan eğitim alıyor, bir taraftan savaş travmasını atmaya çalışıyor.

Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonlarının Desteklenmesi Projesi  (PICTES) kapsamında 74 Türkçe öğreticisi, bir Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen ile çeşitli sebeplerle eğitim hayatından uzak kalmış öğrencilere verilen eğitim nasıl veriliyor. Öğretmenler ne hissediyor, çocuklar ne anlatıyor. Savaşın masum kalplerine dokunan öğretmenler geleceği kurtarmak adına her türlü mücadeleyi veriyorlar. Onlar aslında Suriyeli çocukların da kahramanları. İlimizde hangi okulda, kaç Suriyeli öğrenci var. Çocukların masum zihinlerinde kalan savaşı izleri bize ne mesajlar veriyor. Hepsi ilgiyle okuyacağınız bu yazı dizisinde…

Proje Koordinatörleri:

Ali AKILLI

Oğuzhan ÖZKAN

Hazırlayan

Ekrem ÜRDÜÇ

SURİYELİ AİLE

Türkçe Öğreticisi Yeşim Nokta, Türkiye gelen bir ailenin ve özellikle bir annenin duygularını en iyi şekilde dile getiren yazıyı şöyle kaleme aldı.Her şeyini bırakıp Türkiye’ye gelen 8 kişilik bir aile. Suriye İdlip’ten-Gaziantep Nizip’e 4 gün boyunca süren uzun, zorlu bir yolculuk. Gece savaş sırasında kaçtıklarını hala korkarak anlatan Nagam Hanım evin annesi, babaları ise İstanbul’da iş bulabildiği için ailesinin yanına ayda 2 defa bazen daha az uğrayabiliyormuş. Eve geldiğin de ise ailesinin ihtiyaçlarını karşılayıp geri İstanbul’a dönüyormuş. Anladığım kadarıyla evin manevi yükü tamamen anneye ait fakat buna rağmen gülünce gözlerinin içi parlayan bir kadın. Türkiye’ye karşı öyle büyük ki sevgileri. Tabi ara ara kötü şeylerde yaşamışlar evsiz, işsiz kalmışlar. Fakat öyle kötü bir durumdan kaçıp gelmişler ki canları sağ olduğu sürece umutlarını tüketmemişler, her şeyin iyi olacağına dair inançlarını kaybetmemişler.

Ayrıca Türkçe Öğreticilerinin okullara gelmesiyle birlikte çocuklarının Türkçe okuma-yazma oranında belirgin bir ilerleme olduğunu ve bizlere dualarını eksik etmediklerini söylediler. Bunları duymak, yararlı bireyler yetiştirmek için çabalıyoruz, elimizden gelenin fazlası için uğraşıyoruz ve böyle güzel şeyler duyunca öğretmen olmanın tadına varıyoruz.

Her fırsatta Türkiye’ye karşı duydukları minneti dile getirdiler. Nagam Hanıma son olarak sorduğum soruya vermiş olduğu cevap beni oldukça etkiledi. Bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sorduğumda ‘Çok şükür yok zaten ben önemli değilim ama şu an çocuklarımın babası İstanbul’da yanımızda değil, bana bir şey olursa çocuklarım aç, açıkta, yalnız kalmasın’ dedi. Ölüm korkusunu, çocuklarını yalnız bırakma korkusunu hala içinden atamamış bir anne. Ne acıdır bir annenin belki her gece bunları düşünerek uyuması ama dimdik durarak yaşaması. Devlet olarak ve bizler bu devletin öğretmeni olarak korkularını, endişelerini bir nebze dindirebiliyorsak, ufacık bir katkımız varsa ne mutlu bizlere… “

 

EV ZİYARETİ

Türkçe Öğreticisi Sibel Uysal, yaptıkları ev ziyaretlerinde yayına pek bir şey almadan savaştan kaçan ailelerin durumunu şöyle özetliyor. “Savaştan kaçıp, vatanlarını bırakmak zorunda kalan üzerindekilerden başka yanına bir şey alamayan, ailesinden pek çok kayıp veren kardeşlerimizin öyküsü.  Hiç bilmedikleri bir yaşama açılan kapıydı Türkiye, bir kelimesini dahi bilmedikleri bir dildi Türkçe. Öğrencilerimin ailelerine yaptığım ziyaretlerde onlara soru sorma fırsatı buldum. 2 yıl önce gelmişler Sakarya’ya aileden kimse Türkçe bilmiyormuş. Düşünsenize dilini hiç bilmediğiniz bir ülkedesiniz nasıl yaşarsınız, nasıl yemek bulursunuz, barınacak bir yer bulabilir misiniz? İşte böyle gelmişler ülkemize. Öğrencilerime sordum,  hiç Türkçe biliyor muydunuz? Öğretmenim biz ilk amcamın yanına geldik. Amcam bize ilk rakamları öğretti. Sonra paraları ve yiyecekleri öğretti. Sonra ev bulduk ve okula başladık. Anneleri hiç Türkçe bilmiyor, babaları marangoz bir mobilyacıda işe başladığında Türk çalışanlar çok yardımcı olmuş ve ona Türkçeyi öğretmişler. Suriye ile Türkiye’de çoğu yiyecek içecek aynı. Yüzyıllarca beraber yaşamışız zaten kültürlerimiz farklılaşmamış. O yüzden öğrenmek de o kadar zor olmamış.  Ortak olan o kadar sözcük var ki dilimizde bazen ben bile şaşırıyorum. Şimdi Türk komşunuz var mı diye sordum. Sadece oturdukları muhitteki esnaflarla konuşmuşlar. Oturdukları yerde çoğunlukla Suriyeli ve Iraklı aileler yaşıyor. Türkiye’de fiyatlar nasıl dedim. Suriye’ye göre biraz pahalı ama olsun Suriye’de yiyecek ekmek bulamıyorduk buna da şükür dediler. Orda evleri arabaları bombalanmış, akrabalarından ölenler olmuş. Acıları dinmese de Türkiye'yi çok seviyorlar, burası onlara 2. vatan olmuş. “Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasa belki bizde ölmüştük Allah ondan razı olsun” lafı dillerinden düşmüyor. Şam'ın bir köyünde yaşıyorlarmış şimdi Sakarya’yı çok seviyorlar cennet diyorlar. Belki de geleceğin öğretmeni doktoru bu çocuklar olacak. Savaştan ölümden kaçan bu masum yürekler belki de yeni Suriye’yi inşa ve imar edecekler.  Kalplerinin dokunduğu yerler güzelleşecek.”

 

TÜRKÇE ÖĞRENMENİN VERDİĞİ MUTLULUK

Türkçe Öğreticisi Emine Gültekin, yaptığı ev ziyaretlerinde Türkçe öğrenin ve mutlu olan aileleri şöyle kaleme aldı. “Öğrencimin evine ziyarete gittiğimde annesi Türkiye’ye geldiklerinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Bunlardan ilki gündelik hayatlarını idame ettirecek kadar bile Türkçe bilmemeleri oldu. Öğrencimin babası çalıştığı için Türkçeyi öğrenmiş, annesi genellikle evde olduğu için Türkçeyi yeterli derecede öğrenememişti. Nihayetinde çocukların okula başlaması ve Türkçe eğitimi almaya başlamalarından sonra onların da Türkçeleri gelişmeye başlamıştı. Okulda, arkadaşları ve öğretmenleri ile sürekli Türkçe konuşuyor, Suriyeli Öğrencilerin Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu Projesi kapsamında da okul saatlerinin dışında Türkçe eğitimi alıyorlardı. Bu şekilde Türkçeyi güzel bir şekilde öğrenmeye başladılar. Anneleri Türkçe bilmediği için çarşıya ya da herhangi bir yere giderken yalnız gidemiyor, o gün bir yere gidecekse de öğrencim okula gelmiyor, annesine yardımcı olmak için onunla birlikte gidiyorlardı. Biz de öğrencilerim ile birlikte plan yaparak anneye de Türkçe öğretmeye başladık. Onlar da okulda öğrendikleri her şeyi eve gidip anneleriyle birlikte çalışmaya başladılar. Ziyarette bulunduğum sırada çocukların Türkçeyi bu kadar kısa sürede öğrenerek, kendisine de öğrettikleri için bize minnet duyduğunu ifade etti. Artık çocuklar olmadan da istediği yere gidip, insanlarla kolayca anlaşmanın mutluluğunun tarif edilemez olduğunu dile getirerek bizlere çok teşekkür etti.”

(Devam edecek)

 

 

14 Haziran 2017 , Çarşamba Bu haber toplam 563 defa okundu.

Haberin Fotoğrafları

YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın