Günün Tarihi:11 Aralık 2018

 

 

Okulda arkadaş şiddeti!


Merkezi Sakarya’da bulunan Milli Eğitimciler Birliği (MEB-DER) Başkanı Ali Akıllı, yeni eğitim-öğretim sezonunda başlayacakları yeni projeyi anlattı. Akıllı, “Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel

Röportaj: Özge SAVAŞKAN

Daha önce yaptıkları projelerle dikkat çeken toplumsal olaylara bakış açısını değiştiren Milli Eğitimciler Birliği Derneği’nin Başkanı Ali Akıllı ile derneğin merkezinde bir süre önce duyurulan ve yine ilgi çeken proje üzerine konuştum. İçişleri Bakanlığı’nın desteklediği proje de, okullarda yaşanan arkadaş yani akran şiddetinin önlenmesi veya en aza indirilmesi hedefleniyor. Tüm velilerin, annelerin, babaların, hatta çocukların mutlaka okuması gereken söyleşimizde merak edilen o projenin detayları şöyle;

 

Öncelikle derneğinizi tanıyabilir miyiz?

MEB-DER (Milli Eğitimciler Birliği Derneği) yaklaşık 4 yıl önce Sakarya merkezli kurduğumuz bir dernektir. Eğitim ve sosyal sorumluluk projeleri üzerine çalışmalar yapıyoruz. Daha önce İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘Bi Dünya Kadın’ projemizi Sakarya’da uyguladık. Proje sonunda Sakarya’da kadına bakışın fotoğrafını çektik diyebileceğimiz bir rapor yayınladık. Yaklaşık 6 aydır Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile ‘Bir Tema Bir Tebessüm’ projesini yürütüyoruz. Fonsuz, tamamıyla gönüllü olarak yürüttüğümüz bu proje ile Çocuk Evleri Sitelerinde kalan öğrencilere her ay farklı bir konuda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerimizi alanında uzman Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlerimiz ile Sakarya Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünde okuyan öğrenci kardeşlerimiz birlikte yürütüyor.

 

Dikkat çeken projeler üretiyorsunuz?

Dernek olarak eğitim ve gündeme dair yazılarımızın yer aldığı ‘’Yetmez mi’’ adlı bir kitap yayını gerçekleştirdik. Bugünlerde ise bizleri yeniden heyecanlandıran bir projeye başlıyoruz. Yine İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenmeye değer görülen okul şiddeti de diyebileceğimiz akran zorbalığı üzerine ‘En Yakın Arkadaşım Akranım Projesini’ hayata geçiriyoruz. Proje çalışmalarından arta kalan zamanlarda ise siyaset bürokrasi ve sivil toplum ziyaretleri ile çalışmalarımızı anlatıyoruz.

 

Yeni projenizden biraz bahseder misiniz ?

Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel şiddettir. Okul şiddeti olarak da adlandırılır. Her yaş grubundaki çocukların arasında görülebilir. Tanımından da anlaşılacağı üzere, kapsadığı davranışlar çok geniştir.

Hakaret ve dışlamadan tutunda tehdit ve haraca kadar uzanan geniş bir aralığı vardır ve bu sebeple tehlikeli bir okul çağı sorunudur. Yaşanan şiddetin kasıtlı ve devamlı olup olmadığı teşhis açısından çok önemlidir.

 

Size göre akranlar nasıl şiddet uygulayabilir?

Zira akran zorbalığında söz konusu olan davranışlar, bir kereye mahsus olmayıp sistematik olarak devam eder ve tabiri caizse  ‘kurban’ kendini koruyamaz. Fiziksel şiddet davranışlarına, vurma, tekmeleme, kulak çekme gibi davranışları örnek gösterebilirken, cinsel çağrışımlı sözler söyleme, giysileri kaldırma ya da çıkarmaya çalışma, sarkıntılık yapma ilk akla gelen cinsel şiddet türleridir. Sözel şiddette ise, bedensel özelliklerle alay etme, kaba sözler söyleme, isim takma, sözlü olarak tehdit etme ile karşılaşılır.

 

Akran zorbalığının en başta gelen nedenleri sizce nelerdir?

 Okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi, düşük özsaygı olarak öncelikli sebeplerdir diye düşünüyorum.

 

Projeniz ile neyi amaçlıyorsunuz?

Bu proje ile biz; okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak istiyoruz. Öğrencilerin kendilerine güvenlerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek yine amaçlarımız açısından önemli yer tutar.  Okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve dolayısı ile öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek açısından projemizi kıymetli buluyoruz.  

 

Peki mülteci öğrencilere uygulanacak mı?

Türk ve mülteci öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, şefkat ve merhamet duygularını geliştirmektir de yine en başta gelen amaçlarımızdandır.

 

Akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğu nasıl sonuçlar bekler ?

Anne babaları endişelendiren bir problem olan akran zorbalığının sonuçları da ciddi oluyor. Bu sonuçlar düşük benlik algısı, kendine güvenememe, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, gelişim gerilemesi ya da bozukluğu, evden kaçma /okuldan kaçma şeklinde olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

 

Neden böyle bir proje yapmaya ihtiyaç duydunuz?

Akran zorbalığı son derece yaygın bir sorun olduğu halde çok önem verilmediğini düşünüyoruz.  Belki de bunun birçok kültürel ve sosyal nedeni vardır. Zorbalık hakkındaki çeşitli yanlış toplumsal yargılar, şiddetin üretilmesinde ve süreklilik arz etmesinde önemli bir rol oynuyor diye düşünüyorum.

 

Ne tür algılar ?

Mesela inkar ve küçümseme,  özellikle okul yöneticilerinin, sorunları görmezden gelerek ‘bizim okulda zorbalık yoktur’ diyerek kendilerini savunmaya çalışmaları. Toplumsal açıdan bakıldığında da zorbalık olaylarının ‘büyütülecek kadar ciddi olmadığı’ algısı. Oysa Doç. Dr. Metin Pişkin tarafından, ilköğretim öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalar öğrencilerin yüzde 26’sının fiziksel, yüzde 34’ünün de sözel şiddete maruz kaldığını ortaya koymuştur.

Bir başka yanlış örnek akran zorbalığını eğitici bulma algısı. Zorbalığı büyüme ve gelişmenin doğal bir parçası olarak görmek büyük bir hatadır. Zorbalığa uğrayan öğrencilerin yaşam güçlükleriyle mücadele etme becerisi gelişir, bu öğrenciler acı çekerler ama acı onları olgunlaştırır ya da zamanla unuturlar gibi yaklaşımlar maalesef çok yaygın ve tehlikelidir.  Eğlenceli bulma durumu var bir de.  Doğası gereği şiddet ve zorbalık içeren eylemleri çocukların birbirine yaptığı masum şakalar olarak görmek, en fazla ayarını kaçırmış olmakla suçlamak gibi.

 

Bu şiddet görmezden mi geliniyor?

Görmezden gelme, toplumda kendisine yapılan zorbalığı şikayet eden öğrencileri ana kuzusu olarak tanımlayıp aşağılamak, bu kişileri ispiyonculukla suçlamak gibi bir eğilim vardır. Şikayetler genellikle önemsenmez ve şiddet, görmezden gelinir. Bu öğrenciler yalnızlaştırılır.

Kurbanı suçlama eğilimi de hatırı sayılır yoğunlukta yaşanmaktadır.  Zorbalığa uğrayan öğrencinin mutlaka bunu hak edecek bir şey yaptığının düşünülmesi. Kurbanın kışkırtıcı olarak görülüp zorbalığa ortak edilmesi gerçeği var maalesef.

 

Bu durumdaki çocuklarda ne gibi karakter bozukluğu görülür?

Bu tür zorbalıklarda zamana bırakma başka bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Küçükken yapılan zorbalıkların geçici bir ergenlik durumu olarak görülmesi ve bu zorbalıkları yapanların büyüyünce olgunlaşıp akıllı, uslu insanlar olacaklarını varsaymak. Oysa araştırmalar okul döneminde zorbalık yapanların önemli bir bölümünün, yetişkin olduklarında da kendilerine ve topluma zarar vermeye devam ettiğini ortaya koyuyor.

 

 

Cinsiyet ayrımcılığı bu işin neresin de?

Cinsiyet ayrımcılığı önemli bir etken. Zorbalığın sadece erkekler tarafından uygulandığını düşünmek. Araştırmalar kızlar tarafından uygulanan şiddetin de küçümsenemeyecek boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor. Bu konuda proje sürecinde bizim de bir çalışmamız olacak inşallah.

 

Asıl hedefiniz ne?

En başta okullarımızda disiplin sorunlarının çözümüne katkı sağlamak istiyoruz. Öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrenciler arasında şiddeti önlemek gibi önceliklerimiz var. Bunun yanında öğrencilere ekip ruhu iş birliği ve merhamet duygularını kazandırmak, sağlıklı nesiller yetiştirilmesine, ülkemizin maddi manevi kalkınmasına katkı sağlamak, öğrencilerin kendilerini huzur ve güven ortamında hissetmelerini sağlamak istiyoruz. Eğitim öğretim ortamlarını olumsuz öğrenci davranışlarından arındırmak, öğrencilerin akademik başarılarını artırmak ve öğrencilerin sağlıklı psikolojik gelişimlerini korumak adına elimizden gelen her şeyi yapmayı bir görev olarak biliyoruz.

 

Projeyi gerçekleştirirken hedef kitle olarak kimleri belirlediniz ?

Projemiz ilimizde 16 ilçedeki ortaokul, lise ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesindeki çocuk evleri sitelerindeki 12-18 yaş aralığındaki Türk ve mülteci çocukları kapsıyor.

 

Ne tür etkinlikler yapacaksınız?

40 tane okulumuzda Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlerimizle öğrencilerimize seminerler vereceğiz. Sadece öğrencilere değil alanında uzman eğitimcilerimizle 4 kez de Mülteci çocukların Türkçe öğreticilerine, öğretmenlerimize ve eğitim yöneticilerine yönelik eğitici eğitimlerimiz olacak. Ve tabi ki halka açık 3 adet de konferans yapacağız.

 

Projeyi nasıl duyuracaksınız?

Okullarımızda seminerlerde dağıtmak üzere akran zorbalığı detayları, belirtileri ve baş etme yolları ile ilgili el broşürleri hazırlıyoruz. Proje süresince ve sonrasında devam etmek üzere bir web sitesi hazırlıyoruz. Bu web sitesinde proje amacına uygun bilgi paylaşımları ve tüm etkinliklerimiz yer alacak. Son olarak da proje süreci sonunda sonuç raporumuzu yayınlayarak dağıtımını gerçekleştireceğiz.

 

Bu durumda yoğun bir proje süreci sizi bekliyor. Proje sürecinde derneğinizin dışında katkı sağlayacak bir kurum var mı?

Proje kapsamında İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile ayrı ayrı protokollerimiz var. İl Dernekler Müdürlüğümüz de sağ olsun her konuda bizlere yardımcı oluyor. Derneğimiz zaten proje konusunda artık tecrübeli ve yeterli hareket kabiliyetine sahip. Rehber öğretmenlerimiz son derece özverili çalışıyor. Ayrıca Sakarya Üniversitesinde öğretim görevlisi doçent ve doktor düzeyinde proje danışmanı ve araştırmacısı arkadaşlarımız var.

 

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bizler vatanımızın birliğini bütünlüğünü önemsiyoruz. Bu minvalde eğitim ve sosyal sorumluluk projeleri üreterek ülkemizin milli manevi kalkınması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan tüm yönetim kurulu üyelerime, hanım komisyonumuza, proje eğitmenlerimize, araştırmacı ve danışmanlarımıza çok teşekkür ediyorum.  

29 Temmuz 2017 , Cumartesi Bu haber toplam 791 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın