Günün Tarihi:16 Temmuz 2018

 

 

Onlar insanca yaşamak istiyor


Fırat Kalkanı ile hayatın normale dönmeye başladığı Suriye Azez’deki Türkmenler insanca yaşamak istediklerini, 7 yılda çok büyük acılar çektiklerini söylüyorlar.

YENİGÜN

Suriye’de-2

Ekrem ÜRDÜÇ’ün izlenimleri

 

Fırat Kalkanı ile hayatın normale dönmeye başladığı Suriye Azez’deki Türkmenler insanca yaşamak istediklerini, 7 yılda çok büyük acılar çektiklerini söylüyorlar. Gök bayrağın evlatları, al bayrağın evlatlarına şöyle sesleniyorlar. “Topraklarımızı hemen Türkiye’ye katın, bunlardan kurtarın bizi.” 

 

Yollarda çukur kapatan çocuklar

Sınır hattımıza çapraz bir şekilde Azez’de ve köy yollarında ilerliyoruz. Yol boyunca ilerlerken küçük çocukların ellerinde küreklerle neden beklediğini soruyorum. Çocuklar bozuk, bombalanmış ve tahrip olmuş yollarda oluşan çukurları toprakla kapatıp para istiyorlar. En azından dilenmeyen ve insanlar için bir şey yapan bu küçük çocuklar geçimlerini böyle temin ediyorlar. Yanında duruyor ve hepsini kucaklıyorum. Birçoğu Arap olan çocukların gözlerindeki korkuyu ve heyecanı görüyorum. Türkiye deyince çok seviniyorlar. Hepsini kucaklıyorum ve kokluyorum. Savaşın korkunç yüzünü, ailelerinin olmayışını, aç ve susuz olduklarını biliyorum ama içim acıya acıya onları geride bırakarak yolda ilerlemeye devam ediyoruz.

 

İki ve üç yıldızlı bayraklar

Yol güzergâhında katil Esed’in evlerin duvarlarına çizilmiş bayrağı, DAEŞ tarafından bombalanmış evleri, kurşunlanmış araçları, tahrip edilmiş mezarlıkları ve yolları görüyorum. Bu arada arama noktalarındaki bazı görevlilerin Türkiye’den maaş aldığını öğreniyorum. Arama noktalarında bulunan bayrakların simgeleri dikkatimi çekiyor. Suriye’de rejimi temsil eden iki yıldızlı bayrak Esed’i, üç yıldız bayrak ise ÖSO’yu temsil ediyor. Üç yıldızlı bayraklar Türkiye kontrolünde olduğunu öğrenince rahatlıyorum.

 

Abdülhamit’in tren yolu parçalanmış

Bu arada Türkmen köyüne ilerlerken Kefes Naim Köyü’nde DAEŞ tarafından yapılan tahribat kan donduran cinsten Her yer savaş kalıntısı ve yıkıntılarla dolu. Rehberimiz anlatıyor. “Abdülhamit han tarafından yaptırılan tarihi Hicaz – Halep Demiryolu DAEŞ militanları tarafından tamamen harap edildi ve rayları söküldü. Bu raylar bomba yapımında şarapnel olarak kullanıldı. Bir çok bomba daha sonra köylerde patlatıldı. Binlerce insan öldü.” Burada öfkem artıyor ama elden bir şey gelmiyor.

 

Mezar taşlarını bile kırmışlar

Aynı köyde yine DAEŞ tarafında kırılan ve sökülen mezar taşlarını görüyorum. Yaşayanlara yaptıklarının yanı sıra ölülere bile saygıyı olmayan bu lanet terör örgütünün vahşiliği kanımı donduruyor. Biz her geçen kilometrede bozulan yollarda Türkmen köylerine uğruya uğraya ilerliyoruz. Çocuklar ve köylülerle sohbet ederek hem Cuma namazımızı kılmak, hem de soluklanmak için yine DAEŞ’ten temizlenmiş olan Halep kentine bağlı Burakatı diğer adıyla El-Bereket köyüne ulaşıyoruz.

 

‘İsteğimiz insanca yaşamak’

Burakatı köyünde Türkmen çocuklar bizi ‘Hoş geldiniz’ diyerek karşılıyor. Öz Türk olan bu insanlar Türkiye’ye dua ediyorlar. Köyde bizi ağırlayan Abdullah Hacci, 2 yıl sonra evlerine dönmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek kendine has Türkçesiyle konuşuyor. “Gök bayraktan Al bayrağın evlatlarına selam oldu. Bizim evlerimiz yıkıldı, DAEŞ insanlarımıza kötü davrandı. Tek isteğimiz insanca yaşamak. Burada yıkılmış, paramparça olmuş evlerimize geri geldik ve yaşam mücadelesi veriyoruz. İçmeye su bulamıyoruz, elektrik yok. Hastalıklarla boğuşuyor çocuklarımız. Köyümüzdeki camimiz bile DEAŞ tarafından yıkıldı, harap hale getirildi. Tek isteğimiz Türkiye’nin, Türk askerinin yanımızda olmaya devam etmesi” dedi.

 

‘Bizi hemen Türkiye’ye katın’

Cuma namazına giderken köydeki inanılmaz tahribat beni şok ediyor. Duvarlar, ağaçlar, cami, okul, her yer delik deşik, bombalanmış ve yakılmış. İnsanlar içmeye su bulamıyor. Su istiyorum ve İstanbul’dan iki yıl önce dönen bakkal Ömer bana yollardan toplayıp temizledikleri pet şişeler içerisine koyarak sattıkları kuyu suyundan ikram ediyor. İçiyorum ama onların susuz oldukları aklıma gelince bir yudum su boğazımda takılı kalıyor. Yüreğim yana yana köyü geziyorum, köy sakinleri Türkiye’ye ve İHH’nin yanlarında olduklarını görmenin heyecanıyla bize şöyle sesleniyorlar.“Haydi bizi hemen Türkiye’ye katın, bunlardan kurtarın bizi. Yaşamak çok zor, burada olmak çok zor. Günlerimiz çok zor geçiyor.”

 

Tedirgin eden uçak sesi

Bu arada gökyüzünde bir uçak sesi duyuluyor. Yanımda bulunan bir Türkmen çocuk hemen panikliyor. O beni ben onu teskin etmeye çalışıyorum. Katil Esed’in uçaklarıyla vurulan bu köylerde o acıyı ve paniği o an adeta yaşıyorum. Çocuk sarılarak bana, ‘Abi teyyare geliyor’ diyor. Sanırım bu insansız hava uçakları heronlardan biri olabilir diye düşünüyorum. Bölgenin hava trafiğine kapalı olduğunu bilsem de ses giderek kayboluyor ve rahat bir nefes alıyoruz.

 

Kurşunlanan duvarlar renklenmiş

Bu arada bazı evlerin duvarlarının grafiti olarak resmedildiğini fark ediyorum ve bu durum çok dikkatimi çekiyor. Duvarlarda anlamlı resimler o kadar güzel ki anlatmaya kelimeler yetmez. İHH Sakarya Başkanı Sebahattin Aydın anlatıyor. “Geçen yıl Türk grafiti sanatçıları, Suriye'nin Azez ilçesinde Esed rejimi ve DEAŞ saldırılarında yıkılan, bombalanan, kurşunlanan evlerin duvarlara resim çizdi. Küçük beyinlerin en azından psikolojini düzeltmek için önemli bir hareket. Savaş karşıtı olan bu anlamlı çizimler çocukların dünyasını renklendirdi.”

 

İmkanım olsaydı getirirdim

Çocukların savaş enkazları arasında oyunları, geleceğe yönelik ümitleri, açlık ve susuzlukla mücadelesi vicdanımı sızlatıyor. Küçük bedenlerin, gözlerindeki korkuyu anlatmaya kelimeler anlamsız kalıyor. Keşke imkanım olsa bütün çocukları Türkiye’ye getirebilseydim ve çocuk parklarında oynarlarken, alışveriş yaparlarken o mutluluklarını görebilseydim.

 

Türkmen çocuklar işbaşında

Köyde çocuklar ile kucaklaşıp Cuma namazını Türkiye’den bir sivil toplum kuruluşunun yaptırdığı bir camide kılıyoruz. Cami çıkışında hayatın çok pahalı olduğu köy de meyve satıcıların etrafını saran çocuklar öylece bakıyorlar. İHH ekibinden Ali Akıllı mandalina olarak çocuklara ikram ediyor. Çocukların yüzünün gülmesi hepimizi mutlu ediyor. Yola çıkmak için aracımıza bindiğimizde aracımız çalışmıyor. Köyün gençleri ve etrafımızda bir dakika olsun ayrılmayan çocuklar otomobile omuz vererek ittiriyorlar. Yarım saatlik bir uğraşın ardından aracımız çalışıyor ve güzergahımıza devam ediyoruz.

 

3 büyük hastane yapılıyor

Yolda rehberimiz Ömer Koparan anlatmaya devam ediyor. “Burası çok büyük göç alan bölge normal nüfusu 1 milyondur. 300 bin daha eklendi. Türkiye, Azez’de AFAD’ı, Kızılay’ı, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlılarıyla harekete geçti. 3 büyük hastane yapılıyor. Biri Çobanbey’de biri El-Rai’de biri Marea bölgesinde. Bunlar bakanlığımız bünyesinde bölge insanlarına hizmet verecek. Her bölge de okullar açılmaya başlandı. Yıkılanlar tadilat yapılıyor, yenileri inşa ediliyor. Öğretmenlerin maaşlarını Türkiye veriyor.”

 

Maaşları Türkiye ödüyor

Türkiye’nin sadece hizmetleri kadar değil, polisimiz tarafından eğitilen çoğunluğu Türkmen polislerin, öğretmenlerin, hemşirelerin, din adamlarının maaşları da tarafımızca karşılanıyor. Yine ülkemizin katkılarıyla kurulan yerel belediye meclisleri Türkiye’deki sistemler gibi yönetiliyor ve memurlarının maaşlarını karşılıyoruz. 

13 Aralık 2017 , Çarşamba Bu haber toplam 657 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın

PUAN DURUMU

SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ