Günün Tarihi:16 Temmuz 2018

 

 

İnsanlar aç ve susuz


Suriye’nin Azez Bölgesi’nde kurulan kamplar bölgesinde 7 yıldan beri ayrıca yaşam savaşı da veren insanlar aç ve susuzlar. Bu durumdan en çok etkilenen yine çocuklar ve kadınlar oluyor.

Suriye’nin Azez Bölgesi’nde kurulan kamplar bölgesinde 7 yıldan beri ayrıca yaşam savaşı da veren insanlar aç ve susuzlar. Bu durumdan en çok etkilenen yine çocuklar ve kadınlar oluyor. Bölgeye uzanacak yardım eli beklenirken insanlar yeniden toparlanmanın telaşını yaşıyorlar.

Terk edilmiş bir köy

3,5 milyon insanın yaşadığı Suriye Azez bölgesindeyiz. Burada çadır kamplar bölgesinde insanların yaşam koşullarına şahit olurken, 1999 yılında yaşadığımız asrın felaketi sonrasında kurulan konteynır ve çadır kampları ziyaret ediyoruz. Bölgeye yolculuk esnasında yine ÖSO kontrolünde olan arama noktalarından geçiyoruz. Azez Kamplar bölgesine gelmeden savaşın hala dumanı tüten terk edilmiş bir köyden geçiş yapıyoruz. Köyde birkaç insan gözüme çarpıyor. Kurşunlanmış kapılar, bombalanmış evler, korkan çocuklar. Köyüne dönen az sayıdaki insan kendi imkanlarıyla evlerinin tamiratına başlamışlar.

Diyanet Vakfının Camisi

Mola için bir caminin yanında duruyor ve geziyoruz. Türk mimarisinin hakim olduğu caminin bu yıl Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yapıldığını gösteren bir tabela görüyorum ve tebessüm ediyorum. Camide ibadeti yapan köy sakinleri kısa görüşmemizde şunları söylüyorlar. “Türkiye bizim tek dostumuz. Allah tüm Türklerden razı olsun. Biz bu günleri unutmayacağız.”

Rakka’dan kaçanlar geliyor

Azez Çadırlar bölgesine ilerlerken ana yol üzerinde sık sık üzeri bavullarla dolu araçlar görüyorum. Trafik çok yoğun, motosiklet trafiği bile var. İnsanlarda bir koşuşturma ve telaş var. Yol da mola verdim ve tıka basa dolu eski model minibüslerin geçişlerini izledim. Bu insanların nereye gittiğini merak ediyorum ve rehberimiz anlatıyor. “Özellikle Rakka bölgesinde PYD’nin vahşilikleri nedeniyle sıkışan Suriye’liler, Fırat Kalkanı Harekatı sonrasında bu bölgeye göç etmeye başladılar. Eğer bu bölgedeki kamplara yeteri kadar insani malzeme ulaştırılamazsa tek çareleri Türkiye’ye geçmek olacak. Bunun olmaması için buradaki her kurum seferberlik halinde çalışıyor. Tabi ayrıca yavaş yavaş köylerine dönen yerlilerde var.”

Üniversitenin masrafı Sakarya’dan

Azez Kamplar Bölgesi’ne ulaşıyor ve bizi konteynır bir yapı karşılıyor. Tıp ki bizim deprem zamanında kurulan prefabrik okullar gibi. Burada bir üniversite kurulmuş. Uluslar arası Şam Üniversitesi adıyla kurulan bu eğitim yuvasında Suriyeli gençler eğitim görüyor. Birçoğu daha önce ülkemizde olan gençler üniversitenin yapılmasıyla geri dönmüşler. İHH’nin çabalarıyla kurulan prefabrik üniversitede 750 çocuk eğitim görüyor. Üniversitenin kurucu heyetinde ise Sakarya İHH Başkanı Sebahattin Aydın yer alıyor. Her hafta buraya geldiğini, öğrencilerle yakından ilgilendiğini, üniversitede eğitim veren hocalarla istişare yaptıklarını söyleyen Aydın, Sakarya insanın yardımlarıyla bu üniversitenin büyüdüğünü ve bu yıl Sakarya’nın sponsorluğunda masrafların karşılandığını belirterek “Her hafta buradayım. Eğitim çok önemli. Bu çocuklar eğitilecek ki, ülkelerine, insanlığa faydalı olsunlar” diyor.

4 fakülteli Şam Üniversitesi hizmette

Öğrencinin yurdunun bulunduğu üniversitede İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyasi Bilimler Fakültesi, İlahiyat ve Hukuk (şeriat) Fakültesi ve en Arap ülkelerinde en forslu olan bölüm Mühendislik Fakültesi yer alıyor. Ziyaretimiz hafta sonuna denk geldiği için gençlerin bir kısmı çadır kamplara dönmüşler. Hafta sonunu yurtta geçiren birkaç genç gözüme ilişiyor. Çocuklar çok güzel Türkçe konuşuyor. Türkiye’de eğitim gördüklerini, bu üniversitenin kurulmasıyla geri döndüklerini söyleyen gençler, Türkiye’ye ve Türk insanlarına minnettarlıklarını dile getiriyorlar. Gençlere soruyorum. Mezun olunca ne yapacaksınız? Şöyle cevap veriyorlar. “Tüm insanlığın barışı için çalışacağız. Biz savaşı en yoğun haliyle yaşayan bir nesiliz. Amacımız bir insanı ölümden kurtarmak ve insanca yaşamasını sağlamaktır.”

110 bin insan kamplarda kalıyor

Üniversitenin halen devam eden inşasında çalışan Suriyeliler ile çay molası veriyoruz. Ardından üniversitenin yakında bulunan Türkmenlerin de bulunduğu 110 bin insanın yaşadığı kamplar bölgesine yaya olarak ilerliyoruz. Kapı’da ÖSO’nun askerleri neden geldiğimizi soruyor ve öğrendikten sonra bizi içeri alıyor. Çadır ve konteynırlardan oluşan, Afrika’daki görüntüleri aratmayan bir manzarayla karşılaşıyorum.

Büyükşehirin Tır’ı Azez’de

Geziyoruz ve en büyük sıkıntının su olduğunu şahit oluyorum. İnsanlar açlar, parası olan yani cebinde doları olan seyyar satıcılardan alış veriş yapıp evinde yerken, parası olmayan gelecek yardımların yolunu gözlüyor. İnşaların yaşamı binbir zorlukla sürdürmeleri beni üzüyor. Bölgede insanlar, çocuklar sohbet ede ede yürürken rehberimiz Ömer Koparan anlatıyor. “Bu bölgeyi çok önemsiyoruz. Kamplar da 110 bin insan kalıyor. Maryaa bölgesi dediğimiz bu yer sınırımıza yakın. İnsanları burada zorluklarla mücadele ediyor. 7 yıldır burada kalanlar var. Savaştan en çok etkilenen çocuklarımız su bulmakta güçlük geçiyor. Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mobil Ramazan Tır’ını göndererek, çocuklar için unutulmaz günler yaşattı. Bu insanlara moral oldu. Sakarya belediyesine çok teşekkür ederiz” diyor. Bu arada sohbetimizi duyan Suriyeli Arap biri bağırıyor. Rehberimiz tercüme ediyor. “Sakarya Başkanı çok yaşa. Türkiye’ye selam.”

Açlıktan kavga ediyorlar

Ellerinde keleşnikof silahlarıyla gezen gurupları görüyorum, insanların açlıktan kavga ettiklerine şahit oluyorum ama elden bir şey geliyor. İHH’nin bölgede inşa ettiği su kulesine gidiyor su getiren tankı karşılıyoruz. Burada konuşan İHH Sakarya Başkanı Aydın, "110 bin mülteci burada kalıyor. Özellikle Halep'in işgal edilmesinden sonra bölgeye gelen mülteciler var. Buranın bütün masraflarını 2017 yılında Sakarya'nın bağışçılarının katkılarıyla Sakarya İHH olarak üstlenmiş olduk. Burasının özelliği Türkiye sınırına çok yakın olması. Burada dul ve yetimler için ayrı bir bölüm oluşturulmuş durumda. Bu bölgede daha korunaklı bir yerdeler. Haftada bir gün buradaki çalışmalarını koordine ediyoruz " dedi. Kamplardan ayrılırken etrafımızı saran çocuklar su diye sesleniyor. Susuzluğun hat safhada olduğunu düşündüğüm kampta haftanın belli günlerinde banyo yapılıyor, belli miktarda içme suyu veriliyor. Neyse ki su deposunu doldurulduğunu görünce içim biraz rahatlıyor.

Çadır kampta ABD’ye öfke

İnsanlar yardım dağıttığımızı sanarak etrafımızı sarıyorlar. Çocuklar her tarafımızı çekiştiriyor, bölgeden güçlükle uzaklaşıyoruz. Aracımızla bölgeden ayrılırken, çoğunluğu genç olan grubun önce kavga ettiğini düşünüyorum. Kalabalığın içine giren aracımızla öfkesinden deliye dönen gençlerin yüzüne bakıyorum. Herkes öfkeli ve sonradan frak ediyorum ki, ABD’nin Kudüs’ü sözde başkent yapma kararı protesto ediliyor. Herkesin elinde Filistin bayrağı ve atılan sloganlar ve tekbir sesleri birbirine karışıyor. Kalabalığın arasından yavaş yavaş geçiyoruz ve en çok yıkımın yaşandığı El-Bap’a doğru hareket ediyoruz.

YARIN

* El Bab’ta enkazlar arasında yaşam savaşı

* El Bab çarşısında silah sesleri

* PYD tedirginliği

* El Bab şehitlerimiz unutulmuyor

14 Aralık 2017 , Perşembe Bu haber toplam 811 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın

PUAN DURUMU

SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ