Günün Tarihi:17 Ağustos 2017

 

 

Bu geceyi uykusuz geçirdim13 Ağustos 2017 , Pazar


Abdullah Çelik

27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 askeri olaylarında okul müdürü-gazeteci-siyasetçi değil, siyasilerle çok iyi ilişkiler içinde olan biri olarak yaşadım. Ulus, Yeni İstanbul, Tercüman Muhabiri ve yazarıydım.

Olması gerekiyordu. Kan akıyordu. Bugün, öyle değil. Huzursuzluk var. İktidarda, muhalefette yetersiz, yanlış yolda. Birlik beraberlik laflarda. 4-5 lideri bir araya getirme olanağı yok. Cumhurbaşkanı tarafsız değil. Konuşmalarına dikkat etmiyor. En yakın, en güvenilir birlikte yola çıktığı, deneyimli öz geçmişleri pırıl pırıl insanlar neredeler?

Allah Türk Milleti’ne acıdı. Fazla can kaybı olmadı. Olanlara üzülmemek olanaksız. Evet o askeri harekat olmamalıydı. İnşallah bundan böyle düzelme olur. Genel başkanlar bir araya gelir. İyi bir ortam oluştururlar.

Evet hale şükretmek gerek. Yangına körükle gidilmemeli. Endişeliyim. Yanılmış olmayı çok arzuluyorum.

Deprem olgusu!

Sizlere 17 Ağustos depreminin yıldönümüne bir ay kala emekli öğretmen Enver Topçu’nun depreme yönelik yazdığı yazıyı sunuyorum.

Depremden Önce Yetkililerin Alması Gerekli Önlemler

5 yıl önce geçirdiğimiz deprem felaketinin ardından, konuyu gündeme getirerek, acılarımızı tazelemiş olmanın huzursuzluğunu duyuyorum içimde. Ne var ki, unutmuş olmakla geleceğimizi kurtarmış olmuyoruz. O nedenle biraz konuşalım diyorum bu konuyu.

Bunu yazan kişi olarak; bir yerbilimci, deprem bilimci, bu konularda doktora yapmış bir akademisyen değilim. Sadece emekli bir öğretmenim. Kendimi, ailemi, çevremdeki insanları, dolayısıyla tüm insanları seviyorum. Çünkü, kendini sevmeyen, sevemeyen, başkalarını da sevemez. Bu duygularla sizlere deprem konusunda bazı önerilerim var.

Çocukluğumdan itibaren bizzat yaşadığım 1943, 1967 ve 17 Ağustos 1999 Marmara depremleriyle birlikte, başta Erzincan olmak üzere ülkemizin geçirdiği diğer can alıcı, büyük felaketler getiren depremleri de içim burkularak basından, radyolardan, televizyonlardan izleyerek yaşadım... Bu gün anlıyoruz ki, üzerinde yaşadığımız Türkiye'miz bir deprem kuşağındadır. Öyleyse, depremi tanımlamak yerine, onun etkilerinden korunmanın yollarını irdeleyelim.

Depremde canlar gittikten sonra geride kalanlara, ne kadar yardım ederseniz ediniz, o canları toprak olmaktan kurtaramazsınız. Sadece kendinizi ve yitirenlerin yakınlarını avutabilirsiniz. Oysa deprem denen felaketin can alıcılığını, en az kayıplarla geçirebilmek için bir şeylerin düşünülmesi, gündemde tutulması, ölümleri önleyici çözümler bulunması, bu çözümlerin uygulamaya konması gerekiyor.

Basında, ekranlarda bilim adamlarının depremle ilgili söylemleri zamanla unutuluyor. Eğer deprem kuşağında bulunan ülkemizde İmar-İskan Bakanlığı, şehirlerde, kasabalarda belediye başkanları, vali ve kaymakamlar görevlerin; tam olarak yapsalardı, binalar yıkılmaz, insanlar ölmezdi. Bu nedenle “Depremle kucak kucağa yaşamak” zorundaysak, her bireyin, depremle ilgili bilgilerini taze tutmak. etkilerinden en az zararla kurtulmayı sağlayacak bilgi, beceri ve önlemleri kavramak, almak ve uygulamak zorundayız.

Bilinmeyen yepyeni bir şey keşfettiğini iddia etmiyorum. Bilinenlerden yola çıkarak, “Depremle kucak kucağa yaşamanın yöntemlerini sizlere anlatmaya çalışacağım. Derginizin her an elinizin altında bulunması, başvuru açısından yararlı olacağı kanısındayım. Çünkü, her gün ülkemizin değişik bölgelerinde deprem olduğunu duyuyoruz. Bize hangi gün, günün hangi saatinde vuracağını bilemeyiz. Çünkü, şimdiye dek hiçbir araştırma ve üretilmiş modern araçlar, önceden depremin nerede, ne zaman olacağını bildirmeye yetmemiştir. Bu açıdan alacağımız deprem önlemleri çok çok önemlidir.

Depremden önce alınması gereken önlemler

A) Yeni Yapılaşmayı Ele Alalım ve Bakalım:

Ülkemizin hangi yöresinde olursak olalım, bir yapı için düşündüğümüz arsanın zemin etüdünü mutlak yaptıralım. Zemin yapı kurmaya elverişli ise, yörenin imar durumuna uygun olarak mimarın yapacağı proje, depremin her türlü şiddetine karşı koyacak özellikleri taşımalı. Yapıda kullanılacak malzeme, bina yıkılsa bile içindeki canlıları öldürmeyecek nitelikte olmalı. İnşaat süresi içinde denetçilerin tüm uyarılarına aynen uyulmalı.

B) Halen Kullanılmakta Olan Bina İse:

Deprem anında yerinden oynayacak bütün eşyalarımızı, altında kalmamak için sabitlemeliyiz. Evimizin uygun bir bölümünü sığınma yer olarak seçmeliyiz. Örneğin, birbirine yakın kolon ve sütunların bulunduğu dar alanlar, depremin etkisine direnç gösterdiğinden sığınma alanı olarak seçilebilir. Konutunuzda böyle bir alan yoksa, bir mühendisi evinize davet ederek, deprem anında en kısa zamanda ulaşabileceğimiz yere sığınma kabini yapmasını isteyeceğiz. Bu kabin, bina yıkılsa bile, herhangi bir şekilde zarar görmeyecek güçlü malzemeden yapılacak. Bu kabinde su, konserve, yiyecekler, radyo, taze pil, cep telefonu, ecza dolabı bulunacak. Hatta plastik bir boru ile havalandırma kanalı da ilave edilebilir. Bu sığınma kabinine zaman zaman en çok 10 saniye içinde ulaşma çalışmaları yapılacak. Bu gibi masrafları göze alamıyorsanız, yemek masanızın üst tabanı ile ayaklarım güçlendirerek sığınma yeri olarak kullanabilirsiniz.

c) Okul, hastane, işhanı, resmi binalar:

Köy, kasaba ve şehirlerdeki mevcut binalar denetlenmeli. Binanın depreme dayanıklılık durumu, dış kapıya asılacak bir tabela ile ilgililere duyurulmalı. Deprem riski dikkate alınmadan yapılmış bu binalarda kesinlikle sığınma kabinleri yapılmalı. Ara ara alarm verilerek bu kabinlere 10 saniye içinde, bina yıkılmadan önce sığınma temrinleri yapılmalı. Çünkü yapılan araştırmalar, depremde hiçbir binanın 10 saniyeden önce yıkılmadığını kanıtlamıştır.

D) Yöneticiler Neler Yapmalı?

Vali, kaymakam, belediye başkanları, köy ve mahalle muhtarları depremin olası zararlarını önlemek amacıyla ön hazırlıklar yapmalı.

1-Kurtarma Ekipleri Oluşturulmalı:

Bu ekibin kurtarma anında kullanacağı, araç ve gereçler hazırlanmalı. Çalışma alanları önceden belirlenmeli. Sivil Savunma Müdürlüğü'nün gözetim ve denetiminde kısa aralıklarla kurtarma denemeleri yapılmalı.

 

2-Toplanma Alanları Tespit Edilmeli:

Depremden sonra çeşitli gereksinimlerini karşılamak amacıyla, depremzedelerin bir alanda toplanması gerekmektedir. Bu alanlar halka önceden bildirilmeli.

3-Bulvar, Cadde ve Sokaklarda Güvenlik Önlemleri Alınmalı:

İnsanların canlarından sonra en çok bağlı olduğu şey mal varlığıdır. Kendi canını, yakınlarını kurtarabilenlerin tek düşünceleri sahip oldukları mal varlıklarının güvencesini sağlamaktır. Emniyet, jandarma ve askeri yönetim, deprem öncesi hangi birliğin nerede görev yapacağını saptanmalı ve görevlilere biri talimatla bildirilmeli.

4-Depremde Bölgeler ve Devletlerarası Yardımlar da Dikkate alınmalı: Her türlü yardım malzemelerinin nerede ve kimin yönetimde olacağı, bunların depremzedelere hangi yolla ve kimlerin ulaştıracağı ayrıntılarıyla saptanmalı. Kargaşaya, dedikoduya meydan verilmemeli ve gereken titizlik gösterilmelidir.

 

Bu yazı toplam 65 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama



 


 

 

 

altın

PUAN DURUMU

SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ