Günün Tarihi:19 Mart 2019

‘CAM TAVAN’14 Mart 2019 , Perşembe


Özlem Doğan

Geçen haftaki yazımda çarşaflı bir kadının, başı türbanlı altında kot pantolon olan bir kadına ve saçı açık bir kadına uyguladığı psikolojik şiddetten söz etmiş ve yobazlığa hayır demiştim. Hoş, aklı başında türbanlı olmayı tercih etmiş Elif isimli bir okuyucum, bundan yıllar önce açık bir bayanın da kendisine "Başındaki hiç yakışmamış" dediğinden söz etti. Bu olayın iki taraflı olmasından dem vurdu. Haklı... Öncelikle kendisine kadın olarak birbirimize sahip çıkmamız gerektiğini, hatta siyasete araç olarak kullanılmamız gerektiğinden söz ettim. Sözlerime şunu da ekledim; "Lütfen yobazlığı bize kanıksatıldığı gibi tek taraflı düşünmeyin. Kendi fikri dışında, herhangi bir seçime, fikre saldırı ve önyargıyla yaklaşan her kişi yobazdır. Size bunu yapan bayanda bir yobazmış." Her kapalı yobaz olmayacağı gibi, her saçı açıkta modern ve aydın değildir.     

   Yani yobazlığı şekilcilikle karıştırmamalıyız. Gerek benim arkadaşlarıma sataşan çarşaflı kadın olsun, gerekse başı kapalı arkadaşa sataşan kadın olsun sonuç haklara yapılmış saldırı ve şiddettir. Yobazlıktır.
   Kadın kadına sahip çıkmadıkça ve destek olmadıkça kadına şiddetle baş etme hayali kurmayalım hiç.
    İnançlar kısmında durum böyle iken gelelim iş hayatına. Dün akşam saatlerinde yaptığım telefon konuşması geçmişte iş hayatında yaşadığım birçok sıkıntıyı aklıma düşürdü. Hattın ucundaki arkadaş serzeniş içindeydi; Kadın için,iş hayatı yeteri kadar zor ve hatta "Cam Tavan Sendromu" ile savaşırken bir de despot ve cinsiyet ayrımcılığı yapan bir kadın yönetici tuz biber olabiliyor ne yazık ki...

"Cam Tavan Sendromu" nedir?
 

   Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir.

Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.

Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi ”ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir. İşte buna “cam tavan sendromu” denir. "Dunyalılar.org"

Yönetici pozisyonunda çalışan kadınların, belirli bir aşamadan sonra yükselmelerini engelleyen faktörlerin toplamına da “Cam Tavan Sendromu” deniyor.

“Cam Tavan” benzetmesi, kadınların iş hayatında yükselmelerini önleyen “görünmez” engelleri anlatıyor. Maalesef bizim toplumumuzda sadece ofiste değil, sosyal alanda da bu etki yaşanıyor.
Kadınlarımız zaten hem toplum, hem de iş hayatında bunu yaşarken bir de hemcinsinin baskısına maruz kalabiliyor. Bir kadın yönetici hemcinsini tabi ki kayırmamalı ama en azından hemcinsinin zihninde sıçrasa da yükselemeyeceği hissi yaratacak bir duyguya neden olmamalı.
   Kadın veya erkek "İnsan" olduğumuz gerçeği karşımızda duruyor. Hepimizin zaafları, zayıflıkları var elbet. Kendi içimizde ki kaosları dışarı yansıtmadan bakabilmeliyiz insanlara. Kadın veya erkek diyerek ayırmadan, "İnsan" olgusunu unutmadan.
   Her birimiz toplum bütününü oluşturan parçalarız. Aynı gökkuşağı misali. Gökkuşağını güzel kılan renklerin çeşitliliğidir. Gökkuşağı tek renk olsa güzel gelir miydi bize? Tabi ki hayır. Her renk bir değer ise hak ettiği saygıyı görmelidir. Varlığı saygı görmelidir. Emeği saygı görmelidir. Cinsiyeti fark etmeksizin...
  Saygılar...

 

 

 

Bu yazı toplam 170 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın