Günün Tarihi:17 Şubat 2019

 

 

ÇOCUK DİLENCİLER...7 Şubat 2019 , Perşembe


Özlem Doğan

ÇOCUK DİLENCİLER...

Geçtiğimiz gün AVM önünde arabamı park etmiş, arkadaşımın gelmesini beklerken, üç tekerlekli bisikletinin önüne yarı çıplakkir pasak içindeki çocuğunu oturtmuş bir adam cama vurdu. Biraz tedirgin olmakla birlikte camı araladım. Küstah bir ifadeyle sesini yükselterek "Abla duymuyor musun? Açsana camı?" dedi. Ne dediğini anlayabilmek için biraz daha açtım camı. ‘’Dilenci değilim, karnımız aç, şuradan bir dürüm alsana bize’’ gibi söylemlerde bulundu. Önce selede ki çocuğa takıldı gözüm sonra etrafa bakındım dürüm alabileceğim bir yer var mı diye. Ama bir an düşününce derdinin dürüm olmadığını anladım tabi. Bu sıkça hepimizin başına gelen bir durum. Fakat ‘hayır’ deyince ısrar etmeleri eskisine nazaran arttı. Israrı arttırınca "Polisi aramamı ister misin?" dedim. Bunun üzerine el kol hareketi de yaparak bağırıp çağırmaya başladı. Ve az ileride otobüs durağındaki merakla soran insanlara beni şikâyet etti. İlginç olanı saldırganlaşması ve bunu kendinde hak görmesiydi.
  Seledeki çocuğa acıdım. Uzun zamandır rahatsız olduğum konulardan biriside çocuk dilenciler. Yetişkin dilenciyi önce tutuklayıp sonra bırakabilirsin, engel olmak güç. Belli yasaklarla bu durumların önüne geçmeye çalışmak geçici çözüm olabilir. Fakat alttan yetişen çocuk dilenciye nasıl engel olacaksın? Çocuk dilenciyi de aynı şekilde toplayıp bırakmakta çözüm değil. Gelişmiş ülkelerde ailelerin çocuğa ve geleceğine zarar verdiği gözlemlendiğinde, o çocuğu devlet kendi koruması altına alır.
   Dilenci olan birçok çocukla sohbet etmişliğim var. Önce bildiğin dalga geçer gibi dilenci ağzıyla konuşurlar. Azıcık kafasını okşayıp içten bir şekilde sohbet ettiğinde duvarlarını kırıp çocuk yüzlerini, umutlarını gösterirler size. Hepimiz gibi hayalleri vardır.
İstanbul'da olduğumuz bir vakit, trafikteiki çocuk dilenci yanaştı cama. Karınlarının aç olduğunu söylediler.O sırada yanımda elmalı kurabiye vardı ve kız çocuğuna uzattım. "Ama bu unlu" dedi. Şaşırdım. "Hayır tatlım o şeker" dedim. İnanmaz bir ifadeyle burnuna yaklaştırdı ve kokladı. Güvensizdi. Arabanın içinde hepimiz şaşırdık tabi. Pudra şekerini bilmiyordu. Kim bilir daha neleri bilmiyordu. En başta çocuk olma hakkını bilmiyordu. Tek derdinin oyun oynama, okul ve ev ödevleri olması gereken zamanda buz gibi havada, sokaklarda büyüklerin şiddetine maruz kalıyordu.
Ve belki bebek yaşlarda başladı bu şiddeti yaşamaya. Hani hemen hemen her gün görüyoruz ya, sokak ve cadde kenarlarında kucağında kundakta bebekle oturmuş dilenenleri. Aileni seçemezsin. Seçme şansına sahip olsa böyle bir yaşam ister miydi? Kim tercih eder ki böyle yaşamayı.   Kendi çocuklarımızın geleceği için savaş vermek sadece onları iyi yetiştirmekten geçmez. İçlerinde bulunacağı topluma ve o toplumu oluşturacak tüm çocuklara dokunabilirsek ve onları geliştirebilirsek, ancak o zaman iyi bir ülke geleceğinden söz edebiliriz.
   İşte bu nokta da çocukları koruması gereken kanunları merak ediyorum. Bu konu da yürürlükte bir kanun varsa, ‘neden hala bebek ve çocuk dilenci var?’ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı neden bu çocukları koruma altına almıyor. O çocukların koruma altına alınması için illa ailesi tarafından terk edilmesi mi gerekiyor? Ben bu bebeklerin, çocukların, o insanların elinden devlet zoruyla alınması gerektiğini düşünüyorum. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi. Sosyal devlet anlayışı bunu gerektirir.
   Sevgi öğrenilen bir kavramdır. Sokakta sadece milleti kandırmayı öğrenmiş ve çocukluğu elinden alınmış bir insan, gelecekte öfkeli, saldırgan ve ancak bir suçlu adayı olabilir. Fakat küçük yaşta koruma altına alınır ve iyi bir eğitimden geçerse, hem kendi hayatına hem de yaşadığı topluma katkı sağlayan bir bireye dönüşür.
    Elde bu kadar olanak varken, bugün hala bunları konuşuyor olmaktan esef duyuyorum. Dilerim bu konu da ciddi bir çalışma gündeme gelir. Zira her geçen gün, bebek ve çocuk dilenci sayısı artıyor.

 

 

Bu yazı toplam 854 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın