Günün Tarihi:17 Ekim 2019

Genel değerlendirme...7 Ekim 2019 , Pazartesi


Murat Kaba

Bu haftaya bir değerlendirme ile başlayalım istedim...

Ekonomik istikrarın üç anahtarı vardır:

 

1) Büyüme

2) Yatırım - İstihdam

3) Gelir dağılımı 

 

Bu üçlünün göstergeleri iyi ise ekonomik istikrar var demektir. 

Enflasyon ise ekonomik istikrarın bozulması olarak yorumlanır...

Ancak arz-talep dengesi düzelirse enflasyon da düşer...

Büyüme toplam arzı olumlu etkiler. Fert başına büyüme, istihdam ve yatırım da toplam talebe artış katar...

Büyüme ve  istihdamın yanında, gelir dağılımı da ekonomik istikrarın sac ayağını oluşturan üçüncü temel taşıdır...

Gelir dağılımı için fert başına büyüme sağlamak gerekir. İşsizliği çözmek gerekir. 

Türkiye de fiili işsiz sayısı 6.5 milyondur. Bu rakamın içinde Suriyeliler yok.

Türkiye'nin  fert başına büyüme oranını en az yüzde 5 artırması, yani GSYH'nın en az yüzde 6 dolayında artması gerekir.

Bu günkü şartlarda yüzde 6 büyüme sağlamak zor...

Ekonomi kırılgan, ithalata bağımlı bir üretim yapısı var, yabancı sermaye de eskisi kadar gelmiyor... Bu nedenle büyüme, ithalat için döviz talebini artıracak döviz talebi de kur artışını tetikleyecektir. TL'nin değer kaybetmesi ve kur şokları istikrarı bozuyor.

Bu arada Alman Otomotiv üreticisi Volkswagen'in yatırım yapmak için değerlendirdiği bir başka alternatif olan Bulgaristan'dan vazgeçerek Türkiye'yi seçmesi, Türkiye'deki yatırım ortamı için tüm dünyaya olumlu bir gelişme olarak önemli bir fotoğraf vermiştir...

Volkswagen'ın Türkiye'ye yaptığı yatırımın büyüklüğü şirket sermayesi olarak baktığınızda 943,5 milyon TL olarak ortaya çıkmıştır...

Volkswagen'in Türkiye'ye yapacağı toplam yatırımın değeri 1,4 milyar doları bulacak. 5000 kişiye de istihdam sağlanacak...

Her hafta bir şekilde değindiğim gibi büyüme sağlamak için ithalata bağımlı üretim yapısını değiştirmek gerekir. Günübirlik politikaları düşünmemek ve kamu kaynaklarını popülist amaçlı kullanmaktan vazgeçip bu kaynakları yatırımlara yönlendirmek gerekir.

Yatırımların dış kaynaklarla finanse edilmesi, ülkenin dış borçlarını artırır. Ancak dış borçla yapılan yatırımlar, fert başına geliri ve ihracatı artıracağı için, yatırımlar kendi borcunu öder. 

Burada en önemli nokta eğer dış borçlanma tüketimi finanse etmek için veya dış açıkları kapamak için yapılırsa istikrar bozulur; döviz sorunu ve dış borçları çevirmek sorunu ortaya çıkar. 

Toplam ithalat içinde yatırım mallarının payı yüzde 13'ü geçmiyor. 

Eğer ekonomide ithal girdi oranının yüksek olduğu bir üretim yapısı varsa, büyüme olur fakat istihdam artışı olmaz. Söz gelimi, 2010 yılında büyüme oranı yüzde 9.15 aynı yıl işsizlik oranı yüzde 11.9 oldu. Yine 2011 yılında büyüme oranı yüzde 8.77, işsizlik oranı yüzde 9.8 oldu.

Dışa bağımlı üretim yapısı ile büyümenin sürdürülmesi maalesef mümkün olmuyor.

Ekonomi kırılgan, kurlar aşırı dalgalı oluyor. Döviz talebi yüksek olduğu için kur şokları ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak, kalıcı ekonomik istikrar için ekonomide büyüme, yatırım ve istihdam ayağını sağlam temellere oturtmak gerekir...

İyi haftalar...

 

 

Bu yazı toplam 68 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU