Günün Tarihi:17 Ekim 2018

 

 

İnsanın aklının durası geliyor!11 Mart 2018 , Pazar


Abdullah Çelik

Aklın zerresine sahip olan böylesine akıl dışı cinayet işlemez. Hem eşi, hem 4 çocuğunun annesi, hem 1 yıl önce 8 Mart Kadınlar Günü'nde boşanmışlar. Ve Sevgililer Günü, bu geri zekalı sabıkalı kişi böyle bir eşini öldürüyor hayret!

Ve oğluna 'Anneni vurdum, gidin kurtarın' diyor.

Ve intihar mı ediyor? Yok canım, gidip karakola teslim oluyor. Cezaevini mesken ediyor kendine. İslam dinine göre, Kuran'a göre hiçbir Allah'ın kuluna herhangi bir canlının yaşamına son verilmesine izin vermez. Ve … Ve anne olunca, eş olunca düşünmek, çok düşünmek gerek. Ve de gözle görülür. Yaşamla ilgili suçu yoksa, öldürmek niye?

Dört çocuk ne olacak şimdi? Çileli yaşamları olacak. Yazık değil mi? Bu nasıl baba?

Kırk yıl kadar önce çok sevdiğim, takdir ettiğim tanıdığım eşini ihanet belgesi ile yakalamış. Mektuplar var karşılıklı. Mektuplar elinde bana güvendiği için geldiğini söyledi. Can kulağı ile dinledim. Ciddiyetle dinledim. Tatlıya bağlama kararı aldı.

Pek çok kimse beni din adamı bilir. Yanılmıyorlar da diyebilirim. Düzce'nin şimdi ilçe merkezi belediye olan Cumayeri'nde başöğretmendim. Ramazan'da camii de namazdan önce ne Kur'an okuyan var ne de vaaz veren. Çok yaşlı, çok iyi bir din adamı vardı.  Bilal hocam. İzin aldım. 26 akşam o Merkez Camii'de vaazlarda bulundum. İlgi ve takdir de gördüm.

Şehit Cengiz Topel Okulu Müdürü iken Vali Ertuğrul Ünlüer'in açtırdığı Ozanlar Ortaokulu'nda yıllarca din derslerine girdim. Ciddiyetle din dersi yapardım. Bir Müslüman'ın bilmesi gerekenleri öğretirdim.

Prof. Dr. Fizik Uzmanı İbrahim Tekeoğlu, Uzman Doktor Aydın Sarı ve daha pek çok önemli kişiler gurur ve onur duyduğum öğrencilerim var.

Düzce Cumayeri'nden de Prof. Dr. Ahmet Özata eşi Zeliha bana onur veren öğrencilerim. Eğitimliler. Tıp alanında hizmet veriyorlar. Bu nedenlerle öğütlerimi önerilerimi önemli görürler. Gelelim o ele geçirdiği mektupta katil olmayı düşünen dertli tanıdığıma.

Anlattım. Çok dil döktüm. Çok şeyler söyledim. Ve nihayet eşi ve 2 kızı ile mutlu yaşama kararı aldı.

Ne dövdü, ne vurdu, ne öldürdü. Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Mektupları yırttığını gösterdi eşine. Sonra çok zaman birlikte camiye gittik. Namaz öncesi, sonrası söyleşilerimiz oldu. Bir ara 'Sayın hocam vallahi siz cennetliksiniz. Beni katil olmaktan kurtardınız' demişti. Hiç unutamam. Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Çok yaşamadı. Rahmetli oldu. Karısı bir gün yazıhaneme Kur'anla geldi. İki elini Kur'ana koydu.

'Ne benim, ne de o adamın elleri birbirine vallahi değmedi. Sizin iyiliğinizi unutmam' dedi.

Kızı da yanlarındaydı. Nedeni ne olursa öldürme akla gelmemeli. Allah'a havale edilmelidir. En iyisi bu. Bunu biliniz. Şimdi o 4 çocuk ne olacak?

Yerel gazeteler

çok beğenildi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ekibiyle geldi. Çoğu bayanlar, spor salonunda, Çark Caddesi'nde, Demokrasi Meydanı'nda unutulmaz akla gelmez çoğunluk karşıladı, dinledi, uğurladı. Her şey güzeldi.  Sakarya başta valisi ve kamu görevlerini çok iyi yapmışlardı. Üzücü olay hiç olmamıştı. İyi, güzel… Yerel basın ne yapacaktı? Soruları buydu, karamsar olanlar vardı.

Başta Kılıçdaroğlu'nun en iyi manşette veren büyük takdir toplayan telefonla kutlayanların olduğu YENİGÜN oldu. 5 diğer gazete haberi çok iyi değerlendirmiş ve tarafsızlığını göstermişlerdi. Sadece Sakarya Halk Gazetesi'nin manşeti yersiz görüldü. Eleştirildi. Ben yedi yerel gazeteyi alıyorum. Odamda okuyanlar çok. Semih Demirbaş gelip okur. Sizler de okuyun.

Kadına şiddete hayır

Kadın ailenin temeli 

Mutluluk her ferdin emeli

Eller, eşe sevgiyle değmeli

Yolunu dört gözle beklemeli

Kadın erkeğe bir emanet

Emanete olmaz ihanet

Evde olduğu sürece saadet

Huzurlu olmak da marifet

Art arda yıkılmasın yuvalar

Kalmasın ortada yavrular

Sonra onlara kim sahip çıkar

Çığlıkları yürekleri yakar

Kimse, pireyi deve yapmasın

Hatalara takılıp kalmasın

Yaptıklarını kâr sanmasın

Şeytana uyup aldanmasın

Yürekler sevgiyle atmalı

Mutluluğa mutluluk katmalı

Olumsuzlukları unutmalı

Evde huzuru abartmalı

Sevgi bahçesinde var hatır

Aşkı, muhabbeti barındırır

Şefkati de, zulmetmekten ayır

Kadınlara şiddete hayır

EHL-İ SÜNNET

İTİKÂDI

Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ve Eshâbının (aleyhimürrıdvân) yolunda bulunanlara, onların bildirdikleri itikâd üzere inananlara; “Ehl-i Sünnet” denilir.

Allahü teâlâ, Müslümanlardan, Peygamber Efendimizin inandığı ve bildirdiği gibi îmân etmelerini istemektedir. Peygamber Efendimiz bir tek îmân bildirmiştir. Eshâb-ı kirâmın hepsi, Resûlullah’ın bildirdiği gibi inanmış, itikâdda (inançta) hiçbir ayrılıkları olmamıştır.

Peygamberimizin vefâtından sonra insanlar, İslâmiyeti Eshâb-ı kirâmdan işiterek ve sorarak öğrenmişlerdir. Hepsi aynı îmânı; (Ehl-i sünnet itikâdını) bildirmişlerdir. Eshâb-ı kirâm, bu saf ve doğru îmânı, kendilerinden sonra yaşayan; “Tâbiîn” denilen Müslümanlara öğretmişlerdir. Tâbiîn de, öğrendikleri bu bilgileri kitaplara geçirmişlerdir. Sonra gelen; “Tebe-i Tâbiîn” ve daha sonra gelenler; (“Etbâ-ı Tebe-i Tâbiîn”), bunlardan ve bunların kitaplarından bu bilgileri öğrenmişler, kendilerinden sonra gelenlere nakletmişlerdir...

Eshâb-ı kirâmın, Peygamber Efendimizden naklen bildirdiklerini, olduğu gibi, hiçbir şey ekleyip çıkarmadan kabul edip onlar gibi inananlara “Ehl-i sünnet ve’l-cemâat fırkası” veya “Fırka-i nâciye”; bu doğru ve asıl (hakîkî) İslâmiyet yolundan ayrılanlara da, “Bidat fırkaları” veya “Fırka-ı dâlle (dalâlet fırkaları, bozuk-sapık yollar)” denildi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Müslümanların yetmiş üç fırkaya ayrılacaklarını, bunlardan kendisinin ve Eshâbının yolundan gidenlerin (Ehl-i Sünnet ve cemâat itikâdında olanların) Cehennem’den kurtulacaklarını haber vermiştir.

Hadîs-i şerîfte; “İsrâiloğulları, yetmiş bir fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtulmuştur. Nasârâ (Hıristiyanlar) da, yetmiş iki fırkaya ayrılmıştı. Yetmiş biri Cehenneme gitmiştir. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılır. Bunlardan yetmiş ikisi Cehennem’e gidip, yalnız bir fırka kurtulur.” buyurulmuştur.

Eshâb-ı kirâm, bu fırkanın kimler olduğunu sorduğunda; “Cehennem’den kurtulan fırka, Benim ve Eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir.” buyurmuştur

 

Bu yazı toplam 327 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın