Günün Tarihi:5 Aralık 2019

Med Cezir!30 Kasım 2019 , Cumartesi


İlhan Düzgün

Yaşarken hepimizin gel gitleri oluyor,

Bize iyi gelen bir kişi, bir olay, olumlu bir gelişme, hoşumuza giden bir müzik, herhangi olumlu bir gelişme büyük veya küçük olmasından bağımsız bize iyi gelir.

Buna karşın bir ters bakış, bir imalı söz, küçük bir olumsuzluk özetle büyük veya sıkıntılar da bir anda bizi ruhsal olarak yerlerde süründürür!

Kimi zaman ruhsal ve bedensel olarak zirveleri zorlarken, kimi zaman dayerlerde sürünürüz!

Bu med cezirler yaşamımızın hemen hemen her anında var.

Bazen de durup dururken biz kendimizi mutsuz yapıveririz,

Olumsuzluklar okyanusuna bedenimizi pusulasız atar, sonsuz bir sıkıntıya sokarız kendimizi,

Yaşanılan bu anın kısalığından bağımsız sanki ömrümüzden ömrümüzü çalacak kadar uzun olur!

Olmadık bir anda da bir mutluluk bombası atarız ruhumuza ve şartlardan bağımsız mutlu olur, gülümseriz kendi kendimize!

İşte bugün bunları kendiliğinden değil kendimiz yapabilmekten bahsedeceğiz.

Bu konuda önce biraz ViktorE.Frankl(1905-1997) den bahsetmek lazım, Auschwitz kampında yaşadıklarından,

Sağ kalma becerisini geliştirirken; kendi bedeni, ruhu ve çevresi ile verdiği kavga/mücadele ve savaşından bahsettiği, aynı zamanda son kitabı olan “İnsanın Anlam Arayışı” kitabıyla bize kazandırdığı logoterapinin konuyla ilgili kısmını kullanacağız bugün.

Bizim önümüze çıkan engellerden ve bizi mutsuz eden olaylardan bağımsız kendimize iyi davranmanın yolunu arayacağız!

Logoterapi, Yunancada ‘anlam’ anlamına gelen logos ve terapi sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Logoterapibizim “beterin beteri var” sözünü kendi bakış açısına giriş kabul eder, yani yaşamın her koşulda, hatta en kötü koşullar altında bile potansiyel olarak var olduğunu, sürdüğünü varsayar.

Frankl, insanın düşünebileceği en kötü koşullara bile direnerek ve mücadele ederek, göğüs gerebileceğini söyler. Ancak kişinin hayata asılması için, yaşamı ve ölümü anlamlı kılacak bir nedeni,uğruna yaşayacak bir şeyi olması gerekir.

 Özetle mutlu olmayı da mutsuz olmayı da biz kendi kendimize seçebiliriz diyor!

Ama bunu yapabilmek için yaşamın bizim kabul ettiğimiz bir anlamı olmalı diyor,

Yani onun söyledikleriyle devam edersek; “Anlamsızlık duygusunun nedenine gelince, aşırı basitleştirme de olsa, insanların yaşamlarını sağlayacak çok şeyin bulunmasına karşın, uğruna yaşayacakları bir şeyin olmadığı söylenebilir; insanlar araçlara sahip, ama amaçları yok. Elbette bazılarının araçları bile yok.”(sf:129

Yaşamın, yaşamımızın anlamını bulmalı ve bunun peşinde koşmak olmalı esas yolculuğumuz,

Diğer yaşananlar teferruat haline gelmeli yaşamımızda.

Öyleya, yaşam sonsuz değil,

Öyleyse yaşanılan sıkıntı veya mutluluk da sonsuz değil!

Anlık yaşanan mutluluk ve üzüntülerin ardına gizlenip onlarda mutluluk ve mutsuzluk arayamayız,

O anlardan bekleyemeyiz kendimizi!

Dümensiz bir yelkenli gibi rüzgar nereden eserse oraya gidemeyiz,

Dümene kendimiz oturmalıyız önce.

Mutsuz ve kötümser ruh hali içinde çözüm üretmek bile zordur,

Şartlar ne kadar zor ve imkansız olursa olsun önce biz pozitif bir ruh haline taşımalıyız kendimizi,

Gemimizin dümenini sakin sulara çevirebilelim.

Olumlu ruh halini sadece biz kendimize hediye edebiliriz,

Bunun için biraz mevcut şartların dışına çıkacak bir ortam gerekli, biraz fiziksel hareket, biraz da bizi mutlu eden bir şeyler yapmak yeterli olacaktır.

Frankl, kitabında da okuyacağınız gibi en kötü şartlarda – bu kötü şartları tahmin bile edemeyiz bugünün dünyasında- hemen ruhumla oradan uzaklaşırım, üniversiteye kürsüme gider öğrencilerimle konuşur, onlara ders anlatırım, en son teorilerimden bahsederim diyor.

Yani şartlardan ve içinde bulunduğumuz durumdan bağımsız -ki bunlar fiziksel acılar bile olsa fark etmez- düşünmeyi öğrenip olumsuzlukların bizim önümüze engel koymasını önlemek,

Bu konuda sınır yok diyor Frankl, yine kendi sözleriyle açmak isterim konuyu “Şimdi bize, insanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır.

Kendimizi mutlu ettikçe, mevcut şartları da olumlu yönetmeyi becerebiliriz,

İşin özünde beni esas ilgilendiren ise yaşamın her anında iç huzur ve mutluluk bizim gölgemiz olur,

Nasılsa sonlu olan yaşamı sonsuz mutluluğun içine katabiliriz.

Öyle elini, tırnağını çözerek çözemeyiz sorunları böyle çözeriz!

Bu da bir görüş, saygı duyarız,

Biz bir alternatifimiz olsun istedik! 

Bu yazı toplam 72 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU