Günün Tarihi:14 Ekim 2019

“Seni öldürsem bile üzülmem.”30 Temmuz 2019 , Salı


Seyfi Yücel

On üç yaşında çocuk: “Seni öldürsem bile üzülmem.”

Geçtiğimiz hafta televizyonda izlemiş; gazetelerde dikkatinizi çekmiştir. Adana’da yaşları 0n-on üç arasında üç “çocuk” sokakta yakaladıkları gebe kediyi yalayıp gezdirdikleri pitbul cinsi köpeğin önüne atarak vahşi bir şekilde kedinin ölmesine neden oldular. Video görüntülerinden de köpek kediyi parçalarken çocuklar da çılgınca “zevk alarak” izliyorlar. Bu olayı öyle sıradan geçiştirerek, basit bir polisiye olay gibi değerlendiremeyiz. İzlediğimiz görüntülerden geriye doğru giderek bu çocukların nasıl bu hale geldiğini sorgulamamız, irdelememiz gerekiyor.

****

Toplumdan ciddi tepki gelince kolluk kuvvetleri çocukları kısa sürede yakalayıp adalete teslim ettiler. On, on üç yaşında üç çocuk güvenlik kuvvetleri eşliğinde adliyeye götürülürken beden dillerine bakıldığında adeta kahraman, yaptıklarından pişman olmayıp aksine çok da mutlu olduklarını görüyoruz.

****

Polis memurları çocukları arabaya bindirirken gazeteci soruyor, Kediyi öldürürken üzülmedin mi? Diye. Çocuk da gayet rahat bir şekilde şu dehşet verici cevabı veriyor: “Niye üzüleyim abi, senide öldürsem üzülmem…” Diğer çocuk: “Yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter…” Üçüncü çocuk: “Abilere selam çatışmaya devam…” Çekim yapan gazetecilere: “Çek çek âlem yakışıklı görsün…” gibi ifadeler kullandılar. Mahkeme çıkışında göğüslerini kabartarak, kahraman edasıyla, “Ben dokuz ay aldım. Bu lavuk altı ay aldı…” gibi sözler söyleyerek kendilerini sanki bir makam, unvan sahibi olmuş gibi görüyorlar.

****

Değerli dostlar bir eğitimci olarak söylüyorum; bu durum normal değil, normal olarak kabul edemeyiz. Üzerinde çalışmamız, kafa yormamız, irdelememiz, sorgulamamız; çocuklarımızın bir daha bu şekilde davranmamaları için tedbirler almamız gerekiyor.

****

Bu çocuklar bu noktaya nasıl geldi? Kendimce bilgilerime, gözlemlerime dayanarak kendimce birkaç madde sıralamak istiyorum. Bu çocuklar sadece üç kişi değil, yüz binlercesi aynı potansiyele sahip; aynı ruh halinde dersek abartmış olmayız. Bu noktaya nasıl geldiğimizi bir eğitimci perspektifiyle değerlendirmek istiyorum.

****

*Bu noktaya gelişimizin birinci nedeni test çözmeye, ezbere dayalı; değerler eğitimini ihmal eden, öğrencilere “istendik davranış” kazandırmayı beceremeyen eğitim sitemimizdir.

*Annenin saatlerce, günlerce televizyon başında olduğu; babanın kahvede günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca kağıt oyunundan başını kaldırmadığı bozulan, dağılan aile kurumumuzdur. Televizyon başında, kahvehane köşesinde yıllarını tüketen anne-babalar çocuklarının ne yaptıklarını, nereye gittiklerini, kimlerle arkadaşlık ettiğini maalesef bilmez, ilgilenmez hale geldiler.

*Kurlar Vadisi ile başlayıp onlarca türevinin oynatıldığı, vurma, kırma, öldürme, kafa koparma jargonlu onlarcası türetilen televizyon dizlerini sanal karakterleri çocuklara, gençlere rol model oluşturmaktadır. Çocuklar hayali kahramanları kendilerine örnek almaktadırlar. Kimse müdahale etmeden gözünü para hırsı bürümüş yapımcılar ile şizofren senaristlerin elinde çocuklarımız heba olup gitmektedir.

*Bilgisayarın gelişmesiyle beraber internet kafeler, bilgisayar oyun salonları açıldı. Bazılarını uygun şartlarda olduğunu görmemize rağmen çoğu izbe pasajlar içinde, merdiven altlarında camları kaplanmış, ekranlarının etrafı panelle kapatılmış halde çocuklara hizmet veriyor. Yıllardır dilimizde tüy bitti; gidin, bakın, denetleyin… Çocukların buralarda öldürmeli, kafa koparmalı, kan fışkıran oyunları hiç engelsiz oynadığını göreceksiniz. Birkaç dakika izleyin çocukların nasıl çılgınca bağırdığını, ağır küfürler ettiğine şahit olacaksınız. “Abilere selam, çatışmaya devam” dediği abilerle işte buralarda tanışıyorlar. O abiler buralarda mesken tutmuş vaziyetteler…

****

Daha çok sebep sayabiliriz. Ama gerçek lan bir şey var ki, çocuklarımızın kişilikleri bozuluyor. Gün geçtikçe aileden, insan sevgisinden, doğadan, hayvan sevgisinden, insan sevgisinden uzaklaşıyor. Bu gidiş de hiç iyiye gidiş sayılmaz. Vakit geçirmeden şapkamızı önümüze koyup, gerekli tedbirleri almamız gerekiyor…

 

 

Bu yazı toplam 309 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU