Günün Tarihi:23 Ekim 2018

 

 

TEKNOLOJİYİ YANLIŞ ANLADIK11 Ekim 2018 , Perşembe


Özlem Doğan

Teknolojiyi yanlış anladık, çocuklarımızı ve hayatlarımızı fişte unuttuk.


Uzunca bir zamandır üstünde düşündüğüm ve gözlemlediğim bir konudan bahsetmek istiyorum; Teknoloji, çocuk, aile, iletişim ve eğitim girdabı...
Hep birlikte eğitim sistemini eleştiriyoruz. Evet, eksikleri var, sistem krizleri var.Peki ya biz ailelerde ki eksiklikler ve sistem krizleri.
Şimdi, eğri oturalım doğru konuşalım, özeleştiri yapalım;
Bir ülkenin coğrafi koordinatlarını, yüz ölçümünü, barajını ve yerini değiştiremezsin, matematikte bir üçgenin dik açısının 90 derece oluşunu, üçgenin iç açıları toplamının 180 derece oluşunu, Türkçe de yüklemin yerini ve görevini, zamirin tanımını, tarihte ise; İstanbul'un Fethi’nin, Çanakkale Zaferi’nin, Kurtuluş Savaşı’nın tarihini değiştiremezsin.Evet sınav sistemleri, müfredatlar değişebilir fakat temel taşı olan bilgi aynıdır. Toplama ve çıkarma aynıdır. Yani her türlü çalışan başarır. Okul ve aile arasında doğru bir iş birliğiyle ortaya büyük mucitler çıkabilir.Fakat bu iş birliğinde herkes üstüne düşen görevi layığı ile yerine getirebilirse.Buraya kadar her şey bildik şeyler. Şimdi gelelim işin yanlış anladığımız teknoloji tarafına;
Dijital bağımlılık ve yan etkileri büyük bir hızla kontrolüne alıyor hepimizi. Çocuklarımızı bu bağımlılığa biz itiyoruz;
Ellerine verdiğimiz uyuşturucunun etkilerinin henüz tam farkında olduğumuzu düşünmüyorum.
Zira; Maddi durumu iyi olsun olmasın, Ağzındaki salyasını henüz toparlamayı beceremeyen bebeklerinin eline telefon tutuşturan, bu şekilde kolay yemek yedirmeyi seçen, çocuğunun tablet ve telefonu açıp kapayabilmesini zekâ göstergesi sayan, ‘aman tüm arkadaşlarında var şimdi mahcup mu hissetsin onların arasında’ deyip bunu eksiklik zanneden, ‘teknoloji çağındayız niye sakınayım’ deyip çocuğunu başından savdığını kendine bile manipüle eden aileleri, her günher yerde izlemeniz mümkün. Bu örnekleri ben çoğaltmadan da hepinizin aklında onlarca örnek canlanacağını tahmin ediyorum, zira sessizce biraz etrafı izlemek yeterli olacaktır. Başta kendi çocuklarım olmak üzere çevremde ki çocuklara yardım edebilmek için, kalktım eğitim koçu olmaya karar verdim. Seminerleri izledim. Ve bir gün bir sunum esnasında, aklımda şimşeklerin çaktığını fark ettim. Eğitim danışmanlıkları, kariyer danışmanlıkları, yaşam koçlukları vs. ortada bir virüs vardı ve bu programlar aşı niyetine imdat diyen ailelere yardım etmeye çalışıyordu. Fakat imdat sesini veremeden kalan ailelerde az değildi elbet. Durumun ciddiyeti göz ardı edilemez boyutta.
Bağımlılık için bir şeytan yaratıyor sonra onunla baş etmeye çalışıyoruz. Bağımlılık deyince ilk akla gelen uyuşturucu maddelerdir belki ama çağın getirisi uyuşturucu da şekil değiştirip, dijital ortam olarak karşımızda yerini aldı bir bakıma. Çocuklarımızı hayatı tanımadan, bağımlılıkla tanıştırmaya başladık. Bağımlılık duygusu her insanda dozu farklı olsa da mevcuttur. Fakat bağımlılık dozu yüksek kişi bir uyaran almadığında, hayatı boyunca bağımlı olmazken, bağımlılık dozu düşük bir çocu küçük yaşta alacağı bir uyaranla bağımlılığa yatkın hale gelebilir. Biz salyası ağzında bir bebeğin eline telefon vermekle, onu bağımlılıkla tanıştırıyoruz. Ve sonrası malumunuz dikkat dağınıklığı, düşük ders başarısı, sosyalleşememe ve aileler arası kopuk ilişki, hatta burada henüz ayrıntıya giremediğim birçok olumsuz etki. Daha da kötüsü aile içindeki ortak tarihin, yani aileyi birbirine bağlayan sevgi ve paylaşımların azalması veyahut oluşturulamaması.

 Başarı okuldan önce evde başlar. Sistemleri eleştirebiliriz. Kurumlardan, yenilikleri ve daha iyiyi talep edebiliriz. Bu en tabi hakkımız. Mesela; Fransa Ulusal Meclisinde; 3-15 yaş arası çocuklara cep telefonu kullanma ve taşıma yasağı senatoda onaylanmış. Evet,birçok mücadele örneği var. Fakat iş önce bizde başlar. Teknolojinin kullandığı bireyler değil, teknolojiyi doğru kullanan bireyler yetiştirmeliyiz. Doğru zamanda, doğru şekilde tanıştırmalıyız dijital hayatla. Avm'lere, götürmek yerine, doğal hayatla tanıştırmalı, doğaya ve başka yaşamlara saygıyı öğretebilmeliyiz. Yeteneklerini, karakterlerini ancak ortak paylaşımlarla gözlemleyebilir ve onların gelecekte yürüyecekleri yola ışık tutabiliriz. Bir çocuğun en yaşamsal ihtiyacı, başarı için ihtiyacı, mutluluk için ihtiyacı; hiç bir masraf gerektirmeyen sevgi, ilgi, ona iyi örnek olan anne-baba ve emektir.

 

Bu yazı toplam 414 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın