Günün Tarihi:24 Nisan 2019

TOPLUMSAL KALİTE, BİREYSEL GELİŞİMLE BAŞLAR…11 Nisan 2019 , Perşembe


Özlem Doğan

TOPLUMSAL KALİTE,

BİREYSEL GELİŞİMLE BAŞLAR…

Bir kelebeğin kanadındaki toz misali etkilerimiz var birbirimize karşı. Her bir toz tanesi değerli. O tozlar ki eksildikçe uçamaz hale gelir kelebek...
  Henüz 15 yaşında idim sanırım. Pencere ile perde arasına sıkışmış bir kelebek görmüştüm. Büyük bir heyecanla ve iyi niyetle atılmıştım kelebeği kurtarmak için. Dışarı çıkmak istiyordu. Kanatlarından tutmuştum ve elimde pudramsı, simli gibi toz zerrecikleri kalmıştı. Hemen arkamda duran Ömür baba atılmıştı;
-Dur yapma!
  Ama geç kalmıştı ben çoktan tutmuştum onu. Neden sonra Ömür baba, parmaklarımın arasındaki kelebeği nazikçe avucunun içine aldı.
-İşte böyle almalısın. Eğer parmaklarınla sıkıca tutarsan uçmasını sağlayan, biraz önce elinde kalan tozlarına ve kanatlarına zarar vermemiş olursun.
  Çok üzülmüştüm.
-Peki, şimdi uçamayacak mı?
-Üzgünüm. Dilerim uçamayacak kadar zarar vermemişizdir.
  Kelebeği alıp dışarı çıkmıştı. Sonra ne oldu o minik kelebeğe bilmiyorum ama o günden sonra ne zaman bir kelebeğe dokunmam gerekse, o an aklıma gelir...
  Hayat ve hayatımız için attığımız her adım önemli. Bir şeyi sadece benim yapmamla ne değişir ki dememek gerek. Kelebeğin kanadındaki her bir toz zerresi misaliyiz... Onlar bir bütün olamazsa kelebek uçamaz... Yani insan değişikliğe önce kendinden başlamalı ki toplum aydınlanabilsin, yükselebilsin, sonra bütün olarak uyumlu ve saygılı yaşayabilsin... Doğallığa ihtiyacımız var.
    Zamanın içinde hayatlarımızı bir örümceğin işlediği ağ misali işliyoruz. Duygusal, zihinsel, maddesel ilişkiler ağı... Görünmez ama çok bağlayıcı. Toplumsal bir şebeke oluşuyor sonra. Hatta öyle bir şebeke ki yapış yapış. Bir sineğin örümcek ağında kıvranışına benzetiyorum, kimi zaman insan yaratılışına tamamen ters düşen, toplumsal yaptırımların içinde kıvranan insanın halini. Kendi eliyle ve yine belki bir gün kendisinin içine düşme ihtimali olabilecek bir ağ yaratıyor insanoğlu... Ünlü Fransız Sosyolog Durkheim'ın toplumsal intihar yazıları düşüyor aklıma, bireyin toplumda yalnızlaşması... Vs... Doğal yaşamı reddetmemeli diyorum sonra. Ormana karışıp gitmek değil doğala karışıp gitmekten kastım. Yaratılış doğasına ulaşmak. Hani şöyle içinden geldiğince özgür, içinden geldiğince çocukça... Ama hayır roller yüklemek varya. Etiketler ve kendi elimizle zirvelere koyduğumuz çıtalara ulaşmaya çalışırken, hırs kusarak ve hırslar içinde boğularak yaşamak dururken kim ne yapsın, yaratılış doğası olan ahsenliği bulmayı… Oysa doğalımızı bulursak işte o zaman belki hem birbirimize, hem de dünyayı paylaştığımız diğer canlara zarar vermemeyi başarabilir, uyumu yakalayabiliriz.
Çok üç noktalı cümlelerle yazdım biliyorum. Üç nokta manidardır bana göre. Değerlidir. Daha çook söyleyeceklerim var ama birazda siz kendinizce yorumlayın bile demektir... .
Keyifli bir gün dilerim. Saygılar ⚘
.

 

Bu yazı toplam 189 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama