Günün Tarihi:14 Ekim 2019

Türkiye’nin insan kaynakları yönetimi sorunu24 Eylül 2019 , Salı


Seyfi Yücel

Türkiye’nin insan kaynakları yönetimi sorunu

TUKİ 2017 verilerine göre 20-34 yaş grubunda 253,640 kişi çalışmak üzere yurt dışına gitmiş. Yurt dışına giden gençlerimizi ayrıntı analizlerine baktığımız zaman çoğunluğunun üniversite mezunu ve Türkiye’nin iyi üniversitelerinden mezun gençlerin olduğu görüyoruz. Her ne kadar ünlü bir siyasetçimize sorulan soruda, “Benim beynim yerinde duruyor, bir yere gitmedi” dese de beyin göçü ülkemizin en önemli sorunlarından birisi olduğunu söyleyebiliriz.

***

Geçtiğimiz günlerde mesai arkadaşım değerli meslektaşlarımdan birisiyle yemek yerken bir genç masamıza geldi, “Hocam afiyet olsun. Ben eski mezunlarınızdanım” dedi. Kısa sohbetimizde ziraat fakültesini bitirdiğini, birkaç yıl iş aradığını, bulamadığını söyledi. Şimdi arka tarafta okul inşaatında çalıştığını, üzüldüğümüz fark edince de, “Hocam sadece ben değilim, yirmi kişi çalışıyoruz, on beşi üniversite mezunu” dedi.

***

TUİK 2019 verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı % 13 seviyesinde. Sayı ile fa ettiğimizde de 4 milyon 263 bin rakamına ulaşmış durumda. Kısa dönemde de azalacağı yönünde ışık gözükmüyor. Genel işsizler arasında (15-24) yaşa aralığında genç işsizlik oranının da % 24,8 gibi oldukça yüksek bir orana yaklaştı. Üniversite mezunlarında bu oranın daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

***

Ekonomiye nitelikli işgücü yetiştirmek üzere faaliyet gösteren meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının okullarını bitirdikten sonra eğitim gördükleri alanda istihdam edilme oranı % 8-11 oranında olduğu görülüyor. Başka bir ifade ile oldukça pahalı olan ve bana göre Türkiye ekonomisinin kalbi olan/olması gerek meslek liselerimizden, meslek yüksekokullarından mezun ettiğimiz her on öğrenciden ancak birisi eğitim gördüğü alanla ilgili çalışıyor; diğerleri pazarcılık, garsonluk, dolmuş şoförlüğü gibi daha çok sıcak para getiren meslekleri tercih ettiklerini görebiliyoruz. Oysa işletmelerin de talep ettikleri işgücü arasında % 36,4 gibi en yüksek orana sahip olduğunu söyleyebiliriz. Burada bir yanlışlığın, çarpıklığın, büyük bir maddi ve emek israfının olduğunu ifade edebiliriz.

***

Lise ve üniversitelerden mezun olan gençlerin maalesef tek hedefi devlette çalışabilmek… Geçtiğimiz ay KPSS’ye giren kalabalığı gördüm. Üniversitenin neredeyse tüm derslikleri doluydu. Her yaştan hatta evli, çocuk sahibi olanlar da devlete girebilmek için sınavda ter döküyorlardı. Başta büyük şehirler olmak üzere diğer şehirlerde de sınava girenleri düşündüğümüzde sayının ne kadar yüksek olduğunu düşünebiliriz.

***

Gençlere kulak verdiğimde derin bir umutsuzluk içinde olduklarını görebiliyorum. Ne yapacaklarını kestiremez durumdalar. Özellikle üniversite mezunlarının omuzları çökmüş durumda. Üniversitenin çeşitli bölümlerinden mezun olmuşlar; yaşları ilerlemiş, büyük hayal kırıklığı içinde bir umutla iş aramaya, ekmeklerini kazanmaya gayret ediyorlar. Mühendislik okumuş gençlerin asgari ücretle çalışmaya razı oldukları ama iş bulamadıklarını ifade ediyorlar.

***

KPSS adil bir sınav olduğunu söyleyebiliriz. Daha çok çalışan daha yüksek puan alıyor ve bir anlamda adalet sağlanabiliyor. Oysa KPSS’yi kazanmak yetmiyor. Peşinden gelen mülakat gençlerin umudunu kırıyor. Tanıdık, siyasi destek; dayı, amca, hala, teyze desteği olmadan mülakatta başarılı olma şansı yok gibi gözüküyor. Doksan puan üstünde alıp mülakatta sonuncunda altmışlı puan alanın gerisinde kalan gençlerin dramını basında görüyoruz. Bana göre bazı özel alanlar dışında mülakat uygulaması Türkiye’nin insan kaynaklarını kurutuyor.

***

Belediyeler ülkemizde geniş istihdam alanı sağlayan kuruluşlar. Belediyeyi yöneten siyasi ekibe yakın olmadığınızda belediyelerde işe girme şansınız neredeyse sıfır diyebiliriz. Parti yetkilisi, eş-dost, yakın akraba olmadığı sürece belediyelerde çalışma imkânı olmuyor. Bu hastalığın küçük, orta işletmelere de bulaştığını söyleyebiliriz. Çevremde gördüğüm üç-beş kurumsal özel işletme dışında işe girmek için yine tanıdık bulunması gerekiyor, birisinin sizi diğer başvuranların önüne geçirmesi gerekiyor. Bu durum bana göre Türkiye’nin en büyük hastalığı haline geldi. Hak edenin, hakkıyla kazananın yerine “torpilli” kişilerin tercih edilmesi hem yetişmiş iş gücünü körelttiği, gençlerin umudunu kırdığı gibi toplumda büyük ahlaki çözülmeye de neden olduğunu söyleyebiliriz.

***

Sonuç olarak eğitimci ve ekonomi alanında ihtisas yapmış birisi olarak; kaynakları, coğrafyası, girişimci toplum yapısı itibariyle avantajlı, güçlü bir ülke olduğumuz düşünenlerdenim. Ekonomik kalkınmanın, gelişmenin temelinin iyi yetişmiş insan faktörüne bağlı olduğunu ifade etmeye çalışanlardanım. Bizde insan kaynakları planlamasının, yönetiminin iyi olmadığını söylemeye çalışıyorum. İnsanımız iyi yetiştirirsek, “İşi ehline vermeyi” becerebilecek bir toplumsam yapı kurabilirsek Türkiye’nin geleceğinin aydınlık olacağına kuşku duymuyorum…

 

 

Bu yazı toplam 140 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU