Günün Tarihi:20 Haziran 2019

Türkiye'nin orada ne işi var ?12 Haziran 2019 , Çarşamba


Ümit İpeksoy

  Son yıllarda bu sözü muhalefet parti liderlerinden ve muhalif yazarlardan çok sık duyar olduk.

Türkiye'nin Suriye de ne işi var?

Türkiye'nin Afrin de ne işi var?

Türkiye'nin El Bab da ne işi var?

Türkiye'nin Katar da ne işi var?

Türkiye'nin Sevakin de ne işi var?

Türkiye'nin Doğu Akdenizde ne işi var?

En son olarak da ; Türkiye'nin S 400 lerle ne işi var?

 

Bu ve belki aklımıza gelmeyen daha birçokları.

Bu sorulara  hükümet edenler de “ne işimiz var arkadaş” demiş ve buna uygun davranmış olsaydı neler olurdu hiç düşündünüz mü?

Şu anda Kuzey Suriye ve Irak tan toprak almış bir terör devleti kurulmuş, sözde seçimleri yapılmış, meclisleri oluşturulmuş ve İsrail ile ABD gizli servislerinin telkinleri doğrultusunda, Türkiye'nin Güneydoğu ve doğusundan toprak isteyen, PKK yı aklımızın almayacağı kadar güçlü bir ordu haline getirip üstümüze salan bir manda devletle komşu olacaktık.

Her gün Türkiye'nin bir metropolünde bombalar patlayacak ve halka korku salıp sindirecek yada iç savaşa sürükleyeceklerdi bu ülkeyi.

            Doğu Akdenizde petrol ve gaz arayamayacak kadar aciz olup Yabancı petrol şirketlerine yalvaran bir devletçik olacaktık. Önüne atılan artıklarla yetinmek zorunda olan.

Kıbrıs elimizden gidecek ve biz yüreğimizin büyük bir parçasını, bekamızın olmazsa olmazını Emparyelistler tarafından iştahla yutulurken sadece seyredecektik.

Bu işler Türkiye'nin orada ne işi var demekle olmuyor. Türkiye orada olmalı ama şöyle bir yol izlemeli diye yol göstermekle, destek olmakla, eksik kapatmakla, açılım yapmakla oluyor. Kafalarımızı ataletle boşaltmak değil milletin bekası için doldurup kullanmakla oluyor.

Bu işin neden beka sorunu olduğunu anlamak için biraz düşünmek gerek. Ama anlamak için önce kafalarımızın ne kadar kirli bilgi ile doldurulmuş olduğunu görüp temizlemek gerek. Canım, cicim, hayatım diyenlerin iş biraz sıkıya geldiğinde nasıl “İt” li konuşmaya başladığını görmek gerek.

Bu ülkenin en büyük metropolünün başına Yunan gazetecinin deyimiyle “bizim Pontuslu'”nun getirilmeye çalışılmasından da mı anlamadık sanıyorsunuz. Aynı partinin İstanbul'un Türkler tarafından fethedildiği güne “zulmün başlangıcı” diyen il başkanından da mı anlamadık sanıyorsunuz.

Biz sizi geçmişte bıraktığınız kap kara lekelerden tanıyoruz.

Bir başbakanı astıracak kadar fütursuz oluşunuzdan, TÜBİTAK’ta, vatanı için gecesini gündüzüne katıp çalışan genç mühendislerin acımazca katledilişinden, 1962 yılında Türkiye'nin 1.000 metreye kadar yükselebilen ilk füzesini yapan 1 yıl içerisinde başarılı birçok deneme sonrası gökyüzüne füze içerisinde canlı fare göndermeyi bunu fotoğraflamayı ve paraşütle canlı olarak geri getirmeyi deneyecek kadar cesareti bulunan Kirkor Divarcı'nın bir gecede tüm çalışmalarını yakıp, tüm çalışma alanlarını kapattıranlardan tanıyoruz, bu ülkede taş üstüne taş koymaya çalışan kim varsa onun kafasını kopartmak için sahaya sürdürdüğünüz alçak piyonlarınızdan tanıyoruz. 

Türkiye'nin buralarda ne işi olduğunu anlamak için önce şanlı tarihimize, sonra da Yeni Zelanda katliamcısının silahında ki şifrelere bakmak gerek, cevap orada yazıyor.

Anlayana. Ya da anlamak isteyene diyelim.

 

 

Bu yazı toplam 430 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama