Günün Tarihi:15 Aralık 2019

Yeni “Silah Kardeşliği” Stratejisi19 Temmuz 2019 , Cuma


Şaban Köktürk

Yeni oluşacak dünya düzeninde kendi güç ve konumunu kanıtlamayı amaçlayan devletlerin başında Rusya gelmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile süper güç statüsünü kaybeden Rusya, son on yılda izlediği dış ve güvenlik politikalarıyla eski konumuna ulaşmanın planlarını çizmektedir. Bu nedenle “yakın çevre” ve “ulusal çıkar alanları” gibi kavramlar geliştirerek nüfuz alanlarını belirlemekte ve diğer güçlerle de bu doğrultuda politik-ekonomik ilişkiler kurmaktadır. Bu bağlamda Rusya’nın stratejik hedef ve önceliklerinin belirlenmesi ve anlaşılması uluslararası sistemdeki ülkelerin Rusya ile ilişkilerindeki dış politikalarının şekillenmesinde etkili olabilecektir.

Rusya’nın stratejilerine “Yakın Çevre” ve “Çıkar Alanları” gibi noktalardan irdeleyecek olursak S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin Türkiye özelinde Rusya’yı çok özel biri konuma taşıyor. S-400 sadece bir silah olmaktan çıkıp Rusya’ya Avrupa ve hatta Amerika’nın kapısını açıyor. Güvenlik endişelerimiz bizi bu silahı almaya itmiş olabilir fakat doğruların içinde yanlışları da görmemiz gerekiyor. “S-400” sözcüğü Ülkemiz insanının zihninde “bizi koruyacak tek şey” olgusuna dönüşmüş, üretici ülkenin kötü “komşuluk” ilişkisi adeta unutturulmuştur. Silahı üreten ülke zihnimizde sütten çıkmış ak kaşığa dönmüş durumda. Ulusal basında S-400 öyle bir kanıksandı ki sanki milli bir silahmış gibi algılamaya başladık milletçe. Ulusal basının bu tutumu silahı üreten Rusya’nın nasıl bir devlet olduğunu geri plana itiyor. Tekrar etmekte yarar var diye düşünüyorum. Rusya ile “Silah kardeşliği” stratejisi uzun vadede ülkemize büyük zararları olabilecektir. Rusya bizi sevdiği için bu silahı vermiyor. Eğer stratejisine ters düşen bir ülke olsaydık, yanına yaklaştırır mıydı acaba? Rusya bu savunma sistemini para kazanacağı için değil, Türkiye’ye iyilik yapmak için değil, sadece ve sadece KENDİ ÇIKARLARI hizmet etmesi için veriyor. Türk-Rus ilişkilerini irdeleyen sayısız eser var. Bu eserler incelendiğinizde tarihin hiçbir zamanında “sürdürebilir” iyi ilişkilerimizin olmadığını görebilirsiniz. Rusya’nın Türkiye’ye karşı GENETİK YAPISI bugünden yarına değişmeyecek türdendir. Bu noktadan hareketle Rusya’nın stratejik hedeflerini yorumlamak zor olmasa gerek. Son 300 yıllık coğrafi komşuluk ilişkilerimizde pek hoş şeylerin olmadığı ortada. 12 Eylül 1699’da Rus Krepost gemisinin Pamburg isimli ayyaş kaptanın İstanbul’daki rezaletiyle başlayan bir süreç aslında… Düşünmesi ve söylemesi bizden takdir sizden…

 

Bu yazı toplam 549 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU