Günün Tarihi:28 Ekim 2020

‘Hedefimiz; Dünya ARENASI’


2015 EFQM Avrupa Mükemmellik Ödülü’nü alan Türkiye’deki tek üniversite olan ve ardından “KALDER Mükemmellik Elçisi” ödülünü alan Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, hedeflerinin Dünya üniversitesi olduğunu söyledi.

Yazıp, çiziyoruz, Avrupa ödülü diyoruz. Israrla gündeme getiriyoruz. Sizler de “Ne var bunda, ne kadar da önemliymiş bu ödül. Ne önemi var ki?” diye söyleniyorsunuz. Evet gittim, gördüm, Avrupa Mükemmellik Ödülü’nü aldım elime, inceledim. SAÜ Rektörü Prof.Dr. Muzaffer Elmas ile kalite ödülünü, yaşadıkları süreci, beklentileri ve hedeflerini konuştuk. Şunu belirteyim ki, elime aldığımda çok ağır olduğunu hissettiğim ve cam kristal üzerine işlenmiş bu ödülü SAÜ çoktan hak etmiş bile... Başarılarıyla dolu ve Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında yerini alan Avrupalı SAÜ ve Rektörü, şimdi gözünü Dünya Arenası’na dikmiş. Bu vesileyle SAÜ’nün yönetimini ve çalışanlarını bir kez daha tebrik ediyorum. İşte bu ödülün hikayesi ve Muzaffer Hoca’nın hedefleri…

1992 yılında kurulan üniversitemizin bugünkü geldiği durumu kısaca özetler misiniz?

3 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı kanun ile Sakarya Üniversitesi kurulmuştur. 90 sonrasında kurulan üniversiteler arasında akademik ve teknik altyapısını hızla tamamlayan üniversitemiz idari birimleri ile ISO-2002 Kalite Belgesi ile "EFQM Mükemmellik Yetkinlik Seviyesi Kalite Belgesi"ne sahip ilk ve tek devlet üniversitesi olup, laboratuar, eğitim ve sosyal hizmetler, internet alt yapısı ve bilişim sektöründeki atılımlarıyla bir çok üniversite için örnek oluşturmaktadır.

En son aldığınız ödülle Avrupalı olan Sakarya Üniversitesi, bu sürece nasıl hazırlandı ve bu başarı nasıl sağlandı?

86 bin öğrenci, 3 bin çalışanı, 500 bölümü ile çok büyük bir kitleye sahibiz. Bu ödüle başvurmamızda bunun büyük yankısı oldu. Daha önce başvuran üniversiteler bir birim ile ya da fakülte ile başvuruyordu. Mesela Marmara Mühendislik Fakültesi daha önce bu süreçte sadece finalist olmuştu. Bizim ödül almamız yankı uyandırdı. Bu ödül, serbest hareket eden büyük dev firmaların başvuruda bulunduğu Avrupa sahnesi ödülüdür. Biz bu sürece gelene kadar daha önce 2010 yılında ‘Mükemmellik’, 2013’te ‘Süreklilik’, arada aldığımız belgelerle ‘Avrupa Kalite’ ödülünü yakaladık.

Bunun yanı sıra KALDER’in ödülünü de aldınız bu nasıl gerçekleşti?

Evet, Mükemmellik Elçisi ödülü aldık. Bunun özeti şu. İş yönetim biçimimiz, değişim, paydaşlarla diyaloglar, şeffaflık, liderlik kriterleri baz alındı. Bu bağlamda değerlendirme yapılıyor. Bir haftalık bir gözaltı inceleme sürecimiz oldu. Bu ödüllerle aslında Dünya’daki evrensel normlara uygun olduğumuz kanıtlandı.

Bu ödülden büyük ödül yok mu?

Tabii ki var. Aldığımız bu ödül, en üstü değil, ama onu da almak istiyoruz. Burada finalist olmamız bile büyük başarı. Bu ödül evrensel anlamında, bir kurumun yönetim biçiminin değerlendirilip ödül verilen kurumuz. Bu ödüllerin benzerleri Japonya’da, ABD’de var, ama en prestijlisi ‘Avrupa ödülü’ oluyor.

Kıtalar arası diğer üniversitelere bakarsak SAÜ nerede?

Dünya küçük bir köye dönüştü. Kurduğumuz sistem evrensel bir sistem. Türkiye, ABD gibi değil. Avrupa sistemine entegre olmuş durumda. Ama Türkiye bulunduğu konum itibariyle Asya, Afrika ve Avrupa’nın merkezi. Ama uygulamalarımız ABD ile uyumlu, yani eğitimi, öğretimi, sistem uygulayışı anlamında. Biz bir model geliştirelim ve Dünya’nın tüm kıtalarına entegre olalım diyoruz. Zaten kurduğumuz sistem, nereye başvurursak vuralım bize başarıyı getirir.

Bu arada kalite sürecini çok önemseyen Rektör Elmas devam ediyor…

Biz bu modeli getirerek bürokrasiden kurtulduk. Kalite süreçleri, akreditasyon olma derken, kağıt trafiği, bürokrasi sorunu yaşıyorsunuz. Bu trafiği yönetmekte bir hayli zorlanıyorsunuz. Akademisyenler zorlanıyor. İşte kurduğumuz model ile bunu bitirdik. Şimdi iddiamız Dünya’nın her yerine akredite olmak. Üniversiteler Birliği’nin değerlendirmesini bekliyoruz. Avrupa tam entegre için başvurduk. Ödül aldık, iş bitti yok. Bir sonraki sene Dünya’nın en iyi ajansına başvurmaya hazırlanıyoruz.

SAÜ’nün ev sahipliğinde gerçekleşen kongreler, konferanslar ve araştırmalar bu süreçte ne kadar etkili oldu?

Çok önemli kongrelere ev sahipliği yapıyoruz. Hatta geçtiğimiz hafta önemli bir kongre yaptık ve üst düzey katılım oldu. Yurt dışından, Asya’dan, Ortadoğu’dan, Avrupa’dan uzmanları ağırlıyoruz. Dünya’daki gelişmeleri yakından izliyoruz. İlişkilerimiz Asya ve Avrupa ile çok iyi. Uzmanlarla workshop yapıyoruz. Bu çalışma metodumuz zaten evrensel olduğumuzu kanıtlıyor. Türkiye’ye model olma konusunda hızla ilerliyoruz. Çoğu üniversiteler bize geliyor, paylaşımlar yapıyoruz, sürece nasıl entegre olduk fikir alış-verişi yapıyor ve modellerimizi paylaşıyoruz. İyileri birleştirip, daha ileri gidiyoruz.

Vatandaş, ‘Bu ödül alındı da ne oldu, şehre ne katkısı var?’ diye soruyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet bu gerçekten çok konuşuluyor. Ne oldu, ne kattı deniliyor. Bu tür ödüllerin ve süreçlerin üniversitelere faydaları 3-4 sene sonra görülüyor. Avrupa’da tüm bölümleriyle akredite olmuş tek üniversiteyiz. Teknokentimiz var. Mesela iki yıl üst üste başarı ödülü aldık. Hatırlarsanız eğitim seviyemiz 54. sıralarda diye konuşuyor ve basınımız yazıyordu. 70nci sıradan 54’e, şimdi de aslında 36’ya çıktık. 20 sıra birden yükseldik. ODTÜ’nün bu konuda araştırmaları var. Neden? Bizim gibi kurumlar ancak bir-iki sıra yükselirken, biz 20 sıra yükseldik, işte bu araştırılıyor.

Yani hedefe ulaşmak için her yol deneniyor mu?

Hedef odaklı çalışıyoruz. Dünyada üniversitelerin bile yükselme parametreleri 4-5 sıra olurken, biz 20 sıra yükseliyoruz. Kalite süreçlerinin bize getirdiği metot sonuç odaklı çalışmaktır. Yönetim olarak bu modeli destekliyoruz. 200 yayından, 600 yayına çıktık. Türkiye sıralamasında girişimcilik endeksinde de yükselmemiz var. Gerçekten iyi bir ekibe sahibiz ve çok iyi uyumumuz var. Ekip ruhu olan bu kadroyla başaramayacağımız bir şey yok. Öğretim üyelerimiz dünyayı görsün diye özel kaynak aktarıyoruz. Dünyayı geziyor, görüyor ve süreci öğreniyorlar. Sonuç odaklı çalışıyoruz yani.

“Bizim kadar şeffaf üniversite yok. Kalite süreçlerinin özü bu” diyen Elmas’a, “Burada erişilebilirlik de çok önemli. Size herkes rahatlıkla ulaşabiliyor, sorununu anlatabiliyor. Her konuya nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?” diye soruyorum.

Biz bu Avrupa ödülünü alırken, 2014’te 3 fakülte ile başvuru yaptık. Bizim beyannamelerimizde hedeflerimiz belli. Mesela yabancı öğrenci sayımızda hedef 5 bin. Tüm fakültelerimize akreditasyon istiyoruz. 2018 hedeflerimize doğru ilerliyoruz. TÜBİTAK’a 24 proje verdik. Bu yılki hedefimiz 30 proje. Yabancı akademisyen sayısını arttırmayı düşünüyoruz gibi bir çok hedefimiz var. İnsanları cesaretlendirip, motive ettikten sonra yapamayacağınız iş yoktur.

Hedefiniz tam olarak nasıl bir üniversite?

Hedef ve sonuç odaklı olduk, olmaya devam edeceğiz. Oturan bir rektörlük yapmayı sevmiyorum. Hedeflerimize bakıyoruz. Devletin kuralları çerçevesinde çalışıyoruz. Biz sınıf atlamak istiyorsak, mantaliteyi değiştirmeliyiz. Devlet bize çok imkan sağlıyor başarılı olmamız için. Aldığımız sonuçlara göre kaynak aktarılmalı diye düşünüyorum. Sonuç doğru ve verimli kullanılmalı. Bizim öğrencilerimiz, Türkiye’de kolay iş bulan mezunlar arasındadır. Dünyaya açık, kendine güvenen bireyler yetiştiriyoruz. Hedef ve sonuç odaklı çalışırsanız, başarı kendiliğinden geliyor.

Sinevizyondan Dünya haritasını gösteren Rektör Elmas devam ediyor…

Hedefimizi söyledik. Dünya üniversitesi olmak. Biz konumumuzu biliyor, normlarımızı biliyoruz. Tüm ekibimizle, yurt dışı çalışmalarımızla, merkezi laboratuvarlarımızla burayı dünya üniversitesi yapmak istiyoruz. Bunu yapmak için uzaydan insan getirmeye gerek yok. Tüm ekibimizi motive etmek, desteklemekle olur. Herkesi bir lider olarak tanımlıyoruz. Bize düşen iş kolaylaştırmaktır. Zaten Avrupalıyız dedik, hedefimiz; Dünya.

Sakarya Üniversitesi’nin şehir ile bütünleşememe sorununa ne diyorsunuz?

Bu konu da son zamanlarda dile çok dolandı. 20 yıldan beri sanayi ile bütünleşemedik diye konuştuk. Ancak 3+1 ve 7+1 modellerimiz ile sanayicilerimizle bütünleştik. Bu modellerimiz Türkiye’ye rol modeli oldu. Bizim bütünleşme konusunu sağlamak için ‘Sakarya Rekabet Araştırması’ diye bir projemiz var.

Bu Araştırma Projesi hakkında biraz detay verir misiniz?

Şehrimize turizmi, eğitimi, ulaşımı, kültürü, altyapısı, çevresi gibi konularıyla nasıl ideal bir şehir kurmalıyızı ele alıyoruz. Bu projeyi aktifleştirdik. Para ve proje sorunumuz yok. Sistematik açıdan sıkıntı vardı, şimdi canlandık ve şehrimizin gelecek vizyonunu ortaya çıkarmak için çalışıyoruz. Tabiri caizse bu bizim boynumuzun borcu. Ben bunun takipçisi olacağım. Dışarıdan da destek olmak isteyen herkese kapımız açık. STK’lara, siyasilere…

Şehir ile bütünleşmede herkese ortaklık öneriyor musunuz?

Biz önce kendimiz yol haritamızı açıklayacağız. Herkesi ilgilendiren bir konu bu. Buna el atılmasıyla model çıkaracağız. İddialıyız. Yaptıkça söyleyelim istiyorum. Bir konu çok konuşulursa, umutsuzluğa düşürür. O nedenle yaptıkça açıklamak istiyorum ve bu konuyu da gündemden çıkarmış olacağız. Üniversitelerin şehriyle bütünleşmesi çok zordu. Şimdi esnafıyla, sanayicisiyle, belediyeleriyle, siyasileriyle, halkımızla ortak işler yapmak istiyoruz. Herkesin söyleyecek sözü olmalı. Size süre de vereyim. 6 ay sonra bu konuda da somut adımlar atarak, önümüzü görüyor olacağız. Ama ne istediğimizi bilmemiz lazım. Bütünleşmek oturup, çay-kahve içmek değildir. Biz adım atacağız, sonra atılacak adımları bekleyeceğiz.

Bir hoca olarak, bir baba olarak zaman zaman şehir esnafını dolaşıyor ve yüksek fiyatları tespit ediyor musunuz?

Evet kesinlikle çok sık ziyaret ederim. Esnafın öğrenciyle diyalogunu izlerim. Ama Sakarya esnafında geçmiş yıllara göre iyileşme var. Zaten günümüz gereği öğrenci iletişim araçlarını kullanarak iyi ve kötü bir konuyu hemen organize olarak yayabiliyor. Esnafımızın öğrencilerimize daha da iyi davranacağını, öğrencilerimizin de zorluk çıkarmaması gerektiğini düşünüyorum. Öğrenciyi memnun etmek zordur, ama esnafımız duyarlılığını arttıracaktır.

Şehrimiz için ihtiyaç olan ikinci üniversite konusu, en son Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’a fahri doktora unvanı verildiği törende kendisi tarafından gündeme gelmiş ve girişim başlatılacağını belirtmişti. Bu konu şu an ne aşamada?

86 bin öğrencimiz ile Sakarya adeta bir öğrenci kenti konumunda. Hızla büyüyoruz. Bu sayı büyüdükçe ikinci üniversite ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Doğasıyla, İstanbul’a yakınlığıyla ve diğer illere yakınlığıyla Sakarya bu potansiyele sahip. İkinci üniversite olsun diyoruz, istiyoruz. Ancak hatırlarsanız daha önce bu gündeme geldiğinde büyük bir heyecan yakalanmıştı. Şimdi o heyecan yok.

İkinci üniversite vakıf mı, devlet üniversitesi mi olur?

Ben o tarafı bilmiyorum. Bu yönetenleri ilgilendiriyor. Ama vakıf olursa, hami oluruz. Destekleriz. Devlet olursa gerekeni yaparız. Ancak nasıl bir model olacağı iyi kurgulanmalı. İkinci üniversite kurulan iller var, ama başarı yok. O yüzden iyi kurgulanmalıdır.

İlçelerdeki fakülteler ve meslek yüksekokullarıyla ilgili çalışmalar ne durumda?

İlçelerde eksik kalmadı. Meslek Yüksek Okulları 3+1 ve 7+1 modelleri nedeniyle format değiştiriyor. Biz modelleme sistemleri üzerinde çalışıyoruz.

Sakarya Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösterecek Sabri Ülker Hendek Meslek Yüksekokulu’nun duran inşaatı devam edecek mi?

Hayırseverimiz tarafından yapılan bağışla ve inşaat binasıyla oransızlık oldu. Tamamlanması konusunda gayretler var. Evet inşaatı durdu, ama orası için de bir formül bulacağız. Kampüs dışında yapılmış her binaların ve faaliyetlerin yerel imkanlara yapılmasını istiyoruz. Mesela Sapanca’ya Turizm Fakültesi, Kocaali’ye Meslek Yüksek Okulu gibi. Hareket ve istek olursa, atmosfer oluşursa, biz de destek veririz, yarım kalan işleri bitiririz.

Bu arada söyleşimiz esnasında sosyal medya hesabım üzerinden Rektör Elmas’a sorulmak üzere gelen soruları soruyor ve verdiği cevapları anında ilgilisine iletiyorum. Ancak bu sohbet esnasında Radyo Televizyon Bölümü’nün ne zaman açılacağı konusunu buradan paylaşıyorum. Rektör Elmas bölümün hazır olduğunu, hocalarla görüşmeler yapıldığını ve en kısa sürede açılacağını söylüyor.

Tabii sohbet sosyal medyaya kaymışken, bu portali en iyi kullanan kişilerden biri olan Rektör Elmas da, bir yandan öğrencilerin isteklerine cevap veriyor, bir yandan konuşuyor.

Öğrencilere bir şey katabiliyorsak mutlu oluyorum. Onların dilinden konuşuyorum. Sosyal medyada bir mesaja sığan 140 yazı karakteriyle anlatmaya çalışıyorum. Zaman zaman buradan derslerine yardımcı olduğum da oluyor, sorununa çözüm bulduğum da. Çok ilginç istekler de geliyor, hepsine yazmaya çalışıyorum. Sükûnetimizi bozmadan, anlayacakları dilden yazıyorum.

İlke edindiğiniz bir söz ve sizi yönetim için motive eden sihirli ilkeniz var mı?

“Hayat çok basittir, ama biz onu karmaşık hale getirmek isçin uğraşır dururuz” sözünü benimsiyorum ve her platformda söylüyorum. Bu Konfüçyüs’un sözüdür ve çok anlamlıdır. Açık, şeffaf olmalıyız. Açık olmadığımız zaman her şey gizemleşiyor. Benim telefonum 24 saat açık, kim ararsa benimle ya da diğer arkadaşlarımızla rahatlıkla görüşebilir.

Sakaryalılar’a son olarak mesajınız var?

Dikkat ediyorum da, Sakarya’da depremden sonra milletimiz içli-dışlı oldu. Kadirşinas oldu. İyiyi ve doğruyu hemen onaylıyor. Depremin getirdiği bir dinamizm var. Hakkı teslim etmekte hiç tereddüt etmiyorlar. Bu aldığımız son ödülü çok iyi anlamalı ve ortak paydamız olmalılar. 10 yaşında bir çocuğu da dinliyoruz, 80 yaşında olan bir büyüğümüzü de. Her fikre, düşünceye ve girişime açığız. Şehrimiz için gösterilen bağlılıktan çok memnunum. Bu bizi farklı kılıyor. Basınıyla, siyasileriyle, STK’larıyla büyük bir uyumumuz var. Halkımızın da zaman zaman bize katılmasını bekliyorum.

Peki bu ödülü halka anlatmak için ne yapacaksınız?

Bunu halkımıza anlatmayı görev edindik. Önce iş dünyasından başlayacağız. Bu konuda önümüzdeki günlerde SATSO’da işadamlarına bu ödülü anlatacağız. Biz ödül aldık diye değil, bu süreci nasıl devam ettiririz diye konuşacağız. SAÜ hızla yukarı çıkıyor. En çok değeri yükselen üniversiteyiz. Bu da dinamizmi harekete geçirelim diyeceğiz. Biz Süpermen değiliz, yaptığımız işe motive olmak için yaşadıklarımızı anlatacağız. 

Röportaj: Ekrem ÜRDÜÇ

 

 

20 Aralık 2015 , Pazar Bu haber toplam 1277 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU