Devenin Hamudu yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Devenin Hamudu12 Nisan 2019, Cuma

Kıymetli okurlar, derler ki, insanlık tarihi insanın kendini ve özgürlüğünü araması tarihidir. Bu durumun bütün düşünce sistemlerinde böyle olduğu söylenebilir… Örneğin Yunan düşüncesinde, vatandaş olmak, birey olmak, özgürce konuşmak/konuşabilmek övülür. Örneğin, ilahi dinlerde haksızlığa, adaletsizliğe, zulme, baskıya, sömürüye ve kandırmacaya karşı çıkmak ve bu konuda insanları “uyarmak” övülür ve olabildiğince yüceltilir.

 

Demokrasinin ilk örneklerinden kabul edilen eski Yunan devletlerinde vatandaşların kendilerini “eşit” olarak görmeleri ve “konuşma özgürlüğüne” sahip olmaları en önemli vatandaşlık erdemlerinden sayılıyordu. Ve bugün siyaset bilimi de, vatandaş olabilmenin en önemli göstergesinin birey olmak ve toplumsal-siyasal sisteme dâhil olmak olduğunu söylüyor. Yani birey olmak uyumamayı ve izlemeyi gerektiriyor. Yani vatandaş olmak, sorgulamayı, sormayı gerektiriyor. Vatandaş olmak, göz boyamalara, manipülasyonlara, toplumun kanını emenlere, bulundukları kurumları kendi çıkarları için kullananlara karşı mücadele etmeyi gerektiriyor.

 

Hangi kurumda, hangi konumda olursa olsun. Hangi yaşta ve eğitim düzeyinde olursa olsun. Haksızlık yapana, yanlış yapana, çalana-çırpana, akraba, partili, yönetici, başkan, bizim mahalle, bizim oğlan, şehrimizin evladı, canım-guzum diye bakmadan adalet önünde hesap sorabilme gücüdür birey olabilmek, vatandaş olabilmek.

 

Bizden olmayanın her yaptığı zulüm oluyor da, bizden kabul ettiklerimizin “deveyi hamuduyla yutması” sıradan kabul ediliyor ve “iş bilirlik” “iş bitiricilik” diye alkışlanıyor olması insanı üzüyor. Duyarsızlığımız o kadar arttı ki toplumda üç maymunu oynayan bireyleri çok sık görür olduk. Ruhu yok, vicdanı yok, sorumluluğu yok…

 

Zulme rıza zulümdür. Haksızlığa karşı hakkın ve haklının yanında yer almak Müslüman’ın vasfıdır. Zulme rıza göstermek de zulümdür ve zalime yardım etmek demektir. Herkesin gücü oranında sorumluluğu vardır. Bizler de bu sorumluluk bilinciyle yazacağız, konuşacağız, soracağız, sorgulayacağız, edep ve üsluba dikkat ederek yapılan yanlışları doğru zaman ve mekânda dile getireceğiz. Israrla, sebatla...