Ahkam kesmekle olmuyor yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Ahkam kesmekle olmuyor24 Ekim 2019, Perşembe

OTURDUĞUN YERDEN AHKÂM KESMEYLE OLMUYOR...
HAREKETE GEÇMİYORSAN, ŞİKAYETTE ETMEYECEKSİN...

Duyarlı olmak başka bir şey azizim... Hani toplumsal olaylara sayıp sayıştırırız da, büyük çoğunluğumuz kalkıp tırnağımızı oynatmayız. Tırnağını oynatmıyorsan, şikayetçi de olmayacaksın. Çünkü hareket etmiyorsan, sen çözüm istemiyorsundur. Birazdan size sözünü edeceğim arkadaşım konuşarak ahkâm kesenlerden değil, o karınca kararınca deyip çabalayan aktivistlerden...
Yazar Lidya Nasman ile tanıştıracağım sizi. Lidya, Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Eşinin işi dolayısı ile Etiyopya'da yaşıyor. Oradaki doğal yaşamı seviyor. Bir sohbetimiz esnasında bana çatal bıcak çekmecesinin fotoğrafını atmış, su şişelerinden keserek yaptığı kaşıklıkları gösteriyordu. "Türkiye'ye döndüğümde eşyaların kölesi olmaktan korkuyorum" demişti. Onun bu doğallığını seviyorum. Lidya, ilk kitabı "Aklı Üç Karış Hava'da" çıktıktan sonra #Kitappaylaşıncagüzel diyerek ve okuyucularından aldığı yardımla farklı şehirlerde; parklara, bahçelere, yani sokaklarda her hangi bir yere, yazarından imzalı kitap bırakarak paylaşmanın anlamına dokunduğu gibi daha çok insana kitap ulaşmasını sağladı. İkinci kitabında ise kitabının tüm gelirini, Darüşşafaka'da okuyan çocuklara bağışlamak üzere bir kampanya başlattı. Yolculuğu hiç kolay olmadı tabi. İşte bu kısmı kendi dilinden, sizinle paylaşsın istedim;
LİDYA NASMAN :"İlk romanım olan Aklı Üç Karış Havada’yı 2016 yılının son çeyreğinde tamamladım ve hemen yayınevi arayışına geçtim. Ancak konuyla ilgili okuduğum tüm yazılarda başvuru yaparken yalnız bir yayınevine gönderilmesi gerektiği, iyi bir şey yaptığınıza inanıyorsanız kesinlikle olumlu sonuç alma şansınız olduğu yazıyordu. Bunun yanında bir çok yayınevi de para karşılığı kitap basıyor, yeni yazarlara en iyi olanakları sağladıklarını iddia ediyorlardı. Ben tabiki iyi bir şey yaptığıma inandığım için emek vererek hazırladığım eserimi parayla yayımlatmak yerine şansımı iyi ve deneyimli bir yayıneviyle denemek istedim. Ocak 2017’de kitabımı güvenilir bir yayınevine gönderdim ve beklemeye başladım. Neyse ki şanslıydım. Bir çok yayınevinin aksine kısa sürede geri dönüş yaptılar. Maalesef kitabım yayın programlarına uygun değildi. İlk denemede başarılı olacağımı, benim gibi bir yazar bulduklarına çok sevineceklerini hayal ederken tabi ki gerçekler öyle olmadı. Acaba sandığım kadar iyi iş çıkaramamış mıydım? Bir süre parayla basan yayınevleriyle iletişime geçtim. Ama nedense içimden bir ses doğru yolun bu olmadığını söylüyordu. Hatta o dönem harika bir filme denk geldim. Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının yazarının hayatını konu alan filmde yaşanan zorluklar o kadar iyi anlatılmıştı ki, maalesef rüyadan uyanıp yayıncılığın yalnız Türkiye’de değil, tüm dünyada bir ticarethane olduğunu, tüm yayınevlerinin yeni yazara yatırım yapmadan önce haklı olarak ticari kaygıları olduğunu kabul ettim ve tüm yayınevlerine aynı anda kitabımı yolladım. Uzun bir süre olumsuz geri dönüşler devam etti. Hatta çoğu yayınevi hiç cevap bile vermedi. Yayın programına uygun bulunmamasına üzülmüyordum da, gelen maillerde sosyal medya takipçim az olduğu için red edilmek sinirime dokunuyordu açıkçası.
Sonra bir gün tam da ümidi kesmişken; zaten hep öyle olur ya bir telefon aldım. Siyah Kuğu yayınları benimle sözleşme yapmak istediğini söyledi. Hemen eşimi aradım. Bakalım ne kadar isteyecekler gibi bir konuşma geçti aramızda. Sözleşme geldi, okudum. Bir daha okudum. Benden hiçbir ücret talep etmiyorlardı. Sonunda başarmıştım. Mayıs 2018’de ilk kitabım yayınlandı ve kısa sürede benim bile beklemediğim satış rakamlarına ulaştı. Ben bu süre zarfında ikinci kitabımı da bitirmiştim tabi. Adını Gölgelerin Güncesi koydum. Bu sefer ilk kitabın satışları da iyi gittiği için daha bir kendimden emin, kısa sürede basılacağına olan inancımla aynı yayıneviyle sözleşme imzaladık. Ancak birkaç aksilikten dolayı kitabın basım tarihi hep ertelenmek zorunda kaldı.
Acaba yeni yayınevi arayaşınamı girsem diye düşünürken, aklıma çok daha farklı bir fikir geldi. İlk kitabım yayınlandığından beri Instagram üzerinden #kitappaylaşıncagüzel etiketiyle bir kampanya başlatmıştım. Her hafta kitabımı halka açık alanlara içinde bir notla bırakıyordum. Bu kampanyayı seven bir çok okuyucum da destek oldu. Tahminimden fazla kitabı halka açık alanlara bırakarak, başka insanların da okumasına vesile olduk. Neden bu kampanyayı biraz daha farklı bir boyuta taşımayayım diye düşündüm ve ikinci kitabımın sözleşmesini fesh ederek Darüşşafaka Cemiyeti ile iletişime geçtim.
16.10.2019 tarihinde birlikte bir kampanya sayfası açtık.” GÖNLÜNDEN KOPAN BAĞIŞI YAP, KİTABI KAP!” sloganıyla sosyal medya hesabımdan paylaştım. Daha bir hafta olmadan kampanya hesabında 5.470 TL birikti. Bunun dışında Darüşşafaka Cemiyeti’nin banka hesaplarına para yatıranlar ve SMS ile bağışta bulunanlar da oldu. Şimdiden 6.000 TL’yi geçtik. Yaklaşık elli kişiye hem kitabımı ulaştırmış oldum hem de annesi ya da babası hayatta olmayan çocukların okumasına hep birlikte katkıda bulunmuş olduk. Bir yayıneviyle anlaşmış olsaydım ve kitabım satışta olsaydı belki bu sürede elliden fazla okuyucuya ulaşacaktı ama ben bu kadar mutlu olmayacaktım. Ama şunu itiraf etmeliyim ki sosyal medya hesabındaki takipçi sayısına göre kitap basan yayınevlerine kızarken, o sosyal medya sayesinde kazandığım dostlar ve okuyucular sayesinde kampanyam bu kadar ses getirdi. Güzel gönül dostlukları kurdum. Sen de dahil..."

Lidya Nasman'ın yolunun açık olması diliyor ve sizleri de bu kapsamda harekete davet ediyorum...