Futbol Asla Sadece Futbol Değildir yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Futbol Asla Sadece Futbol Değildir4 Şubat 2020, Salı

İngiltere’de yaşayan SimonKuper 1994 yılında yazdığın kitabın adı. Kuper birçok ülkeye yaptığı ziyaretlerde o ülkenin insanının futbolla ilgili yaşadığı izlenimlerini, gözlemlerini kale aldığı kitabında, “Bu ülkelerdeki sosyal yapıların, siyasi şartların, komşu ülkelerle yaşanan tarihi hesaplaşmaların futbola nasıl etki ettiği ilginç anekdotlarla ve akıcı bir üslupla anlatılıyor. Kitabı okuyunca futbolun, sahadaki 22 kişinin bir topun peşinden koşmasından ibaret bir oyun olmadığını aslında 22 adamın oyunun yalnızcagörünen yüzü olduğunu” anlıyorsunuz. Her ülkede olduğu gibi ülkemizde de futbol toplumsal yaşamımızda önemli bir olgu olduğunu biliyoruz. Hatta bazıları için hayata tutunma aracı diyebiliriz.

***

Türk erkeği de futbola düşkün. Dokunsanız şehrin kenar mahallelerinden başlayan tek kale maçlar, sokak maçları, mahalle takımlarında, amatör takımlarda futbol oynamışlığı vardır. Alt liglerden başlamak üzere profesyonel takımlarda futbol oynayanlarla toplum daha bir değer verir. Doğduğu sokağın başına layihaları asılır…

***

Aktif futbolla ilişkim mahalle takımında oynamaktan öteye geçmedi. Ama iyi bir futbol izleyicisi olduğumu söyleyebilirim. Tuttuğum takım kazandığında mutlu, kaybettiğinde derin üzüntü yaşadığımı belirtmek istiyorum. Hele Kadıköy’de yirmi yıldır kazanmamanın hüznü Avrupa Süper Kupa’sını kazanmanın sevincinin önünde olduğunu belirtmek istiyorum!..

***

İyi bir futbol izleyici olmama rağmen en az yirmi yıl önce Sakarya Spor ’un bir maçında yanımda oturan bir sözde “futbol izleyicisinin” sporculardan birisine ağıza alınmayacak küfürler etmesinden sonra statta maça da gitmeyi bıraktım. Son yıllarda Türk futbolundaki düşüş televizyondan seyredilmez hale geldi. İzlenmez hale geldi. Dünyanın her tarafından ülkemize gelen üçüncü, dördüncü sınıf “futbolcuların” benim açımdan izlenecek bir tarafı kalmadı. Ligimizdeki kiralık futbolcuların yevmiyecilerden farkı kalmadı…

***

Uzun zaman sonra İtalya Kupası çeyrek final maçlarından Milan-Torino maçını izledim. Saha, zemin çok güzel… Stat tamamen dolu, izleyiciler coşkulu… Tam bir görsel şölen… Asıl amacım on yıl sonra Milan’a dönen; çok hayranı olduğum Zlatanİbrahimoviç ile Türk oyuncu Hakan Çalhanoğlu’nu izlemekti. Milan yenikken her ikisi de maçın sonuna doğru oyuna girdi. Zlatan oyuna girerken tüm seyircilerle birlikte Torino’nun teknik direktörü bile ayağa kalktı. Oyuna girerken sahadaki tüm futbolcular efsaneyi karşılar gibi ona doğru baktılar. Zlatanİbrahimoviç sahaya futbol ilahı gibi girdi. Otuz sekiz yaşında olmasına rağmen futbol zekâsından, kendine güveninden, estetik tarzından hiçbir şey kaybetmemiş.

***

Milan 2-1 gerideyken ve elenmek üzereyken Hakan Çalhanoğlu’da oyuna girdi. Kısa süre sonra hani jeneriklik diye anlatılan nefis bir gol attı. Hem maçın bitimine saniyeler kala… Milan’a hayat verdi. Uzatmalarda Zlatan da klasını görerek ona saygı duyanları, hayranlarını mahcup etmedi. O da güzel bir gol atarak Milan’ı öne geçirdi. Uzatmanı ikinci yarısının başlamasıyla beraber Bizim Hakan Zlatan’a nazire yaparcasına bir güzel gol daha atınca stat “Çalhanoğlu!” sesleriyle inledi…

***

Hakem bitiş düdüğünü çaldığında dört gol yiyen Torino kalecisi başta olmak üzere tüm futbolcular Zlatan’ın ve Hakan’ın etrafına sarararak tebrik ettiler. Soyunma odasına gitmeyen futbolcular dakikalarca sahada sohbet ettiler. Birbirlerine sarıldılar. Formalarını değiştirdiler. Seyirciler de dakikalarca şarkılar söyleyerek coşkuyu paylaştılar.

***

Evet, futbol asla sadece futbol değil; spor, kardeşlik, dostluk, kardeşlik, rekabet, sportmenlik; estetik, güzellik… Elbet bu söylediklerim bizim dışımızda…