Kaygılarınız kaygılandırmasın sizi yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Kaygılarınız kaygılandırmasın sizi24 Ekim 2020, Cumartesi

 

Kaygı kelimesinin bizlerde oluşturduğu olumsuz algı yüzünden, kaygılar bizi hep kaygılandırmıştır (?)

Böyle olunca hepimiz, kaygılardan uzakyaşamaya çalışıyoruz.

Kolay, güvenilir limanlarda kalıp, konfor alanlarımızdan ayrılmamaya çalışıyoruz. (?)

Konfor alanlarımızda kaldığımız sürece kendimizden, Aslımızdan uzaklaşır, sonra Allah korusun onu bir daha bulamayız!

Kaygıyı tanımlarken, onu depresif halimizin doğal sonucu sayarsak ilk düğmeyi yanlış ilikleriz!

Bu yüzden kaygı konusundaki tapularımızı yıkmaya, onu yeniden tanımlamaya çalışacağız,

Hep birlikte kaygılanmanın faydasını fark edeceğiz!

Sonra kaygılanmanın gelişimimize,birey olmamıza faydasını anladıkça siz de benim gibi SorenKierkiegaard’a hak vereceksiniz!

Şimdi,dünyanın bir kapısından kendimizden bihaber girdikten sonra diğer kapısından çıkıncaya kadar geçen süredeki gelişimizi, birey olma çabamızı birkaç cümle ile gözden geçireceğiz;

Bir bebekhayatta kalmak için çevresine muhtaçtır, insan hayatındaki bu dönemtam bağımlılık dönemi olarak tanımlanır.

Tam bağımlılık dediğimiz dönem, kendi başımıza hareket edebiliyor oldukça, kendi kararlarımızı vermeye başladıkça azalır ve ergenlik dönemi ile sonlanır.

Bu yeni dönemi isetam bağımsızlıkveyaOttoRank’ın tanımı ile kopuş dönemi olarak adlandırıyoruz.

Bu dönem kendimizi tanımaya,limitlerimizi fark etmeye başladığımız, birey olmanın başlangıç noktasına, yani hepimizin kendimize doğru Aslımıza doğru yolculuğunun da başladığı noktadır.

İnsan olmanın anlamı tüm felsefeciler için tekdir: “birey olmak ”tır, kolay anlamak adınakarakteri olmak da diyebiliriz buna,

Toplumu ve kuralları hissetmeye başladığımız zaman, olgunluk dönemi de diyebileceğimiz karşılıklı bağımlılık dönemine geçiş yaparız.

Karşılıklı bağımlılık dönemitam bağımsızlık döneminden sonra başlar.

Toplumun ve toplumsal sorumluluklarımızın farkına varmak ile başlar,

Birey olmanın, özgür olmanın her istediğimizi, istediğiniz zaman yapmak olmadığını, toplumsal sorumluluklar ve zorunluluklar ile birlikte uyum içinde yaşamamız gerektiğiniz anlamak ile başlar.

Bireysel hazlarımızdan aldığımız keyfi, toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirerek de almaya başlamak ile başlar,

Birini sevip onu mutlu etmenin, kendini mutlu etmek kadar önemli olduğunu fark etmekle başlar bu karşılıklı bağımlılık dönemi.

Bu dönem seçim yapmak demek, bu dönem karar vermek demek,

Bu dönem aldığımız kararların sonuçlarına katlanmak demek!

Bu dönem Kaygıların başladığı an demek!

Bu durumlarda, seçeneklerden biri genellikle toplumun, ailenizin, amirinizin, öğretmeninizin önerdiği yoldur diğeriise sizin gitmek istediğiniz yoldur!

Size önerilen yol sizin için güvenli, konfor alanınız içinde kalmanızı sağlayacak, sizin destekleneceğiniz ve olası sıkıntılarda bedel ödemeyeceğiniz ama kendinizden uzaklaşacağınız yoldur,

Diğeri ise, riskli, bilinmezleri olan ve sonuçlarına tek başınıza katlanacağınız, buna karşılık kendinize ve Aslınıza olan yolculuğun başlayacağı yoldur (?)

SorenKierkegaardkarar anıgerçek bir kaygı anıdır!diyor

Ve yine diyor ki: insanlarçoğunlukla bu karar anının kaygısını yaşamamak için güvenli, kendisini konfor alanında tutacak yolu yani kendi sorumluluğu olmayan yolu seçer!

Risk yoktur,kişi kendine önerileni yapmıştır, sorumluluk almamıştır, çocukluğundaki tam bağımlılık dönemindeki gibi kendisinigüvenli hissetmeyi tercih etmiştir.

Birey ise, yani karşılıklı bağımlılık sürecinde yaşayan bir birey ise kendi kararını vermeyi seçer, kaygıyı seçer ve onu yara yara ilerlemeyi seçer!

Yola inanıyorsan, yoldaşına inanıyorsan kaygının içine dalıp ilerleyeceksin,

Kararlar ve sorumluluklar sana ait olacak ki toplum içinde birey olarak sayılacaksın.

İşte bu yüzden İnsan olmakkaygıyı hissetmek ve yaşamınızdaki kaygıları arttırmaktan geçiyor.

Gelinen noktada insanlaröyle büyük kaygılardan değil artık basit kaygılardan bile kaçar hale geldiler konforları için!

Bilmediği bir yazarı veya fikrine katılmadığı birinin yazılarını okumak veya düşünmek istemiyorlar,

Lokantada daha önce yediği yemeği değiştirmek riskine hiç girmiyorlar,

Çünkü bunların hepsi birer karar noktasıdır ve birer kaygı nedenidir!

Kaygıya karşı ilerlemek birey olmaya doğru dümdüzilerlemektir.

Bu yüzden Kaygılarımızı çoğalmak zorundayız der SorenKierkiegaard,

Kaygılarınızı çoğaltırken huzurunuzu arttırırsınızder SorenKierkiegaard,

Kaygılarınızı arttırırken Adam olursunuzder SorenKierkiegaard,

Ancak o zaman Kendinizle, Aslınızla, AİD olduklarınızla bir birey olarak yaşayabilirsinizder SorenKierkiegaard.