2021-2022... yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

2021-2022...2 Kasım 2020, Pazartesi

Dolar yükseliyor, Euro yükseliyor, Altın yükseliyor...

Gıdada, taşıtta; konutta, hizmette tüm ürünlerde fiyatlar yükseldi...

Sadece Türkiye içine değil de dünya geneline bakmak istedim... Genelde durum nasıl?

Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) ile Avrupa Ekonomik ve Mali Politika Araştırma Ağı (EconPol) tarafından 110 ülkede 950 ekonomi uzmanının katılımıyla bir anket çalışması düzenlendi...

Anket çalışmasının adı: "Dünya Ekonomisi: Kovid-19 Krizinden Toparlanma Yolunun Görünümü"...

Ankete göre, ekonomistlerin beklediği, Kovid-19 krizi nedeniyle küresel ekonominin bu yıl yüzde 4,4 küçülmesi...

Genel görüş; Küresel ekonomide toparlanmanın düşüşten daha yavaş olacağı ve pek çok ülkede ekonominin Kovid-19 krizi öncesi seviyeye dönmesinin 2022'yi bulacak olması...

Ankete katılan ekonomistlerin üçte birinden fazlası (yüzde 36,4) GSYH'nin 2022'de kriz öncesi seviyelere dönmesini bekliyor. Uzmanların yüzde 19,4'ü de tam bir toparlanmanın 2023'e kadar başlamayacağı görüşündeler...

Ekonomi uzmanları, KOBİ'ler için likidite desteğini ve sağlık sistemlerindeki iyileştirmeleri en etkili ekonomik politika önlemleri olarak gösterirken, kısa çalışma programlarının uygulandığı ülkelerdeki ekonomistler, bunu ekonomiyi desteklemek için uygun bir araç olarak görüyor.

"Ekonominin Koronavirüsle Mücadelesi" raporuna göre, en iyimser senaryoda bile küresel ekonominin 2021’in ilk yarısına kadar geniş bir toparlanma yaşaması beklenmezken, gelecek yıl salgının büyük ölçüde ortadan kalkması şartıyla 2022 yılının, ekonomide toparlanma ve telafi yılı olması öngörülüyor...

Fakat ne toparlanma eksiksiz bir şekilde gerçekleşecektir ne de ekonomi eski haline dönecektir. Bu durumun arka planında ise temel olarak bir taraftan şirketlerin, yatırımcıların risk algılarında ve stratejik anlayışlarında yaşanacak dönüşüm, diğer taraftan da tüketicilerin satın alma davranışlarında görülecek değişim bulunmaktadır.

Dünyada çok aşikar ki; Bu yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını modern dünyada daha önce eşi benzeri görülmemiş şiddette ve büyüklükte bir krize yol açtı. 

Krizden ekonominin hem arz hem de talep cephesi farklı boyutlarda çok ciddi darbelere maruz kalırken, finansal piyasalar da bu kriz nedeniyle ciddi bir çöküş yaşadı. Ülke ekonomileri salgın sürecinde arz, talep ve finans boyutlarıyla kendilerini önemli bir krizin içinde buldu.

Koronavirüs kriziyle mücadele kapsamında hükümetler devasa mali destek paketleri açıklarken merkez bankaları da bol sıfırlı yeni likidite imkanları sunarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştı. 

Ülkeler, bir taraftan karantina önlemleriyle halkın sağlığını korumaya çalışırken diğer taraftan ekonomik aktivitenin mümkün olduğunca devam etmesi için yoğun bir uğraş verdi. Küresel ölçekte açıklanan ekonomik paketlerin toplam değeri 8 trilyon dolara yaklaştı.

Şu an dünyada gördüğümüz; koronavirüs salgınının güçlendiği ama zayıflamasının temelde 1-2 yıl süreceği... 

Şu an dünyada salgınla ilgili uygulanan strateji "virüsün yayılmasını geciktirme ve zamana yayma" olmakla beraber, sağlık sisteminin salgın nedeniyle çökmesinin önüne geçmek ve gereken tıbbi adımları atma kapasitesini korumak ile virüsün aşısı ve antiviral ilaçları bulunana veya virüs yeterince mutasyon geçirerek görece zararsız hale gelene kadar zaman kazanmak...

Hastalık düşük bir yayılma hızı ile 1-2 yıllık süreçte muhtemelen nüfusun ciddi bir kısmına bulaşmış olacaktır ki bu da ciddi düzeyde bir 'kitlesel bağışıklık' anlamına gelir. Öte yandan, bu süreçte tam bir kitlesel bağışıklığın kazanılamaması veya koronavirüse yönelik aşının ve güçlü antiviral ilaçların bulunamaması durumunda ise salgının 3. yıl ve sonrasında da hayatlarımız üzerinde, ilk 1-2 yılki kadar olmasa da önemli ölçüde etkili olacağı unutulmamalıdır.

Toplum sağlığı, tedavi ve aşı boyutlarında çok fazla belirsizlik bulunması sebebiyle koronavirüs krizinin küresel ekonomi üzerinde kısa ve orta vadeli etkilerine dair nokta atışı tahminde bulunmak çok zor...

Tabii ki; krizin ülkeler üzerindeki etkisinin farklı derecelerde hissedileceği muhtemel, devlet kapasitesi, ekonomik gücü ve sosyal sermayesi yüksek olan ülkelerin krizi atlatma konusunda daha başarılı olacağını düşünüyorum...

Sanayide kapasite kullanım oranlarının gerilemesi ve hizmetler sektöründe faaliyet gösteren birçok şirketin uzunca bir süre kapalı kalması da büyümeyi dramatik şekilde daraltmaktadır.

Koronavirüs krizi nedeniyle küresel ekonomide yaşanan daralma doğal olarak Türkiye'nin ihracat düzeyini kayda değer oranda düşürecektir. Türkiye’nin gerçekleştirdiği ihracatta ciddi bir paya sahip olan Avrupa'nın koronavirüs krizinden birincil düzeyde etkileniyor olması da ihracattaki düşüşü tetikleyecektir.

Türkiye'nin gelecek yıllarda oluşacak yeni sistemde pozitif ayrışabileceğini düşünüyorum...

Çok uluslu şirketler, üretime dair riskleri farklılaştırmak ve dağıtmak için üretim tesislerinin bir kısmını Çin’den başka coğrafyalara taşımayı tercih edebilirler. Burada gerek imalat sanayiindeki ürün çeşitliliği ve yetişmiş insan gücü gerekse lojistik avantajlarından dolayı Türkiye önümüzdeki yıllarda daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekerek üretim ağını güçlendirme fırsatı yakalayabilir.

Düşen petrol fiyatlarının sebep olacağı ekonomik sıkıntılardan dolayı Rusya ve Orta Doğu piyasalarının da daralacağı dikkatlerden kaçmamalıdır. İhracatın yanı sıra cari dengeyi olumsuz etkileyebilecek bir başka alan turizmdir. Koronavirüs krizi turizm sektörünü derinden etkilemektedir. Bu durum Türkiye gibi turizm sektörünün ekonomideki ağırlığı yüksek olan ülkeler için ciddi bir dezavantaj oluşturmaktadır. 

Öte yandan, petrol fiyatlarındaki sert gerileme ise yılda ortalama 37,5 milyar dolar 'enerji açığı' olan Türkiye açısından cari işlemler hesabını dengeleyici bir unsurudur. Azalan ekonomik aktiviteyle birlikte şirketlerin ve bireylerin ithalat eğilimde ciddi bir gerileme yaşanması da kuvvetle muhtemeldir.

Pandemi sonrası dönemde, tıbbi cihazlar, kimya, hijyen ürünleri, gıda, tarım, robotik, 3D yazıcılar, yapay zeka, büyük veri, yenilenebilir enerji teknolojileri, su ve atıksu arıtma sektörler ve teknolojilerinin daha fazla öne çıkabileceği de beklenmektedir...

İy pazarlar dilerim...