Kurtuluşumuzun reçetesi yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Kurtuluşumuzun reçetesi7 Kasım 2020, Cumartesi

Kurtuluşumuzun reçetesi

Buda’ın dört yüce hakikati üzerinden insanlığımızı eleştirelim ve bir kurtuluş reçetesi oluşturalım istiyorum bugün de!

İnsanlığı kurtarmaya nefesimiz, gücümüz yetmez, kimsenin yetmedi zaten, ancak aynı yöntem ile aslımıza yaklaşıp kendimizi kurtarabiliriz, belki?

Buda’ın dört yüce hakikatinden birincisi acının farkına varmak. Her zaman öyle değil midir, bir problemi farkına varmadan, onun problem olduğunu kabul etmeden çözemezsiniz, aksi takdirde acınız sizin kaderiniz olur.

İkinci hakikat ise acının gerçek kaynağını bulmaktır, gerçek nedenini, kök nedenini bulamadığımız hiçbir soruna çözüm üretemeyiz, önce sorunun kaynağını doğru tespit etmek lazım yoksa hiçbir acıyı dindiremeyiz yaşamımızda. 

Üçüncü hakikat acımızın gerçek nedenini çözecek bir yöntem bulma aşamasıdır, bu aşamadan sonra huzura doğru ilerlemeye başlayabiliriz.

Dördüncü ve sonuncu hakikat ise bulduğumuz yöntemi, yaşamımızın içine dahil etmek onu alışkanlık haline dönüştürmektir. 

Özetle; Tekrar aynı acıyı yaşamamak ve eski hataları tekrarlamamak için önce ders almak sonra hataya neden olan davranışlarımızdan kurtulmak ve onların yerine uygun davranışları da kendimize alışkanlık haline getirmek lazım.

Bu yöntemi Buda’ya dayandırdık, çünkü daha eskisini bulamadık, ama günümüzde, problemin olduğu her yerde, herkes problem çözmek için bu yöntemi ve bu yöntemin türevleri kullanılıyor.

Sorunu fark et, nedenini bul, uygun çözüm yöntemini uygula sonra bunun sürekliliğini sağla!

Evet, basit basit olmasına ama Jules Verne okumak nasıl denizaltı yapamaya yetmiyorsa bu yöntemi bilmek te uygulamaya yetmiyor, uygulanmadığı sürece de bilmek sizi kurtarmaya yetmeyecek! 

Hatta Marx’ın komünizm önerisini, ön yargısız incelersek asıl amacının, bir sınıfın egemenliği değil tüm insanlığın gelişimi için yukarıdaki akışa uygun bir çözüm önerisi olduğunu fark edebiliriz! 

Marx bu yoldaki ilk adımını, dönemin en yoksul ve en kalabalık sınıfı olan işçilere, içinde bulundukları durumun kaderleri olmadığını anlatmak, farkına varmalarını sağlamak olarak belirlemiştir. 

Marx’a göre bu sefaletin asıl nedeni, mevcut sistemin kendini garantiye almak ve insanları toplu bir şekilde kolayca yönetebilmek adına insanoğlunda zaten var olan aç gözlülük, sahip olma, fırsatçılık ve benzeri zaaflarını kullanmaktadır, insanoğlu bir tür öğrenilmiş çaresizlik içine sıkıştırılmıştır!

Marx’ın üçüncü adım da insanlara, kader diye yaşadıklarının, mevcut sistemin bir sonucu olduğunu ve mevcut düzenin içinde değil ondan ve onun bize öğrettiği korkulardan kurtularak çözüm üretilebileceğini göstermiştir. 

Ve son aşamada Marx insanlara, yeni bir yaşam pratiğinin yollarını çizerek, bu yaşamı mevcut yaşam tarzımızın yerine koyduktan sonra toplumsal mutluluğun gelebileceğini öngörmüştür ancak Marx’tan Lenin’e kadar olan sosyalistlerin ve komünistlerin hiç biri Marx’ın tanımladığı düzeni yönetecek bir yönetim sistematiğinde mutabakat sağlayamamıştır.

Bu yönetim sistemini, teorik olarak insanların değil nesnelerin yönetilmesi diye tanımlasak bile pratikte karşılığının ne olduğunu bilemiyoruz!

Bu yönetim modelindeki eksiklik yüzünden, iktidarı alan yöneticiler kendi kişiliklerine uygun yönetim tarzını sistemin yönetim tarzı yerine koymaya çalışmıştır!

Sonra da bu tartışma ve yarışma doğal olarak konunun özüne değil bir yönetim sistematiğinin tartışılmasına ve yarışmasına dönüşmüştür.

Topluluk içinde her zaman aynı zaafları barındıran insanlar eşit yaşamayı kabul edebilecekler mi?

Sahip olma duygusu sonsuza giderken insanoğluna minimal yaşam şartları öğrenebilecek mi?

Başlangıçtaki yokluk hissinin aslında gerçek huzura yolculuk olduğu fark edebilecek mi?

Sınıfsız ve otoritesiz bir toplum olmayı öğrenebilecek miyiz?

Bunlar hiç bulunmadı, bilinmiyor ben de bilmiyorum.

Biz tabi böyle büyük “beylik” laflar söylüyoruz, söylüyoruz da kendimiz ne yapıyoruz? Diye soranlara da bir çift lafımız var elbet!

Yaşadıklarımızın, acımızın kaderimiz olmadığını fark ettik (yardım edenlere teşekkür ediyoruz),

Acımızın çözümü için bir yol belirledik (uzun/kısa, hızlı/yavaş eleştirilse de) tamamlandık nihayet,

Kalıcı çözüm için de, sürekli huzur için de böyle yaşamaya karar verdik. 

Yazıyı bitirdik gözümüz gökyüzünde!

Unutma;

Gökyüzü her zaman sana bakıyor, gözü üstünde!

Gökyüzü her zaman bana bakıyor, gözü üstümde!   5.11.2020