Günün Tarihi:6 Aralık 2021

Mağdur aileler adalet istedi


Hendek ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin ise yaralandığı havai fişek fabrikasının patlamasına ilişkin açılan dava, mahkeme salonunun yetersiz olması nedeniyle ertelendi.

127 kişi yaralanmıştı

Hendek ilçesi Yukarıçalıca Mahallesi mevkiinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu havai fişek fabrikasında 3 Temmuz 2020'de saat 11.15'te meydana gelen ve yaklaşık 50 kilometre mesafeden, kentin birçok noktasından duyulan patlamalarda 7 kişi hayatını kaybederken, 127 kişide yaralanmıştı.

 

İlk duruşmaya başlandı

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca patlamayla alakalı soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmayı yürüten Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin hazırlanan fezleke, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, 7 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. Konuya ilişkin 3 gün sürecek olan davanın ilk duruşmasına başlandı.

 

Güvenlik önlemleri

1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya 5 sanık tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı. Tutuksuz sanıklarla müştekiler ve taraf avukatları ise duruşmada hazır bulundu. Adliye içi ve çevresinde kolluk kuvvetlerince geniş güvenlik önlemi alındı.

 

Ölenlerin aileleri

Adliye önünde toplanan fabrika çalışanları ve patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ise, duruşma salonuna giremediklerini belirterek tepki gösterdi. Adliye binası önünde güvenlik önlemi alan polis ekipleri ise korona virüs sebebi ile duruşma salonuna herkesin alınamayacağını belirtti.

 

Adalet istediler

Adalet istediklerini belirten fabrika çalışanları ve hayatını kaybedenlerin yakınları, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istediklerini söyledi. Patlama anını anlatan fabrika çalışanlarının sözleri ise kan dondurdu. Bir fabrika çalışanı, alevlerden kaçarak fındık bahçelerinde kurtulmayı beklediklerini söyledi. İşçiler daha sonra açtıkları pankartlarla, “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

 

Eşimi bekledim

Patlamada ölen Erhan Ateş’in eşi 7 gün boyunca eşinin kurtarılmasının beklediğini söyleyerek, “Ne yaşadığımı bir Allah biliyor bir de ben. Ben 7 gün boyunca eşimi bekledim. Sonra bana bir tabut getirdiler. 15 dakika durdu. Ben kendimi onunla avutuyorum. Ben iki çocukla kaldım. Ben de oranın yemekhanesinde çalışıyordum. Eşimin hakkı kaybolmasın, adalet istiyorum. 7 gece beklemek ne demek? Ben hiç içeri girmeden balkonda 7 gün boyunca eşimi bekledim. Ne yaşadığımızı buradaki insanlar biliyor” dedi.

 

Engin Özkoç geldi

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri dolayısıyla duruşmaya müştekiler ve patlamada hayatını kaybedenlerin yakınlarıyla CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç dışında izleyici alınmadı. Özkoç’un ailelerin içeri alınması için polislerle yaptığı görüşmelerden sonuç alınmadı.  Yoklama alınmasıyla başlayan duruşmada kimlik tespiti yapıldı.

 

Salon isteği

Duruşmada müşteki vekilleri adına konuşan avukat Gülşen Uzuner, yargılamanın, fiziki şartları uygun duruşma salonunda yapılmasını ve sanıkların salonda hazır bulundurulmasını talep etti. Söz alan sanık avukatları da müvekkillerinin duruşmada hazır bulundurulması yönündeki talebe diyeceklerinin olmadığını belirterek, fiziki şartları uygun duruşma salonunda yargılamanın yapılmasını istedi.

 

Fabrika sahibi

Duruşma sırasında söz alan fabrika sahiplerinden tutuklu sanık Y.C., “Çalışan arkadaşlarıma Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. 6 aydır tutuklu olmam nedeniyle çalışanlarım da mağdur olmuştur” dedi.

 

Avukatlar tartıştı

Sanık Y.C'nin avukatı Abdurrahim Burak, olayda sabotaj ihtimali olduğunu iddia ederek, müvekkilinin tahliyesini istedi. Bu esnada bazı müşteki vekilleri, Burak'ın ifadelerine tepki gösterdi.Avukatlar arasında sözlü tartışma çıkarken, fenalık geçiren diğer sanık avukatı Özgür Akın'a sağlık ekiplerince müdahale edildi. Duruşmaya ara karar verilmek üzere ara verildi.

 

Tutukluluk halleri

Sanık Y.C., duruşma salonuna getirilmeleri durumunda korona virüs tedbirleri kapsamında 14 gün karantinaya alınacaklarını, bu durumun göz önüne alınmasını ve tahliyesini talep etti. Savunmaların ardından Cumhuriyet savcısı ise sanıkların tutukluluk halinin devamını ve eksik hususların tamamlanmasını istedi.

 

15 Mart’a ertelendi

Mahkeme heyeti, sanıkların bir sonraki duruşmada salonda hazır bulunması karar vererek, salonun yetersiz olması sebebiyle duruşmanın 15 Mart 2021 tarihine ertelenmesine karar verdi.

 

‘Parası olan kazanmasın’

Davanın ardından aileler ve müşteki avukatları adliye önünde basın açıklamasında bulundu. Müştekiler adına konuşan Hatun Tepeçınar isimli vatandaş, davanın sonuna kadar süreci takip edeceklerini belirterek, “Kendilerini çıkartmak, kurtarmak için hiçbir şeye sığınmasınlar. Biz bu davayı yüce adaletten yansız olarak yürütmesini istiyoruz. Parası olan bu ülkede kazanmasın. Bu arkadaşlarımla beraber davaya yapıştık. Son nefesimizi verene kadar bu davanın peşindeyiz. Bu ülkede adalet işleyecekse bu dava ile birlikte adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Gariban işçinin, 5 kuruşun peşinden koşanın yanında olsunlar. Sonuna kadar bu davanın peşindeyiz. Kardeşimin rahat uyuyacağı güne kadar bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

 

Ailelerin acıları

Meydana gelen patlamada dayısı Muhammet Seyfi Çanakçı’yı kaybeden ve davaya müşteki avukatı olarak katılan avukat Gülşen Uzuner ise “Ben patlamada dayımı kaybettim. Muhammet Seyfi Çanakçı dayımdı. Bu dosyayı avukat olarak yürütüyoruz ama aynı zamanda aileyiz. Hep birlikte kenetlendik, bu dosyayı böyle yürütüyoruz. Bizim için duruşma salonunda söylenenlerin, yapılanmaların da yargılama kadar önemi var. Biz şunu dinledik. Ailelerin acılarını kullanıyorlar. İnsanlar günlerce cenaze alamadılar. Şimdi herkes haddini bilsin. Bu yargılamaya ilişkin bize laf söylerken önce bu insanların anılarına, hatıralarına, göz göre göre öldürdükleri, işçiye eziyet ettikleri, fabrikayı denetimden kaçırdıklarını bir daha düşünsünler. Bu acılarımızın hesabını, bir daha yaşanmasın diye soracağız. Bugün ailelerle el ele tutuştuk. Dedim ki ağlamayın, biz bir daha bu duruma gelmeyeceğiz” diye konuştu.

 

Salon çok küçük

Duruşma ile ilgili bilgiler veren Uzuner, “Salon çok küçük. Biz seyirci yerlerine avukat arkadaşlarımızı oturttuk. Müştekiler zaten oturamadı. Müştekileri de sınırlı olarak almak durumunda kaldık. Müştekilerin çoğu bu yüzden gelemedi. Sanıklar gelmedi. Bu şartlarda böyle bir yargılama yürümeyeceği yönündeki talebimizi mahkeme uygun gördü. Salonun gerekli büyüklüğe getirilmesi için çalışma yapılarak, bunun 15 Mart’a kadar yetiştirileceği söylendi. Sanıkların da tutukluluk hallerine karar verildi” şeklinde konuştu.

 

Avukatlar sığmadı

Avukatların duruşma salonuna zor sığdıklarını ve müştekilerin de çok azının girebildiğini belirten avukat Gülşen Uzuner, “Biz bu duruşmada hem müşteki vekilleri olarak kendi sayımızın, davaya katılan avukatların sayısının hem de bizzat yaralanan ve ölenlerin yakınlarının bu duruşma salonuna sığmayacağını söyledik. Çok küçük bir salon, biz avukatları zor sığdırdık bu salona. Dolayısı ile davanın tarafı olan müştekiler dışarıda kaldı, çok az bir sayısını alabildik. Bir yargılama yapılamadı, sanıklar duruşmanın koşulları da gerekçe gösterilerek getirilmemiş SEGBİS ile katılımlarına karar verilmişti” dedi.

 

Erteleme iyi oldu

Uzuner, “Bu tip yargılamalarda mesele maddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğu için sanıkların, müştekilerin, olayın tarafının yani dosyanın hepsinin bulunması lazım avukatların da öyle. Bu talebimiz kabul gördü, heyet fiziki şartlarında yetersizliğini gördü. Bu açıdan duruşmayı Ferizli’de bulunan bir duruşma salonunun hazırlığına ilişkin bir bilgi vererek 15 Mart tarihine erteledi. Biz olumlu görüyoruz bunu, çünkü yargılamanın bu koşullarda yapılamayacağı belliydi. Biz göstermelik bir yargılama değil, gerçek bir yargılama istiyoruz. O anlamda olumlu görüyoruz bu fiziki kuralların düzeltilmesi meselesini. Keşke daha önceden düzeltilseydi. Bizde, ailelerimiz de konuşmuş olur ve buna ilişkin bir yol almış olurduk. Ancak bu da bizim için olumlu bir adım” dedi.

 

Sabotaj iddiaları

Duruşma salonunda gerçekleşen tartışmalar hakkında konuşan avukat Uzuner, “Duruşma salonunda sabotaj iddiaları çokça yansıdı. Biz ciddiye almadığımız için cevap dahi vermemiştik. Bu ilk hazırlık soruşturmasında da dile getirildi. Bunun hem jandarma tutanakları hem İçişleri Bakanlığının kendi açıklamaları var bu konuda, bunlar ve dosyaya giren materyallerle böyle olmadığına ilişkin çok net tespitler var. İşçilerin anlatımına da bakıldığında uyarılar, patlama gününden birkaç gün öncesinde kızıştığı ve artık patlayacağına ilişkin izin alan işçiler, uyaran işçiler çokça var ve buna ilişkin görüntülerimiz de var. Dolayısıyla biz böylesi bir durumun sulandırılmasını doğru bulmuyoruz. Hak talebinde bulunan aileler ya da yargılamadan kaçmaya çalışan sanıklar bunu yapıyorlar. Bu gerçekten kabul edilemez bir durum, bizim açımızdan ve bunu söyledik. Buradaki tavır bizim açımızdan kendi hatıramızı da yaraladı” diye konuştu.

 

Ocaklara ateş düştü

Duruşma sonrası açıklamada bulunan müşteki avukatı Uzuner, “Onlar için çok gerçek olmayabilir bu canlar ama bizim için çok gerçek. Hepimizin ocağına ateş düştü. Kendimize gelmeye çalışıyoruz ve bunu da bizzat bu yargılama süreci ile adalet arayışında bulunarak, bunun tecelli ettiğini de görerek yapmaya çalışıyoruz. O yüzden bizi çok yaralıyor, hatıralarımızı yaralıyor böylesi şeyler. Bunların söylenmesi ve köpürtülmesine izin vermeyeceğimizi söyledik. Duruşmada bu çaplı bir tartışma yaşandı. Bizim açımızdan durum buydu. Bir sonraki duruşmaya daha kalabalık, müştekilerinin hepsinin dinlendiği ve salonda bulunabildiği, avukatlarımızın hepsinin salonda bulunabildiği bir yargılama ile meselenin aslında ne kadar mühim olduğunu, bunların göz yuma yuma insanları öldürdüklerini kamuoyu ve mahkeme tarafından görüleceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

 

Bayılan avukat

Duruşma esnasında baygınlık geçiren avukatın tansiyon hastası olduğunu belirten avukat Uzuner, “Duruşma esnasında bayılan avukat Özgür Bey hipertansiyon hastasıymış, onunla ilgili bir durum yani kendi hastalığı ile ilgili. Kendisi bu taleplerin alındığı sırada fenalaştı, avukat arkadaşımız salonda bir yer açılarak hava alınabileceği yere götürüldü, küçük bir salon ve havasız. O anda sağlıkçılar da müdahale etmiş ve tedavisi salon dışında gerçekleşmiş. Daha sonrasında son talepler alınırken duruşma salonuna geri döndü. Kendisinin hastalığının bu konuda başta geldiğini söyleyebiliriz. Çin Mahallesi’nde kaybeden Muhammet Seyfi Çanakçı’nın yeğeniyim aynı zamanda dosyada biz aile olarak ta bulunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

 

7 Ocak 2021 , Perşembe Bu haber toplam 860 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.


Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu

 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 



SAKARYASPOR PUAN DURUMU