BÖLÜNMÜŞLÜK KİME YARAR? yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

BÖLÜNMÜŞLÜK KİME YARAR?28 Ocak 2021, Perşembe

Öz eleştiri yapamayan birey ve toplumlar hiç bir şekilde değişim gösteremez ve kalkınamazlar.

Hem birey olarak, hemde toplum olarak öz eleştirilerden niye uzak kalıyor ve kaldıramıyoruz, bunun altında yatan nedenleri araştırmak gerçekten önemli ve sosyolojik bir sorun.

 Daha bir kaç hafta önce; Tokat'ta filyasyon ekibinden bir doktorun, harita üzerinde Alevi köylerini belirleyerek, kırmızı kalemle "Alevi" yazdığını ve bir hasta yakını tarafından karşı çıkılması, haberini okuduk. Hemen akabinde; Yalova'da, "Alevi vatandaşların evlerinin duvarlarına kırmızı boya ile çarpı işareti konulup, alevi yazıldığı" haberi düştü medyaya...

"Bölünmüşlük kime yarar?" Bunu bu millet sormalı kendine...

Diğer yandan da, yakın tarihi bi zahmet avucunuzun içinde tuttuğunuz internetten araştırın lütfen. nice insan, bu tarz insanlık dışı davranışların sonucunda, zulüm ile acı çekmiş... Böyle durumlarda zulme uğrayan kadar, uğratan da zarar gördüğü anladığı an değişir her şey...

İç veya dış bu provakasyonları yapanlar tarihten bu yana sıyrılmayı bilmiş, halk dışında kimse zarar görmemiştir. Bakınız; Maraş katliamına, Sivas katliamına!

Sonra dışardan biri çıkıp Türkiye barbar deyince kızmıyor muyuz? Deliye dönmüyor muyuz? Orada demokrasi yok dendiğinde zorumuza gitmiyor mu? Hemde nasıl gidiyor...

Maraş katliamını yaşayanların anlattığına göre; hamile kadınlar, bebekler ve çocuk öldürülmüş. Burada o ölümlerin ayrıntılarını yazmaya elim varmaz. İçim yanıyor bir insan olarak. Üstelik fazla değil kırk yıl önce yaşandı bu olay.

Sivas katliamı ise daha da yakın...

Öz eleştiri zamanı geldi ve hatta geçmiyor mu?

Saçı, kaşı, gözü yok efendim düşüncesi, inancı vs. derken, birbirine düşen insanlarların ülkelerini inceleyin. İnsanlık namına, insanca yaşama namına, ne kalmış? Hiç yapamıyorsanız, bu konularda çekilmiş filmlere bir göz atın. Tüm bu olup bitenleri kendinize reva görüyorsanız veya şuan büyümekte-büyütmekte olduğumuz çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin böyle olmasını reva görüyorsanız, sessiz kalmaya devam edin...

Yok görmüyorsanız, ayrımcılığın her türüne "hayır" deyin!

Böylelikle kenetlenen topluma iç veya dış hiç bir provakatif güç etki edemez, zarar veremez. Dini inanış da dahil olmak üzere. Hani neydi "Din de zorlama yoktu, düşüncenin günahı yoktu" değil mi? Saygı elzemdi...

Artık bu söylemlerin hayata geçmesi acil değilse, nedir?