Gerçek büyüme ve kaynak kullanımı... yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Gerçek büyüme ve kaynak kullanımı...15 Şubat 2021, Pazartesi

Gerçek büyüme ve kaynak kullanımı...

COVID-19 pandemisi hiç kuşkusuz sağlığımızla birlikte bütün dünyanın ekonomik dengelerini alt üst etti. 

Ülkeler içe kapandı ve arz-talep dengelerinde büyük bir dönüşüm, değişim olduğuna şahitlik ediyoruz. 

Dünya çapında, küresel çapta uygulanan parasal bir genişleme var.  

Bu ne demek ?

Merkez bankaları pandemiden dolayı oluşan hasarları önlemek, ekonomileri canlandırmak ve işsizliği azaltmak için piyasalara para aktarıyorlar. 

Fakat sürekli olduğu için enflasyona da neden oluyor bu durum...

Doğal bir sonuç olarak da  tüm dünyada üretim sektörleri tehdit edilmiş oluyor...

Ekonomiyi kurtarmak için basılan paralar buğday, pamuk, demir, kalay vs gibi ana emtiaların fiyatını artırıyor.

Merkez bankalarının tarihi büyüklükteki parasal genişleme politikaları ve hükümetlerin yaptığı yüksek harcamalar, pandeminin  küresel ekonomide neden olduğu daralmayı önemli ölçüde baskılasa da bu kadar büyük para arzının yan etkilerini de görmeye başladık ve önümüzdeki dönemde de göreceğiz. 

Bugün dünyanın en önemli sorunlarından biri bütün sorunları para basarak çözmeye çalışmanın yaratmış olduğu kontrolsüz para gücü. 

Burada dünya ciddi anlamda finansal kapitalizm oyunları ile karşı karşıya bulunuyor. Bu noktada kapitalizm de bir yapısal değişime girecek. Bu şart. 

Bu durum, tedarik süreçleri üzerinde büyük bir baskı yaratıyor...

Pandeminin etkisiyle üretimde ciddi aksamalar olabiliyor. 

Bunun yanı sıra talep hacminde veya yapısındaki değişiklikler nedeniyle bazı ürünlerin bulunmasında da güçlükler yaşanmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi lojistik kısıtlamalara bağlı teslimat gecikmeleri ve maliyet artışları gibi pek çok gelişme de sanayiyi doğrudan etkilemektedir.

Birçok farklı ürün grubunda, geçmiş dönemlerde eşine çok rastlamadığımız bir fiyat yükselmesi ve dalgalanması var...

Türkiye’nin de bu süreçte yeni bir hikaye yazabilmesi için yeni bir yatırım dönemine ihtiyacı var. 

Mesela; Türkiye dünyanın en güçlü tekstil ve hazır giyim üreticisiyken hala daha birçok ürünün makinasını dışarıdan ithal ediyor. Kaşıkla topladığımız kaynaklarımızı bırakın kepçeyle, kazanla harcıyoruz.  

Bugün bakıyoruz plastik sektöründe de, demir çelik sektöründe de, metalin kullanıldığı sektörlerde de Türkiye’nin çok becerisi ve gücü var. 

Savunma sanayi, otomotiv vs birçok sektör sayılabilir. Fakat iş gelip de bu çok iyi işler yapan alt sektörlerimize yönelik tedarik zincirine dayandığında orada sıkıntılar başlıyor. İş geliyor bunu üretecek olan ana sanayi ürünlerinde, hammaddelerinde  dar boğaza giriyoruz maalesef.

Türkiye’nin hem marka altyapı projeleri hem de marka üstyapı projelerine ihtiyacı var ve sanayimizin gelecek vizyonu işte o büyük stratejik hammadde üreten sanayi tesislerinden geçiyor.

Gelecek adına yeni bir hikâye yazabilmek için yeni bir yatırım dönemine ihtiyacımız var. Bu yatırım döneminin oluşabilmesi için de sanayiye dönük kaynakların daha doğru kullanılabilmesi adına yeni bir stratejik sürece girmemiz gerekiyor. 

Yani Türkiye’nin kaynak problemi yok. Kaynakları kullanamama sorunları var...

Çıkış tedbirlerine, çözümlerine haftaya devam edeceğiz..!

İyi haftalar...