Sanayi çarşılarına gidin yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Sanayi çarşılarına gidin2 Mart 2021, Salı

Geleceğe umutla bakmak istiyorsanız sanayi çarşılarına gidin

Ekonomi, güncel politika konuları izlemek için zaman zaman küçük sanayi sitelerine gidiyorum. Esnaf, zanaatkâr dostlarımı ziyaret ediyorum. Toplumun nabzını tutmak, olan bitenin soğana, halka yansımasını görebiliyor, anlayabiliyorum. Bir çeşit kamuoyu yoklaması diyebilirim. Yansımaları doğru anlayanlar için önemli ipuçları verdiğini söyleyebilirim. En azından beni büyük oranda yanıltmadığını söyleyebilirim.

***

Türkiye’de üst gündem var. Siyasilerin grup toplantılarında genellikle sert mesajları, atışmaları, polemikleri; doğalgaz rezervi, Ay’a yolculuk, elektrikli otomobil, Anayasa tartılmaları vb. Bu gündemlerin yanında halkın, sokağın, dükkânın, tezgâhında gündemi var. Bazen ve son dönemde üst gündemle sokağın gündemi birbiri ile uyuşmuyor. Halk, esnaf-sanatkâr nezdinde karşılık bulmuyor. Yani sokağın, halkın gündemi başka, üst tarafın gündemi başka oluyor çoğunlukla…

***

Öncelikle söylemek isterim ki, sanayi çarşılarımızda, iş merkezlerinde, pasajlarda insanlar arasında ilişkilerde siyasetin sert diline rastlamak mümkün değil. Farklı dünya görüşüne, farklı yaşam tarzına sahip insanlar bir araya gelip sohbet edebiliyor; beraber iş yapabiliyorlar. Birbirlerine karşı sert, kırıcı, aşağılayıcı, hakaret içerek sözler kullanmıyorlar. Değerli esnaflarımızdan birisi çay sohbetimizde beraber iş yaptığı komşu esnaf arkadaşıyla: “Hocam bizim yaşam tarzımız tamamen farklı; bizim aşkımız sabah dükkânı açınca başlar, akşam kapatınca biter. Herkes kendi yoluna gider” diyerek toplumumuzdaki hoşgörüyü, karşılıklı saygıyı özetleyebiliyor. Esnaf-zanaatkâr ziyaretimin benim için diğer önemli tarafı da, en umutsuz olduğum, omuzlarımın düştüğü zaman sanatkârlarımızın yaşam mücadeleleri, yoktan var etme istekleri, azimleri, gayretleri; en kötü şartlarda evlerine ekmek götürebilme umutları bana heyecan verir, umutlandırır, başımı dik tutmamı sağlar. Aldığım enerjiyle evime dönerim, işime, gücüme dört elle sarılırım.

***

Geçtiğimiz hafta şehir merkezinde ve ilçelerimizde otuz iki işyerine uğradım. Benimkisi bir çay içimlik, kısa ziyaretler. Bir bölüm berber esnafı. Berberlerimiz koltukları boş görüyorum. Dört, beş koltuklu dükkânlarda bir koltukta müşteri gördüm ya da görmedim. Ama çay sohbetinde berber esnafımız, “Hocam dükkân açık dursun, eve bir çorba parası götürsek yeter. Hayırlısıyla bu belayı atlattıktan sonra eski günlerimize döneri” diyor.

***

Değerli başka bir sanatkârımıza uğradım. Önceden telefon etmişti. Çayımızı yudumlarken: “Hocam telefonda da söylemeye çalıştım. Yanımda çalışan, aynı zamanda da okula giden çırağım son zamanda işe gelmiyor, aksatıyor. Anacak devlet de bana bu konuyla ilgili her ay bir miktar teşvik veriyor. Hak etmediğim bir parayı almış gibi oluyorum. Bu durum beni rahatsız ediyor. Sen ne dersin? Uygun görürsen bana bir yazı yaz devletin verdiği parayı iade edelim. Yetimin, fakirin, fukaranın, beytülmalin hakkı bana geçmesin.” Ustamızın gönülden hissederek söylediği bu sözler beni derinden etkiledi, gözlerimi nemlendirdi. Bir yanda halkın, devletin, yetimin, fakirin, fukaranın hakkını çalıp, insanların gözüne baka baka pişkince sırıtanların yanında halkımızı ortalamasının ne kadar temiz, dürüst, asil olduğunu gösteriyor.

***

Bilgisayarı makineyle ahşap işleyen başka bir sanatkârımızı işyerine girdiğimde makinenin tezgâhında ahşap yerine alüminyum levha işlediklerini gördüm. “Hayırdır ustam meslek mi değirirdin?” dediğimde: “Yok hocam farklı bir iş geldi onun üzerinde çalışıp çözdük, imal ediyoruz” dedi. Ahşap ustamız, meslek lisesi makine bölümünden mezun eski bir öğrencimiz, halen meslek lisesi son sınıfta okuyan öğrencimiz kafa kafaya vermişler bilgisayardan çizimlerini, üç boyutlu resimlerini gösterdiler. Savunma sanayi ile ilgili bir parçanın tasarımını, imalatını almışlar onun için ahşap makinesi ile alüminyum levhayı işliyorlar. Çok da başarılı sonuç almışlar, numuneleri hatasız kabul edilmiş, on binlerce parça için sipariş anlaşması yapmışlar, imalata başlamışlar. Bizim insanımız “imkânsız” de sonra oturup izle... Atatürk’ün, “Türk milleti zekidir, çalışkandır”; Norveçlilerin imkânsızı başarmak için, “Bir de Türk gibi düşün!” sözleri aklıma geldi. Göğüsüm kabardı, umutlandım, enerji doldum…

***

En umutsuz olduğum zamanda sanayi çarşılarında her zaman umutla, heyecanla döndüm. Siz de ülkenin gerçek gündemini öğrenmek, yaşamak; geleceğe her zaman umutla bakmak için televizyondaki boş tartışmaları izlemek yerine, sanayiden dostlar edinin; zaman zaman onların ziyaretine gidin, çaylarını için…