Moral beklentisi!... yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Moral beklentisi!...7 Haziran 2021, Pazartesi

Şu an piyasalarda bir beklenti var. Olumlu beklenti. 

Yasaklar kalkacak. İşler açılacak. Turizm artacak. Alışveriş artacak. Moraller geri gelecek...

Bu sadece bizde değil küresel bir beklenti...

Öncelikle beklenen ise “Güvenin geri gelmesi”...

Tüketicilerin geri dönmesini sağlayan bu beklenti ile harcamaların artması bekleniyor. Biriken talebin açığa çıkışı, daha önceki bütün ekonomik krizlerde olduğu gibi belki de bir nevi “intikam alışverişi” niteliğinde olabiliyor...

Pandemiden en çok etkilenen hizmet sektörü. Özellikle; restoranlar ve eğlence mekanlarının, bu geri dönüşte, diğer sektörlere göre öne çıkacağı tahmin ediliyor. 

Tatil amaçlı seyahatlerin yeniden başlaması da önemli bir beklenti...

Uluslararası seyahatte, pandemiye bağlı sınır kısıtlamaları nedeniyle kriz sürse de Çin’de otel doluluğu ve yurt içi uçuşlardaki yolcu sayısı 2019’daki seviyelerinin yüzde 90’ına yaklaşmış durumda...

Müşteri ziyaretleri, fuar ve konferanslar gibi iş seyahatlerinde toparlanma sürecinin ise, daha önceki kriz dönemlerinde de olduğu gibi farklı olacağı belirtiliyor. Pandemi sırasında teknolojinin etkin bir şekilde kullanımı ve çoğu şirketin önümüzdeki yıllarda yüzleşeceği ekonomik kısıtlamalar,  iş seyahatlerinde uzun dönemli yapısal bir değişimin başlangıç işareti olabilir.

İnovasyon dalgasının başlattığı yeni girişimcilerin çoğalması...

İhtiyaçlar, icatları doğuruyor, kriz ve kaos ise girişimciler için fırsatlar doğuruyor. Daha önce yaşanan ekonomik krizlerin tersine, bu sefer yeni açılan küçük işletmelerin sayısında önemli oranda artış görülüyor. 

Bu hızlanmanın temelinde, dijital destekli verimlilik artışının yer aldığı vurgulanıyor. Geçmişte çığır açan teknolojilerin, verimliliği artırmaya başlaması 10 yıldan uzun sürüyordu. COVID-19 krizi yapay zekâ ve dijitalleşme gibi alanlarda, bu geçişi birkaç yıla indirdi. 

Artık hepimiz biliyor, görüyor, inanıyoruz... Online perakendeye geçiş hızla devam edecek ve kalıcı olacak... 

Dünya çapında yapılan araştırmalarda e-ticaretin 2024’e gelindiğinde yüzde 24’lük bir yaygınlığa ulaşacağı öngörüsü hatırlatılıyor ve bu tahminlerin ötesinde de muhtemel bir gerçekleşmeye dikkate çekiliyor. 

Bu hızlı hareket eden büyük bir potansiyel...

Bu gelişmenin detaylarına inildiğinde bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Online alışveriş yapan tüketicilerde, marka sadakatinin az olması, bu noktaların başında geliyor. 

Tedarik zincirinde yeniden dengelenme bekleniyor...

Covid-19, çoğu şirketin, uzun ve karmaşık tedarik zincirlerindeki zayıf noktalarını açığa çıkardı. Tek bir ülke, hatta tek bir fabrikanın kapanması, şirketlerin küresel üretimini durma noktasına getirince, tedarik zincirlerinde yeniden dengelenme başladı. 

Bu nedenle küresel mal ihracatının dörtte birinin, 2025’e kadar yön değiştirebileceğini öngörülüyor. Bu, yaklaşık 4,5 trilyon dolarlık bir ihracat hacmi anlamına geliyor.

Şirketler, bunları dikkate alarak hem otomasyon hem de yapay zekâ, veri analitiği alanlarındaki gelişmelerden faydalanarak tedarik zincirlerini yeniden dengelemek zorundalar...

Pandemi, genel olarak iş dünyasında süreçleri hızlandırdığı gibi, medikal inovasyona da ciddi bir ivme kazandırıyor...

Evet, pandemiyle birlikte bazı endüstriler yükselişe geçerken bazıları da ciddi şekilde düştü. Ekonomi yeni normaline oturunca, yaşanan sektörel farklılıkların daralması ve endüstrilerin kriz öncesine yakın pozisyonlarına dönmeleri beklenebilir. 

Bununla birlikte, sektörler içindeki dinamiklerin nasıl değişeceğini öngörmek daha zor olabilir. Bundan önceki krizlerden, kuvvetliler daha kuvvetli çıktı. Zayıflarsa daha da zayıfladı, tümden kapandı ya da satın alındı. 

Uzmanlar, pandemi döneminde de dayanıklılığı yüksek, sağlıklı bilançolara sahip şirketlerin; yeni fırsatlar arayışında olacağını ve ciddi boyutlu portföy değişimi görmeyi beklediklerini belirtiyor. 

Bu duruma ek olarak, küresel özel sermayenin elinde bulunan yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık yatırıma hazır kaynağın da portföy değişiminde belirleyici rol oynaması bekleniyor. 

Küresel krizlerde yapılan özel sermaye yatırımlarının geri dönüşlerinin, iyi dönemlerde yapılanlara göre daha yüksek olduğu biliniyor. Bu nedenle özel sermaye endüstrisinin önümüzdeki dönemde yeni yatırım imkanlarını takip edeceği konuşuluyor uluslarası çevrelerce... 

2008-2009 finansal kriziyle başa çıkmak için çok sayıda devlet, teşvik programı uygulamıştı ama bunların çok azı iklimsel ya da çevresel hareketleri içeriyordu. Pandeminin ekonomik etkileriyle mücadelede, durumun farklı olduğu görülüyor. 

Tüm ülkeler değilse de büyük çoğunluğu toparlanma planlarını var olan çevresel politika önceliklerini ilerletmek için kullanıyor. 

Avrupa Birliği 880 milyar dolarlık COVID-19 kriz planının yüzde 30’unu iklim değişikliği ile ilgili tedbirlerde kullanmaya  başladı. Kanada toparlanmayı iklim hedefleriyle birleştiriyor. Kolombiya 180 milyon ağaç dikiyor. Japonya ve Güney Kore 2050’de, Çin ise 2060 yılında, net karbon emisyonunu sıfıra indirme sözü verdi.

Bütün bunlar, sürdürülebilirliğin hükümetler düzeyinde yeni normalin öncelikli konusu olduğunu gösteriyor.

Şirketler tarafına bakıldığında da sürdürülebilirlik konusunda tüketici beklentilerinin arttığı görülüyor. Uzmanlar tüketici beklentilerinin yanı sıra yeşil ekonominin sunduğu büyüme imkanlarını öne çıkarıyor.

İşletmeler ve parçası oldukları toplum arasında bir köprü görevi üstlenen paydaş kapitalizmi, pandemide daha da önemli hale geldi. Paydaş kapitalizmi; şirketlerde kâr amacı güdülmemesi olarak anlaşılmaması gerek. Önemli olan, zaten değerlendirilebilen bir ölçüt olan kâra bir “amaç” kazandırmak, olarak düşünülüyor...

Pandemi şartları tamamen geride kaldığında, oluşacak yeni normalin 2019’un hâkim koşullarına geri dönmek anlamına gelmeyeceğini de bilmemiz gerek...

2021’in sonlarına doğru dönüşüm olması bekleniyor. “Covid-19 öncesi” ve “Covid-19 sonrası” gibi dönem tanımlamalarını sıkça kullanacağız...

Günümüzde; iyi liderlik, dijital üretkenlik, sürdürülebilirlik, inovasyon, işimizin geleceği ve paydaş kapitalizmi trendleriyle açıklanan değişimlerin uzun vadede kalıcı bir temel oluşturması mümkün. Gelecek planlarımızı yaparken 2021’in ve ötesinin şekillenmesinde etkili olacak bu tanımlamaları unutmamamız gerekecek... 

İyi haftalar...