Günün Tarihi:17 Nisan 2021

Bilim insanı sorumluluğu2 Şubat 2021 , Salı


Seyfi Yücel

İki bin yıldır varlığını sürdüren Türk devletlerini yönetenlerin bir kulağının bilim insanlarında olduğunu görüyoruz.

Ünlü Türk Bilgini Biruni (973-1051) Gazneliler Devleti Başkenti Gazne’ye geldiğinden kısa bir süre sonra Sultan Gazneli Mahmud’un bazı kararlarını, uygulamaları beğenmeyerek eleştirmeye başladı. Önceleri Mahmut, Biruni’nin kendisine karşı eleştirilerini hoş karşılamadı, hakkında soruşturmalara başlattı. Biruni, “genellikle baskıcı hükümdarların, yurttaşlarını kandırmak için, kişiliklerine dair türlü yalanlar uydurduklarından” bahsetti. Bu fikrini, diğer hükümdarlara olduğu gibi Mahmud’a karşı da eleştirisine devam etti. Ancak, Mahmut, Biruni’nin bu sözlerini hoşgörüyle karşıladı. Gazneli Mahmud’un “fikre saygı” ilkesi genellikle tarihimiz boyunca devlet adamlarına hâkim olmuştur. Özellikle toplumda prestij sahibi bilim insanları hükümdarlarına karşı bilimden aldıkları güçle karşı duruyorlardı.

***

Büyük Selçuklu sultanı Melikşah ile bilgin Cüveyni arasında geçen bir olay bilimsel otoriterin politik iktidarın dahi üstünde olduğunu gösteriyor. Bir yıl, Melihşah hilalin gözükmesi üzerine bayram gününü ilan etti. Fakat Cüveyni, aksine ertesi günün ramazan olduğunu ve oruç tutulması gerektiğine dair bir fetva verdi. Sutan bu durum karşısında Cüveyni’yi nezaket ile saraya çağırdı. Görüşme sırasında bilgin, “Saltanata ait konularda fermana itaat görevimizdir, ancak fetvaya ilişkin sorunlarda sultanın bize sorması gerekir” dedi. Bu cevabı haklı gören Melikşah fetvaya uydu ve bilgini saygıyla uğurladı.

***

Büyük Selçuklu devrinde, Nişaburlu bilgin Sandali, Tuğrul Bey’in Bağdad Seferinden sonra dünyayı önemsemeyen bir hayata başlamıştı. Bir cuma namazında Melikşah onunla karşılaştı, kendisini ziyarete gelmediğini hatırlattı. Sandali şu cevabı verdi: “Sizin hükümdarların en iyisi olmanız, benim de bilginlerin en kötüsü olmamak lığım için. Çünkü hükümdarların en iyisi bilginleri ziyaret eden, bilginlerin en kötüsü de hükümdarların ziyaretine koşandır.”

***

1072 yılında Bağdad’da bir halk hareketi oldu. İçlerinde ünlü bilgin Şirazi de bulunuyordu. Halife evlerine dönmelerini, arzularını Sultan Alp Arslan’a ileteceğini söyledi. Fakat kalabalık dağılmadı. Vali topluluğu dağıttı. Ortalık yatışınca Şirazi Üniversitedeki derslere başladı. Gene Şirazi Bağdad Üniversitesinin arsasının halktan zorla alındığını ileri sürdü. Ders vermeyi red etti. Ancak ısraralar üzerine derslerine devam etti. Derslerini kendi getirdiği büyük bir tuğlaya oturarak verdi. Şirazi bu tutumu ile arsası kanunsuz olarak alınmış Üniversite binası eşyasını kullanmak istemediğini gösterdi. Bu tavrı zamanın yöneticileri tarafından hoşgörüyle karşılandı.

***

Fatih Sultan Mehmet, Fatih Camii’ni yaptırırken iki mermer sütunu üçer arşın kesip kısaltan mimar başının ellerini kestirmiş, mimar dava açmış. Mahkemeye çağırılan Fatih: “Emir, şer-i şerifindir” demiş ve başköşeye geçmek istemiştir. Kadı: ”Oturma beğim. Hasmınla eşit mesafede ayakta beraber dur” demiştir. Kadı, Fatih’i haksız ve hükümsüz el kestirdiği için şer’an ellerinin kesilmesi gerektiğini söylemiştir. Mimar, “kısas” istemeyip Fatih’i 10 akçe tazminata mahkûm etti. Kısastan kurtulduğu için miktarı 20 akçeye çıkardı.

***

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı devam ederken cepheyi bırakıp, 16-21 Temmuz 1921 tarihlerinde Ankara’da Maarif Kongresini toplayarak alanlarında uzman 180 bilim insanını bir araya getirerek eğitim alanında yapılacaklara dair fikirlerini, önerilerini aldı. Daha Cumhuriyet ilan edilmeden 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir İktisat Kongresini toplayarak iktisadi alanda yapılacak olanları bilim insanlarından dinledi, alınan kararları sonraki yıllarda hayata geçirdi. Atatürk’ün “Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar” sözü bilime ve bilim insanına verdiği değerin göstergesi diyebiliriz.

***

Sonuç olarak iki bin yıllık devlet geleneğimizde yükseliş dönemlerinde bilme ve bilim insanlarına saygının, hürmetin yüksek olduğunu görüyoruz. Günümüzde ve gelecekte güçlü bir şekilde varlığımız sürdürebilmek için bilime ve bilim insanına gereken değeri vermeliyiz. Bilim insanları da toplumun ihtiyacı olan bilim insanlı sorumluluğunu yerine getirmeli.

 

 

Bu yazı toplam 645 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU