Günün Tarihi:21 Ekim 2021

Davranışsal çöküş26 Haziran 2021 , Cumartesi


A.İlhan Düzgün

John B. Calhoun’ un 1972′ de laboratuvar ortamında fareler ile yaptığı Universe 25 (25. Evren) isimli deney nüfus artışının, toplumun üzerinde etkisini gösteren en çarpıcı deneylerden biridir.

Calhoun, 3000 den fazla farenin barınabileceği ve tüm yaşam konforu özenle sağlanmış, avlanma korkusu olmadan yaşayabilecek 5.6 metreküplük ( 2.5mx2.5mx0.90m) bir yaşam alanı oluşturmuş ve buraya dört çift fare bırakmıştır.

İlk 104 gün boyunca fareler ortama alışmaya çalışır. Calhoun ”ilk evre” olarak adlandırdığı bu evrede her fare kendi alanını seçer ve yuvalarını düzenler.

”Patlama evresi” olarak adlandırılan bir sonraki aşamada süresince, her 60 günde bir farelerin nüfusu 2 katına çıkarak deney devam eder ve 315. günde farelerin sayısı 600’ün üstüne çıkar.

Barınma ve yerleşim adına hiçbir sıkıntı olmamasına ve her odanın yemek ve suya ulaşımı aynı kolaylıkta ve uzaklıkta olmasına rağmen, odaların bazılarında fare nüfusu diğerlerinden daha fazlalaşır!

Bunun nedeninin farelerin yemeklerini birlikte yemekten, sosyalleşmekten hoşlanıyorlar olması! Bazı odalar, bu ve benzeri nedenlerden cazibe merkezi haline gelmiştir böylece. Ancak sonuçta bazı odalar kapasitesinin çok üstünde fare barındırırken bazı odalar hala boş kalmaktadır!

Bu oransız sıkışıklık fareler arasında huzursuzlukların başlamasına neden oluyor! Bu doyma noktasına (aslında yer olmasına rağmen dengesiz yoğunlaşma diyelim) “duraklama dönemi ” diyor Calhoun.

Bu dönemde fareler arasındaki sosyal bağlar kırılmaya başlıyor. Erkek fareler yuvalarını korumaktan vazgeçiyor, kendi bölgesinden çok avluda dolanmaya ve daha zayıf gördükleri rakiplerine saldırmaya başlıyorlar. Aynı zamanda dişi fareler de yavrularını korumaktan vazgeçiyorlar, hatta onlara saldırıp yemeye başlıyorlar. Huzur bitip kargaşa terör ve güçlünün ayakta kaldığı güvensiz bir ortam yaşanmaya başlıyor.

Bir başka yerde az sayıda fare (Calhoun bunlara “beautiful ones” diyor) en üst kattaki odalara çekiliyor ve odalarının girişini kapatmaya çalışıyorlar. Bunlar aşağıdaki karmaşadan kendilerini izole ederek, hayatlarını yemek yiyip, uyuyarak geçirmeyi tercih ediyorlar bu huzurlu yaşama rağmen ne çiftleşip çoşalıyorlar, ne de kavgaya dahil olup taraf oluyorlar!

Nüfusun zirve noktası olan 2200 fareye 560. günde ulaşılıyor. Bu noktada yer ve yiyecek, içecek sorunu olmamasına rağmen bir nüfus düşüşü başlıyor ve 610. günde nüfus 100 ün altına düşüyor. Calhoun’un tabiriyle ”ölüm evresi” başlıyor.

Davranışsal çöküş tanımı ise burada başlıyor etliye sütlüye katılmayan grup da üremiyor, güvensiz ortamda ve 3000 küsur farenin yaşayabileceği alanda yaşayan farelerin toplam nüfusu 100 ün altına düşmesine rağmen onlar da üremiyor ve son fare öldüğünde deney sona eriyor.

Bu deneyden herkes kendine göre bir çıkarım yapıyor, biz de kendimize göre çıkarımlar yapalım istedim;

Hukuksuz, güvensiz, kuralsız, güçlünün kazandığı bir ortamın içinde kalan fareler gelecekten ümitlerini kesip üremeyi ve neslini devam ettirmeyi içgüdüsel olarak güvenli bulmuyorlar ve toplumsal olarak nesillerinin yok oluşuna razı geliyorlar, bu anlaşılabilir gibi!

Fakat sistemin dışına çıkıp, karmaşadan kaçan, rahat ve huzur içinde yaşayan fareler de aynı kararı veriyor! Bu garip geliyor başlangıçta değil mi?

Demek ki kaos içinde kalıp kaostan faydalanma ihtimali içinde olanlar ile kaosu hiç bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayanlar aynı davranışsal çöküşü yaşıyor!

Sonuç: Aslını kaybeden davranışsal çöküşün altında kalmaktan kurtaramıyor kendini!

O zaman da biz ne diyoruz: Sistemi tuttuğun, tutabildiğin yerden iyileştirme çabası, bu koca dünyayı düzeltmese bile senin bu dünyada kalma amacın oluyor, yaşama amacın oluyor, huzur nedenin oluyor nokta.

Not: internette bu deney ile ilgili pek çok çıkarım var bunları burada tekrar etmeden ve yirmi altı haziranda birlikte okumak üzere sonlandırıyorum yazımı.

 

Bu yazı toplam 222 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.


 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 



SAKARYASPOR PUAN DURUMU