Günün Tarihi:9 Temmuz 2020

Dayaktan son anda kurtulmuştum16 Mayıs 2020 , Cumartesi


Cevdet Güngör

Korona  illeti ile mücadele sürüyor. Sakarya’da  bu mücadelede en başarılı  kesim sağlıkçılarımız. Ne yazık ki en başarısız  kesim ise  bizleriz. Ne yazık ki sağlık ordumuzun  hayatlarını riske atarak verdikleri mücadeleye  önerilen önlemlere uymayarak  yardımcı olmuyoruz. Oysa vatandaş olarak yapmamız gereken çok basit. Gerekli olmadıkça sokağa çıkmamak. Çıkarsak sosyal mesafe kuralına uymak ve mutlaka maske takmak.

                Ne yazık , “En kahraman Rıdvan edası ve bana bir şey olmaz” böbürlenmesi ile maske takmayı zul  addedenlerimiz çoğunluktaydı. Bu nedenle Sakarya Valiliği bence çok yerinde bir karar ile maske takmayı zorunlu hale getirdi. Takmayanlar Kabahatler Kanunu çerçevesinde para cezasına çarptırılacaklar. Sanıyorum  para cezası sokağa çıkma yasağını ihlal edenlere uygulanan 3 bin  180 lira olacak.

                “Parası olan maske takmasın” diyeceğim ama yanlış. Çünkü maske takmamak sadece takmayanı ilgilendirmiyor tüm toplumun sağlığını tehdit ediyor.

***

                Maske takmanın bugünlerde gerçekten çok önemli olduğunu hatırlattıktan sonra  evde olduğumuz bu  günlerde sizler ile bir hakemlik anımı paylaşmak istiyorum.

                Sakarya bölgesinin futbol hakemliğinde çok başarılı olduğu  1980’li yılların başı. Bu arada son yıllarda Sakarya Bölgesi hakemliği yine başarılı bir dönem geçiriyor. Atilla Karaoğlan kardeşim Süper Lig’de çaldığı başarılı düdükler ile göğsümüzü kabartıyor.

***

                Bahsettiğim yıllarda Abdülkadir Aypek ve Erdoğan Çamlıyurt ağabeylerim ve ben Ispartaspor maçında görevlendirildik. Ispartaspor şu anki 1. Lig karşılığı olan 2. Ligde şampiyonluğa oynuyor. Bizim görevli olduğumuz maçta ise ligde 2. durumdaki İzmirspor ile karşılaşıyor. Yani maç zorluk derecesi yüksek.

                Doğal olarak maçın oynanacağı pazar gününden 1 gün önce Isparta’ya gittik. Isparta’daki tüm oteller dolu. Yatacak yer bulamıyoruz. Meğer o günlerde paralı askerlik uygulaması var. Ve Isparta’daki oteller paralı askerlik yapanları ziyarete gelen aileler ile dolmuş.  Otelin birinde yine yer bulamadık. Otel görevlisi Eğirdir’de güzel bir otel olduğunu söyleyerek bize oraya gitmemizi tavsiye etti. Bizde atlayıp Eğirdir’deki otele gittik. Hakikaten temiz pak bir otel.  Akşam yemeğini yiyip odalarımıza çıktık. Bir saat sonra Abdül ağabey  bizi  uyandırdı  “ Kalkın yeniden Isparta’ya gidiyoruz”  dedi. Meğer o  akşam otelde düğün varmış ve Abdül ağabey orkestranın sesinden uyuyamamış. Bizim zamanımızda orta hakem ne derse o...Yeniden bir taksiye atlayıp Isparta’ya dönüyoruz.  Ben orduevine gitmeyi teklif ettim.  Artık mecburen ertesi gün oynanacak Ispartaspor maçının hakemleri olduğumuzu ve  otellerde yer bulamadığımız için orduevine gelmek zorunda kaldığımızı söyledik. Orduevindeki nöbetçi subay gerçekten çok samimi davrandı. Ancak o akşam aynı nedenle orduevinde de yer yokmuş. Ancak telefon ile otelleri tek tek aramaya başladı.  Sonuçta bir otelde yer buldu. Bizi bir asteğmen ile otele gönderdi. Bu otele daha önce gitmiştik ancak yer olmadığı söylenmişti. Otele mevcutlu gidince yer bulduk.

***

                Ertesi gün bizim açımızdan sıfır hata ile çok başarılı yönettiğimiz bir maç oldu.  Maçın gözlemcisi de maç sonu soyunma odasına gelip (aslında gözlemciler maç sonu soyunma odasına pek gelmezler) bizi tebrik etti.  

                Moraller iyi İstanbul’a giden bir otobüste güçlükle yer bulduk. Çünkü otobüsler kısa dönem askerlik yapanları ziyarete gelenler ile dolu. Otobüse binmeden öncede şöyle morallerimiz yerinde gereği gibi akşam yemeğini yedik.

                Yola  çıktığımızda  baktık  otobüsteki erkek yolcu olarak sadece biz varız. Kalanların hepsi asker ziyaretinden dönen bayanlar.

Otobüs hareket ettikten bir süre sonra şoför teybe güzel bir Türk Sanat Müziği kaseti koydu.  Asker ziyaretinden dönenler gibi Erdoğan ağabeyde kasetteki sanatçıya uyup şarkılara iştirak etmeye başladı. Erdoğan ağabeyin sesinin böylesi güzel olduğunu o zaman anladık. Erdoğan ağabeye otobüsteki hüzünlü bayanlarda iştirak etmeye başladı. Erdoğan ağabey bayanların korosunu idare eden bir orkestra şefi gibiydi.

Adapazarı’na yaklaşırken “Erdoğan ağabey  senin bayanlara orkestra şefliğini  yengeden korkmazsan yazayım “dedim.  Erdoğan ağabeyden beklediğim yanıt geldi, “Ne korkacağım. Yazarsan yaz.”

O zaman görev yaptığım Sakarya Gazetesi’nin dedikodu sütununa  aynen bugün yazdığım gibi olayı yazdım.

***

Saat 13.00 gibi o zaman Ticaret Lisesi’nde  beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan İbrahim Uluç  telefonla aradı. Erdoğan ağabeyin eşi de aynı okulda öğretmenlik yapıyor.  Meğer  Erdoğan ağabeyin eşi yazıya çok sinirlenmiş. Beni tokatlamaya gazeteye geliyormuş.          İbrahim Uluç telefonda: “Cevdet kaç. Yenge seni hırpalamaya geliyor” dedi. Ben tabi ki: “Geliyorsa gelsin ne olacak” demedim. Hemen araziye uydum. Böylece ben hırpalanmaktan kurtuldum. Artık Erdoğan ağabeyin kurtulup kurtulmadığı bilemiyorum.

Tabi bu olayı bir kez daha yazarken belki de yine risk altındayım. Ancak  bugünlerde  Camili’de “Home  Office” çalıştığımdan yenge evi bulamaz  diye düşünüyorum.

Bulursa da kaderimize razı oluruz. Yengemize el kaldıracak halimiz yok.

 

Bu yazı toplam 328 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU