Günün Tarihi:23 Ocak 2021

Ekonomik Kalkınma ve Hukuk Reformu...23 Kasım 2020 , Pazartesi


Murat Kaba

Ekonomik Kalkınma ve Hukuk Reformu...

Geçen hafta Cumhurbaşkanı bir çok konuşmasında özellikle hem ekonomik kalkınma hem de hukuk reformundan bahsetti...

2019 Mart ayında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Değerlendirme Raporu” yayınlanmıştı...

Çok kapsamlı bir rapordu. 

Esas dayanağı, 1992'de Rio’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'dır sonra 1996’da “sürdürülebilir kalkınma kavramı” gündeme alınmış, sonraki yıllarda bu kavram Kalkınma Planlarına ve birçok politika belgesine yansıtılmıştır.

Kalkınma Planları ile birlikte sürdürülebilirlik kavramına yer veren sektörel ve tematik ulusal politika ve strateji belgeleri de Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma gündeminin önemli parçaları haline gelmiştir. 

Son olarak 10. Kalkınma Planında sürdürülebilirlik, planı şekillendiren başlıca kavram ve hâkim temalardan birisi olmuştur.

Eylül 2015’te gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nde dünya liderlerinin üzerinde uzlaştıkları Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Gündemi  193 ülkenin imzasıyla kabul edilmiştir. 

Her boyutuyla yoksulluğun ortadan kaldırılmasını sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası kabul eden, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını ekonomik ve sosyal kalkınma konularıyla aynı düzlemde buluşturan 2030 Gündemi, dünya genelinde yoksulluğun azaltılması ve refahın artırılması çabalarına bütün toplumların dâhil edilmesi, kültürel ve sosyal değerlerin korunması ve çevresel zararların engellenmesi hedefindedir...

Bu yeni küresel kalkınma yaklaşımı içinde cinsiyet eşitliği, dezavantajlı grupların ihtiyaçlarının gözetilmesi, gıda israfının azaltılması, çölleşme ve kuraklıkla mücadele, biyoçeşitliliğin korunması gibi sosyal ve çevresel konuların yanı sıra ekonomik büyüme, teknolojik gelişme, istihdam ve sanayileşme gibi ekonomik konular da sürdürülebilir kalkınma gündemine taşınmıştır.

Tüm dünyada kalkınmanın yönünün daha sürdürülebilir bir rotaya yönlendirilmesini öngören 2030 Gündemi kapsamında, toplam 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı maddesi tanımlanmıştır. 

Bu maddeler “kimseyi geride bırakmama” sloganı ile hiçbir ülkenin ve hiç kimsenin kalkınma sürecinde geride bırakılmamasına yön veren maddelerdir... 

Toplamda 169 tane hedefi olan ve sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarını kapsayan bu maddeler daha geniş bir kapsam sunmakta ve kalkınmaya yönelik evrensel ihtiyaca değinerek eşitsizliklerin giderilmesi, ekonomik büyümenin ve istihdamın güçlendirilmesi, şehirler ve yerleşim alanlarının iyileştirilmesi, sanayileşmenin sağlanması, okyanusların ve ekosistemlerin korunması, enerjinin daha sürdürülebilir biçimde üretilmesi ve tüketilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi, sürdürülebilir üretim ve tüketimin geliştirilmesi ve insan haklarının güçlendirilmesi hedeflerini benimsemiştir... 

Herkesin adalete erişimini sağlamak ve her seviyede etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumlar kurmak odaklı suç ve şiddetin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler, kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması başlıkları altında toplanabilecek hedefleri içermektedir.

Dünyadaki yapısal değişimleri çok iyi okuyan bir devlet yönetimimiz var. Bunları; Türk Milletinin geçmişten gelen hasletleri, tüm dünya nüfusunun refahı ve dünya nizamını hep devlet politkalarında gördüğümüz eski Türk Devletlerinin tecrübeleriyle birleştirip dünyaya örnek bir şekilde reform sunmak da öncü bir anlayışa sahip olduğumuzu gösterir...

Benim tüm bunlardan anladığım "ekonomi ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz" açıklamasının şimdi yapılmasının nedeni; Türkiye’nin şu andaki iç siyasi istikrarı ve son dönemde bölgesinde fazlaca güç biriktirmesi ve bağımsız hareket etmesi küresel güçleri rahatsız etmesinden dolayı özellikle küresel para baronlarının ekonomi anlamında Türkiye’yi özellikle 2 hafta öncesine kadar artan işsizlik, enflasyon ve döviz kurları nedeniyle köşeye sıkıştırması ve toplumda bir rahatsızlık oluşması, diğer yandan, ABD'dedeki yönetim değişikliği ile başkanlığa seçilmesi Türkiye üzerindeki uluslararası baskıların yeniden artacağına yönelik beklentileri de yükseltmesidir...

Bu nedenle bu bağlamda yapılan reform açıklamaları ve yapılan kadro değişikliklerini bir “strateji değişimi” olarak da görmek doğru olur.

İçerde “yerli-milli siyaset çizgisinde demokratikleşme ve ekonomik kalkınma” ve dışarıda ise "büyük Türkiyesiyaseti hedefine yönelik hamlelerimiz aynı şekilde devam edecektir diye düşünüyorum...

İyi haftalar…

 

 

Bu yazı toplam 1525 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU