Günün Tarihi:21 Ekim 2021

En Büyük Fetih20 Ağustos 2021 , Cuma


Muzaffer Taşyürek

630 yılının Ocak ayı... İnsanlık tarihinin dönüm noktalarından biri.

Şirk ve zulmetle kirlenen Mekke, tevhid sancakları taşıyan mümin ordusuna teslim oluyor.

Mahzun bir şekilde öz yurdundan çıkarılan son Peygamber (s.a.v), muzaffer bir komutan olarak binlerce müminle geri dönüyor.

Yeryüzünün kalbi Kâbe’nin putlardan temizlenmesi, evrensel hakikatle insan arasındaki engellerin ortadan kaldırılmasının en büyük adımlarından biri olarak tarihte yerini alıyordu.

Kâbe putlardan temizlenirken, kalplerin de şirkten arınması için Allah Resûlü insanları şöyle uyarıyordu: “Lâ ilâhe illallah deyiniz, kurtulunuz.”

Mekke’yi fetheden Komutan (s.a.v), aynı zamanda şefkat âbidesi bir elçi olarak gönülleri de fethediyordu.

Dolayısıyla bu fetih, tarihteki herhangi bir savaş değil, insanlığın yaratılış gerçeğine döndürülmesi mücadelesinin bir dönüm noktasıydı.

Hicretin sekizinci senesi. İki yıl önce Hudeybiye’de müslümanlar ve müşrikler birbirleriyle on yıl savaşmayacaklarına dair anlaşma yapmışlardı.

Sahabilerin bir kısmı bu anlaşmanın müminleri kısıtladığını ve Allah’ın dininin yayılmasını yavaşlatacağını düşünüyordu. Allah Resûlü ise sabırlı olmalarını ve beklemelerini istemişti. Elbette işleri Rabb’inin yönlendirmesiyle olan Resûl’ün yaptığı bu anlaşmada da mutlaka büyük hikmet ve sırlar vardı.

Hudeybiye ve Sır Perdesi

İşte, Hudeybiye’den iki yıl sonra bu anlaşmanın ardındaki sırrın çözülmeye başladığı günlerdi. Bir mucizeyle sır kapısı aralanmaya başladı. O ramazan gecesi, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) zevcesi Hz. Meymûne’nin evinde namaz için kalktığı sırada üç kere “lebbeyk!” (davetine icabet ediyorum), üç kere de “nusirte!” (sen yardım edilmişlerden oldun!) buyurmuştu.

Hz. Meymûne (r.a), “Yanında biri mi var yâ Resûlallah?” diye sorduğunda Peygamberimiz, kendilerinden kilometrelerce uzaktaki Kâ‘boğulları’nı kastederek, “Şu Kâ‘boğulları’nın şairi feryat ederek bana sesleniyor ve imdatlarına yetişmemi istiyor. Kureyş müşriklerinin, kendilerine karşı düşmanları olan Benî Bekrler’e yardım ettiklerini söylüyor!” buyurdu.

Aradan üç gün geçmişti. Huzaalılar’dan bir grup atlı sabah namazının peşinden Peygamberimiz’in mescidine ulaşarak saldırıya uğradıklarını bildirdiler:

“Yetiş, ayağının tozu olduğumuz Peygamber

Yetiş her zaman diri olan varlığınla!

Diriliş bayraklarını taşıyan

Şehid gömleklerini peşin giymiş

Ateşten, sudan geçer gibi geçen

Allah önünde her varı yok gören

Dağlar üstünden erip

Kentlere şafaklar gibi ağan

Askerlerini yetiştir... ”

Grubun başında bulunan Amr b. Salim şairdi ve yardım taleplerini böylesine veciz ifadelerle dile getiriyordu:

“Allah’ın kullarını çağır,

Acele gelip imdadımıza yetişsinler.

İçlerinde Allah’ın Resûlü de olduğu,

Bu zulme öfkesinden renkten renge girdiği,

Savaşmaya hazırlandığı,

Ve büyük bir ordunun başında olarak,

Denizler gibi köpükler saçarak akıp gelsinler!

Kureyş sözünde durmadı, ahdi bozdu,

Bizi uykuda iken bastı,

Bizi rükûda ve secdede öldürdüler.”

Allah Resûlü (s.a.v) Amr’ı dinledikten sonra ayağa kalktı. Ridasının eteklerini toplayarak, “Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a andolsun ki, kendimi ve ev halkımı neyle koruyorsam, bunları da onlarla koruyacağım!” dedi.

O sırada gökte bir bulut göründü. Gök gürlemeye başladı. Peygamberimiz sözlerini şöyle tamamladı: “Bu gök gürlemesi, Benî Kâ‘blar’a yardım işaretidir.”

Allah sebebi yaratmış, müşrikler Hudeybiye Antlaşması’nı bozmuşlardı. Sır kapısı açılmıştı. Vahyin kalbi ve son Peygamber’in doğduğu şehir, gerçek sahiplerini davet ediyordu.

Şehirlerin Anası

Kâbe ve yeryüzü. Birbirine bundan daha bağlı bir ikili gösteremezsiniz. Kâbe, yeryüzünün merkezi, varlığın da kalbi olarak kabul edilir.

Kur’an Mekke için “ümmü’l-kurâ” diyor. Yani bütün köy ve şehirlerin annesi. Bu anne peygamberlerin en yücesini bir ana rahmi gibi bağrında besleyip büyütmemiş miydi?

Peygamberlerin babası, ilk insan, ilk peygamber Hz. Âdem (a.s) Kâbe’yi tevhidin mücessem bir delili olarak inşa etmişti. Kâbe tevhidin en şerefli binasıydı. Kur’an’da böyle diyordu: “Şüphesiz insanlar için ilk kurulan mâbed, Mekke’de olandır. Ki o âlemlere feyiz ve hidayet kaynağıdır” (Âl-i İmrân 3/96).

 

Bu yazı toplam 137 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.


 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 



SAKARYASPOR PUAN DURUMU