Günün Tarihi:21 Ocak 2021

Fransa...26 Ekim 2020 , Pazartesi


Murat Kaba

Fransa...

Macron neden Türkiye ile uğraşıyor...

Değil mi ? Aklınıza gelmiştir bu soru?

Aslında yine ekonomi ve uluslararası ticaret konuları ile devam edecektim bu hafta da yazılarıma ama özellikle Ermenistan’ın işgal girişimindeki rolü, arada Yunanistan’ı kışkırtan, Doğu Akdeniz ve Libya ekseninde de karşımıza doğrudan ya da dolaylı olarak çıkmaya kalkışan, Türkiye’nin Suriye’de PYD/YPG’ye karşı ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı operasyonlardan rahatsız olan, yıllarca PKK’ya destek olan, Suriye problemi ve  Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve Doğal Gaz sorunundan tutun Libya’da darbeci Hafter’den DEAŞ’a, Ermenistan’a verdiği desteklerle hep karşımızda yer alan bir Fransa ve onun atanmış bir ülke yöneticisi Macron fazla gündemde olunca fikirlerimi paylaşmak istedim…

Bugün

Libya’da Muammer Kaddafi tarafından seçim kampanyası finanse edilen Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde imzalanan “nükleer işbirliği” anlaşmasıyla zirveye ulaşan çıkarlarını korumaya devam eden bir Fransa...

Lübnan’da hâla ilgisi olan, 200 kişinin ölümüne yol açan limanındaki dramatik patlama ardından koşturarak Beyrut’a giden ve ülkesinin bu bölgeye ilgisini dile getiren bir Fransa...

1950’lerden bu yana Afrika ülkelerince kolonizasyon anlaşmaları devam eden ve onlardan yıllık 500 milyar dolar sömürge vergisi alan bir Fransa var…

Macron, kim tarafından destekli önce o konuda bildiklerimi paylaşayım sizlerle:

Fransa’nın zengin ve güçlü ailelerin, devlet kurumlarında üst düzey yönetici  olmaya aday çocuklarını gönderdiği okul École Nationale d'Administration mezunu.

Macron 2008 yılında, dünyayı yönetenler listesinde en başta gelen Yahudi kökenli Rothschild ailesinin bankasında çalışmaya başlıyor ve kısa süre sonra ise bu bankanın ortağı yapılıyor.

Fransa’da Élysée Sarayı’na ise 2012’de sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande ile birlikte geliyor. Rothschild Yatırım Bankası’ndaki görevinden ayrılıp, Hollande’ın genel sekreter yardımcısı oluyor ve Cumhurbaşkanının yaptığı ekonomik reformların baş aktörü oluyor. Birkaç ay sonra da sosyalist Hollande’ın hükümetinde Maliye bakanı yapılıyor. Bakanlığı süresince yüz binlerce fransızın meydanlara inip şiddetle protesto ettiği ekonomi yasalarını yapıyor.

Maliye Bakanı olarak yaklaşık 2 yıl kaldıktan sonra Ağustos 2016’da görevini bırakıyor. Hollande’ın adeta gözbebeği olan Macron, 2016’nın nisan ayında “En Marche” (Yürüyüş) hareketini kuruyor. Herkesi sosyalist partiyi yeniden canlandırmak için bu hareketi başlattığına inandırmışken, üzerinden daha 1 yıl bile geçmedi, ne hikmetse, işte 39 yaşındaki genç politikacı Fransa “başkanlık yarışı”nın partiler dışı güçlü adayı oluyor parti desteği olmadığı için, seçim kampanyası için gerekli olan maddi desteği 2008 ila 2012 yılları arasında Rothschild Yatırım Bankası’nda çalışırken bağlantıda oluğu yüksek finans piyasalarından sağlıyor.

Yani Macron bu… 

Gelelim Afrika’ya…

Afrika, yeraltı zenginliklerinde, kobalt ve platinde %90, fosfatta % 50, kromda % 98, tantalitte % 70, manganezde % 64, uranyumda % 70, cep telefonlarının yapımında kullanılan koltanda % 70, elmasta % 30 ve altında % 70 rezerve sahiptir.

Bugün Fransa’da 59 adet nükleer santral vardır ve uranyumu bu sömürgelerinden temin etmektedir.

Gelelim biraz da tarihe…

Fransa, Afrika’yı, Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamasının da etkisiyle, 1600’lü yıllarda sömürmeye başladı. Bu sömürüye ilk olarak Senegal’de kurdukları Ticaret Merkezleriyle başladılar. 

Bu merkezler faaliyetleriyle eş zamanlı olarak, kendilerinde gelecek gördükleri kabiliyetli Afrikalıları küçükten Fransa’ya götürüp yetiştirip beyinlerini yıkayıp tekrar ülkelerine gönderip yönetici, politikacı, bürokrat, iş adamı, vs yaptılar. Bunun için bir de bir akım oluşturdular ve adını da “Avro-Afrikacılık” koydular. Bu şekilde zaman içerisinde öğretilmiş kölelik-gönüllü kölelik sistemi geliştirdiler.

Afrika’da en büyük katliamları yapan ülkelerden biri de Fransa’dır ki, sadece Cezayir’de katlettiği insan sayısı 1,5-2 milyon civarındadır mesela.

Sömürgeciliğe karşı direnen veya direnişe çağıranların müslüman alimler olduğunu tespit eden Fransa, 1914’te Çad’ta bir kongre düzenliyor. Çok masum ve çözüm arayışı olarak gösterdiği bu kongreye davet edilen 400 civarındaki önde gelen islam alimlerini ve âkil adamları burada öldürüyor.

Bugün Fransa’nın Afrika’daki sömürge ülkeleri: Benin, Burkina Faso, Gine-Bissau, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Çad, Kongo, Brazavilla, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi ve Gabon’dur. 

Dini değerleri bitirmek için kendi kontrollerinde din okulları açarak islamı da, hristiyanlığı da kafalarına göre öğretip, dinin içini boşaltıyorlar. Kültür vs zaten tamamen yok ediliyor. Böylece halkın inançları da yok edilerek adeta ehlileştiriliyor.

Bu ülkelerin merkez bankalarının rezervlerinin % 85’i Fransa merkez bankasında bulunmak zorunda, geriye kalan % 15’i üzerinde kendileri söz sahibi olabiliyorlar.

Bu % 15 pay kendilerine yetmediğinde, kendi paralarını kendileri Fransa’dan ancak faiziyle borç olarak alabiliyorlar ve burada da bir kota var ve bu kotaya göre, verdikleri verginin % 20’si kadar borç alabilmekteler. 

Fransa bu ülkelerden sömürge vergisi almaktadır. Bu miktar yıllık yaklaşık 500 Milyar Dolardır.  Buna gerekçe olarak, ben sizi okuttum eğittim, geliştirdim, alt yapılarınızı yaptım, size teknoloji getirdim, istihdam yarattım maaş ödedim, asırlarca hizmet ettim vs vs demektedir. Sömürge vergisi önceleri % 85 iken, şimdilerde ise % 50 civarındadır. Bu vergiyi tüm kazançlarından almaktadır. 

Bu para hiçbirşey yapmadan her yıl düzenli olarak gelen paradır. En çok gelir elde ettiği ülkeler ise Nijer ve Mali’dir. Afrika’dan geliri sadece bunlardan ibaret de değildir.

Madenlerinden tutun da finans sektörüne kadar birçok alanda ilaveten bir bu kadar daha parçalı kalemlerden geliri vardır. Bunların toplamı olarak, Fransa’nın Afrika’daki sömürgelerinden yıllık geliri 1 trilyon dolara yakındır.

Nitekim, Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Mart 2008’deki bir konuşmasında, “Afrika olmazsa Fransa 3. Dünya ülkeleri sınıfına düşer” demesi boşuna değildir.

Bu sömürge ülkeler, ülkelerindeki ihaleleri Fransız firmalarına vermek zorundadırlar. Bugün bu sömürge ülkelerde 2.000 civarında büyük ölçekli Fransız şirketler vardır. Maden işletmeleri ve finans sistemleri başta olmak üzere herşeyleri Fransa’nın takip, denetim ve yönetimindedir.

İşte tüm bunlar sebebiyle Fransa, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de bizim karşımızda. Çünkü Türkiye, Fransa açısından önemli bir güç. Libya Afrika’nın anahtarı konumunda. Libya’da bizim başarımız tüm Afrika halklarını uyandıracak ve yönetimler değişecek. O nedenle bizim Libya’da ve Doğu Akdeniz’de başarılı olmamızı istemezler, çünkü asıl dertleri, kendi sömürgelerinin daha doğrusu halklarının uyanmasıdır ve devamlı gelen gelirlerinin kesilecek olması…

Geçen haftalarda Mali’de halkın ayaklanması ve Fransız basınının Mali’yi karıştıran Türkler demesi boşuna değildir. Fransa, Libya ve Doğu Akdeniz’de imaj peşindedir, yoksa derdi Libya değildir. 

Fransa’yı rahatsız eden bir başka husus, ülkemizin Afrika’daki özellikle TİKA marifetiyle yaptığı insani ve imari faaliyetler ve özellikle de askeri üslerimizdir.

Düşünsenize her yıl bedavadan gelen tam 500 milyar dolar para.  (Ve diğer ilave bir bu Kadar daha gelen para). Sadece bu değil tabiki: 59 tane nükleer santralin uranyumu, milyarlarca dolar değerindeki diğer kıymetli madenler, taşlar, vs. İşte bu paradan ve madenlerden mahrum olmak demek, Fransa için Fransa’nın 3. Dünya ülkeleri ligine düşmesi demek olacaktır.

İkinci Dünya Savaşında harap olmuş ve yorulmuş bir Fransa, 1945’te kelimenin tam anlamıyla çökmüş bir ekonomi iken, nasıl oluyorda 30-40 sene geçmeden süper güç oluyor? Bu değirmenin suyunun nereden geldiği sanırım şimdi anlaşılmıştır...

İşte bugün Macron’un ve Fransız derin devletinin uykularını kaçıran ve bizim başarısız olmamız için her yolunu deneten sebepler bunlar. 

Çünkü tek korkuları, Afrika ile gönül bağı ve güçlü altyapısı olan Türkiye.

Bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak akıllı ve bilinçli bir şekilde bu konuları takip etmeli devlet ve milletimizin yanında olmalıyız…

Görüldüğü üzere, Fransa Orta Doğu’da yüzyıl önceki eski kolonilerine dönmenin, Libya’da İtalya’nın yerini almanın ve Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarından yararlanmanın peşinde.

Bu politikayı bugünün koşullarında yalnız başına uygulaması kuşkusuz mümkün değil. Bu nedenle peşinden AB’yi sürüklemek ve giderek seçilme şansı artan ABD başkan adayı Joe Biden’a yaslanmak suretiyle, yüzyıl öncesinin büyük güçlerinden biri olarak bu politikayı başarıyla uygulayacağı umudunu taşıyor…

Fransa bu politikasının önünde engel olarak Türkiye’yi görüyor. Konu bu…

İyi haftalar…

 

 

Bu yazı toplam 2073 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU