Günün Tarihi:21 Eylül 2021

GARİP AMA GERÇEK TARİH 111 Haziran 2021 , Cuma


Muzaffer Taşyürek

GARİP AMA GERÇEK TARİH 1

Mukayeseli tarih okuma alışkanlığımız yok. Dünya üzerinde aynı yüzyılları paylaşmış insanların yaşayışlarını, kurdukları medeniyetlerin izlerini karşılaştırarak okumak ve okutmak maalesef en az yaptığımız çalışmalardan biri. Orta Çağ diyerek tarihin bir diliminde yaşayan tüm insanları karanlıklar içinde görmek ve göstermek ne kadar yanlış. Oysa tarihçilerin Orta Çağ dediği zaman diliminde İslam âlemi en parlak, en aydınlık devrini yaşamıştı.

Orta Çağ Avrupa’sında insanlar, 1000 yılında kıyamet kopacağına ilişkin batıl fikirlerle yaşarlarken, Doğu ışıl ışıldı. İslam medeniyetinin sınırları içindeki Bağdat, Basra, Şam, Kahire, Semerkant gibi şehirler ve İspanya’da Endülüs, bilim ve felsefenin zirvede olduğu önemli merkezlerdi. Doğu; tıp, astronomi, kimya, fizik, matematik, felsefe ve ilahiyatta önemli atılımlara öncülük yapıyordu. Nitekim Amerikalı bilim tarihi araştırmacısı Will Durant’ın şu sözleri bunun en iyi kanıtıdır: “Orta Çağ’da tıp âlimlerinin en büyüğü İbn Sina, en büyük hekim Razi, en büyük astronom Birunî, en büyük optik bilgini İbnü’l Heysem ve en büyük kimyager Câbir’dir.”

Orta Çağ’da Basra, Bağdat, Şam ve Kahire gibi İslam medeniyetinin merkezinde yakılan meşaleler, buradan dünyaya yayıldı. Türklerin yaşadığı coğrafyadan Güney İspanya’daki Endülüs’e kadar, etkileri bugüne dek süren bir medeniyet oluştu. Batı, Doğunun araladığı bu medeniyetlerden sızan ışığın yardımıyla aydınlandı. Doğunun kapısı Batı’ya iki defa açıldı: Müslüman Endülüs’te ve Haçlı Seferlerinde. Kimi batılılar kendilerine açılan bu kapının imkânlarından insanlık adına güzel şeyler yapmak için faydalanırken, kimileri barbarca davrandılar. Bir taraftan İslam ülkelerine haçlı seferler düzenlerlerken diğer tarafta Endülüs medeniyetini yok ettiler.

Haçlı Seferleri sırasında kutsal toprakları ele geçirmek amacıyla yapılan seferler esnasında Doğu’nun kültürü ve sanatıyla karşılaşan Haçlılar, elde ettikleri bilgileri Batı’ya aktardılar. Şövalyeler, Doğu’nun sırlarına bu seferler sırasında ulaştı. Kılıçların gölgesi altında gerçekleşen bu bilgi akışı ve medeniyetler arasında yaşanan hadiseler kitap sayfaları arasında ve arşivlerde kaldı.

Bu konuda yayınlamış olduğum “Garip Ama Gerçek Tarih” serisi kitaplarımdan sizlere ilginç örnekler sunmak istiyorum.

Kitap Kurtları

Endülüslü İbn-i Rüşd, sürekli kitap okurdu. Hayatında kitap okumadan geçen sadece iki gece vardı. Birisi Evlendiği gece diğeri babasının öldüğü geceydi. Üstelikte her kitabı okumazdı.

Fahrüddin Razî sofraya oturduğunda bir yandan yemeğini yer bir yandan kitap okurdu. Evinden mescide giderken binek sırtında üç yüz öğrencisine ders verdiği anlatılır. Razî için zaman değerliydi ve zamanının büyük bölümünü kitaplar alırdı.

İbn Teymiyye’nin beline kadar uzanan örgülü saçları vardı. Her gece okumaya başlamadan önce saç örgüsünün ucunu tavandaki bir çiviye asardı. Böylece okurken uyuya kalmasının önüne geçmiş olurdu. Onun için kitap okumak uyumaktan önemliydi.

İmam Gazali, her çıkan kitabı zamanında alır ve okurdu. Üç ay önce İspanya’da yazılan bir kitabın Şam sahaflarına ancak geldiğini görünce, çağından yakınarak artık insanların ilim yerine servete önem ve öncelik verdiklerinden dert yanmıştı.

Gazali için bir kitaba yazıldığından ancak üç ay sonra ulaşılmış olması üzücüydü

Yemek Vakitleri

 Bugünkü tıbbın kurucusu sayılan İbn-i Sîna’ya bir gün sağlık bakımından en uygun yemek vakitlerinin hangi vakitler olduğu sorulunca, büyük âlim şöyle bir cevap vermiş:

Zenginler acıktıkları, fakirler de yiyecek buldukları vakit.”

 Bağdat Ne Zaman Kuruldu?

Bağdat'ın ismi resmi belgelerde 'Sulh veya Selâmet şehri' anlamında 'Medinetü's-Selâm' ve “Darü's-Selâm” olarak geçer. Çok daha yaygın olan “Bağdat” sözü ise, “Cennet Yeri” manasına gelir.

Bağdat, Abbasi Halifesi Mansur tarafından, 672 yılında 'Hilafet Merkezi' olarak inşa edilmeye başlandı. Şehir, Dicle ve Fırat nehirlerinin birbirine en yakın aktığı ve bu iki nehrin kolları tarafından sulanan çok verimli bir arazide kuruldu. Kamu binaları 765 yılında büyük ölçüde tamamlandı ve başkent yerleşime açıldı.

Dicle'nin batı kıyısında, merkezden dışarı doğru daire şeklinde genişleyen bir plâna göre Bağdat, başlangıçta yüz bin kişilik bir işçi ordusu çalıştırmak suretiyle dört yıla yakın bir zamanda tamamlandı. Ucuz işgücünü iyi değerlendiren Halifenin sıkı para politikalarıyla, şehir 5 milyon dirhem civarında bir harcamayla inşa edilmişti. Kısa bir zaman sonra mevcut binaların ihtiyacı karşılayamaması yüzünden Bağdat, Dicle'nin batı kıyısına taştı.

 Halife Mansur'un devlet merkezini inşa edeceği yer olarak Bağdat'ı seçmesi, bilinçli bir tercihin sonucuydu. Öncelikle Bağdat'ın su ulaşımına imkân veren verimli arazisi burayı eski devirlerden beri çekici kılıyordu. İkinci neden olarak askerî gücü daha ziyade Horasan ordularına dayanan Abbasiler için Bağdat, İran ile kolayca bağlantı kurmayı elverişli bir yerde bulunuyor, bu durum şehrin stratejik önemini artırıyordu. Ayrıca bir ara Kufe'yi başkent yapmak isteyen halifeler için bu bölge etkin bir rol oynayan Şiilerin yol açtığı iç meselelerden uzaklaşmak, Bağdat'ın seçilmesindeki önemli etkenlerdendi.

Bağdat, ilk Halifeler zamanı ve özellikle Harun Reşid devrinde Bin Bir Gece Masalları'nın ilham kaynağı, gizemli ve ihtişamlı bir ortaçağ şehriydi. Nüfusu daha 10. yüzyılda bir buçuk milyonu bulan Bağdat, saraylar, köşkler, camiler, köprüler, hastaneler ve daha birçok mimari eserle donatıldı. Uygun coğrafi konumu dolayısıyla, çok canlı bir ticaret hayatının merkezi oldu.

Devasız Dert

Bugünkü tıbbın kurucusu olan İbn-i Sîna’ya bir gün şöyle bir soru sormuşlar:

— Her derdin bir devası vardır derler. Dünyada devası olmayan dert yok mudur?

O büyük âlim de şu cevabı vermiş:

— Derdin devasızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır.

(Devam edecek)

 

Bu yazı toplam 218 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.


 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 



SAKARYASPOR PUAN DURUMU