Günün Tarihi:9 Mayıs 2021

Gerçek büyüme ve kaynak kullanımı 2...22 Şubat 2021 , Pazartesi


Murat Kaba

Gerçek büyüme ve kaynak kullanımı 2...

Evet. Başlığında da belirttiğim gibi geçen haftaki yazımıza devam ediyorum...

COVID-19 pandemisi sağlığımızla birlikte bütün dünyanın ekonomik dengelerini de alt üst etmişti. 

Geçen hafta ülkelerin içe kapanmasından ve arz-talep dengelerinde büyük bir dönüşüm, değişim olduğuna şahitlik ettiğimizden bahsetmiştim...

Bu nedenle Türkiye’nin hem marka altyapı projeleri hem de marka üstyapı projelerine ihtiyacı var ve sanayimizin gelecek vizyonu işte o büyük stratejik hammadde üreten sanayi tesislerinden geçiyor.

Gelecek adına yeni bir hikâye yazabilmek için yeni bir yatırım dönemine ihtiyacımız var. Bu yatırım döneminin oluşabilmesi için de sanayiye dönük kaynakların daha doğru kullanılabilmesi adına yeni bir stratejik sürece girmemiz gerekiyor. 

Yani Türkiye’nin kaynak problemi yok. Kaynakları kullanıp kullanamama sorunları var. 

Mesela; Türkiye’de birçok sektörde kendi makinalarımızı geliştiremezsek, harcadığımız kaynağın çok büyük bir sermaye olduğunu farkedemeyiz... 

Örneğin; Türkiye dünyanın en güçlü tekstil ve hazır giyim üreticisiyken hala daha birçok ürünün makinası dışarıdan ithal ediliyor...

Kaşıkla toplanılan kaynaklar bırakın kepçeyi, kazanla dışarıya dağıtılmış oluyor... 

Mesela gıdada yaş meyve ve sebzeden örnek verelim. Bu alandaki en önemli sorunlardan bir tanesi nakliye sorunu. 

Allah Türkiye’ye öyle bir imkan vermiş ki ürettiğiniz ürün de deniz kenarında, tükettiğiniz pazar da deniz kenarında. Yaş meyve ve sebzenin çoğu Adana, Mersin ve Ege sahillerinde, tüketimin de yüzde 40-45’i İstanbul’da gerçekleşiyor. 

Eee niye o zaman deniz taşımacılığı kullanılmıyor? 

En azından şu lojistik, nakliye konusunu deniz yoluyla yapsak mesela her gün Mersin’den, Çukurova’dan, Antalya’dan 2-3 tane konteyner gemisi İstanbul’a gelse, bir tane Avrupa yakasında Ambarlı’ya, bir tane Anadolu yakasında Gebze’ye inse ve o mallar soğutulmuş olarak İstanbul’a oradan dağıtılsa, yolda yakılacak yakıt, malların yazın maalesef hoşaf olması, kışın donması önlense inanıyorum ki enflasyon bile en az 1-2 puan düşer...

Her alanda kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Bizim bu anlamda perakende ile mücadele etmek yerine üretime ve üretim kaynaklarımızı doğru kullanmaya ihtiyacımız var. 

Türkiye’nin bir dönüm toprağında dahi neyi üreteceğimizi planlamalıyız. En doğru ürünün hangisi olduğunu toprağımızdan çıkan her ürünün en değerli ürün olmasına odaklanıp çalışmalıyız. 

Her bölgenin toprağının bir metrekaresinin dahi boş kalmaması gerekiyor. En doğru ürün nedir, en katma değerli ürün nedir bunları üretmeliyiz. 

Bugün Türkiye’nin meraları bomboş dururken Türkiye en büyük yem ithalatçısı ülkelerden biri konumundadır. Toprak gibi çok değerli bir kaynağımızı kullanamıyoruz. 

Gerçek büyüme, teknoloji ağırlıklı üretim ve emek yoğun sektörlerle yakalanır.

Türkiye ekonomisi büyüyor ama burada sorun ağırlıklı olarak tüketime dayalı büyümekten kaynaklanmaktadır. 

Türkiye gerçek bir büyümeyi, toplumun her kesimine adil bir şekilde yayılan refahı ancak nitelikli ve teknoloji ağırlıklı üretime dayalı, katma değer yaratabilen, emek yoğun sektörlerimiz aracılığıyla yakalayabilir. 

Tüketimden değil üretimden itibar kazanan bir Türkiye için çalışmak gerekir... 

Artık yeni ekonomi politikalarının sürdürülebilir ve kaliteli bir büyüme için üretime odaklı olması kaçınılmazdır.

Sanayicilerde şu anda uzun süredir görülmeyen bir yatırım şevki var.

Türkiye'nin farklı sektörlerde de büyümeye ihtiyacı var. Belli dönemlerde hizmet ve inşaat sektörünün sanayinin önüne geçebileceğine dair bazı varsayımlar oluşturuldu ama idealleri olan bir Türkiye’nin sanayisiz olması mümkün değil.

Önümüzdeki süreçte farklı farklı fırsatları çekebileceğimiz ve yeni bir yatırım hamlesine dönüşebilecek bir sürece giriyoruz. Bu noktada sanayinin önündeki en önemli darboğaz kaliteli finansmandır...

Sanayinin finansman gerçeğini lütfen hafife almayalım. Türkiye’nin ilk büyük 500 firması istatistiğinde finansman maliyetleri ne yazık ki faaliyet gelirlerinin %50 ile 60’ı arasında bir yerde duruyor. 

Bu oran yüksek. O yüzden de finansman, tartışmasız bir şekilde Türk sanayisi ve Türk sanayicisinin en önemli gündemi durumundadır. 

Türkiye, sanayide şu anda uzun süredir görmediği bir yatırım şevki ve yatırım arzusu ile karşı karşıya bulunmaktadır. Sanayicilerimizin bu yaklaşımını ülkemizin  geleceği adına çok değerli buluyoruz. Türkiye iyi bir kalkınna ivmesi yakalamış vaziyette. 

Ümit ederim ki; nitelikli ve sürdürülebilir bir finansal stratejiyle önümüzdeki dönemlerde, Türkiye’nin üretim gücünü daha da yukarıya taşıyacak fırsatlar doğacaktır. 

Artık; ticaretin yeni kurallarını sürdürülebilir üretim, tedarik ve lojistik belirleyecek.

Sürdürülebilirlik günümüz dünyasında artık lüks bir yatırım değil, aksine büyümenin ve verimliliğinin itici gücü haline geldi. 

İyi haftalar…

 

 

Bu yazı toplam 1739 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU