Günün Tarihi:4 Mart 2021

Gündüz kuşağı programlarında toplumsal yansımalar29 Aralık 2020 , Salı


Seyfi Yücel

Gündüz kuşağı programlarında toplumsal yansımalar

Televizyon kanallarının gündüz kuşaklarında yayımlanan evlendirme, kayıp arama, vb. programlar yıllardır tartışılır. Tartılmayı basından izlerdim. Hiçbirisini izleme fırsatım olmamıştı. Çünkü gündüz yoğun iş temposuyla geçirdiğimiz için içeriklerinin ne olduğundan bilgim yoktu.

***

Salgın nedeniyle aylardır evdeyiz. Evde olduğum süre içinde toplum psikolojisi konusunda birçok kitap, makale okudum. Okuduklarımdan sonra şimdi topluma daha farklı gözle bakıyorum. Bu süre içinde televizyonların gündüz kuşağında yayımlanan sözünü ettiğim programları dikkatlice izleyip, anlamaya çalıştım. Atv’de yayımlanan Esra Erol’un yönettiği program ilgimi çekti. İki hafta süreyle dikkatle izledim. Anlamaya çalıştım. Öncelikle söylemek istiyorum; Esra Erol ve ekibi gerçekten alanlarında son derece profesyonel olmuşlar. Esra Hanım ile program danışmanı avukat hanımefendi olayların arasında topluma güzel mesajlar verdiğini de söylemek istiyorum. Programdan birkaç olayı anladığım kadarıyla aktarmaya çalışacağım. Çalışacağım çünkü anlamak gerçekten çok zor.

***

Merve Nur, üniversiteden yeni mezun olmuş 24 yaşında mimar. Adnan, 62 yaşında esna, aynı zamanda üfürükçü hoca. Ayşe 50’li yaşlarda, evli, iki çocuğu var. Üfürükçülük sırasında gönlünün Adnan’a kaydığını söylüyor. Adnan’a kaçacağı zaman mimar kızı Merve Nur, kendinden 38 yaş büyük Adnan’a kaçıyor. Annesiyle bu sebeple arası bozuluyor.

***

Emine, evli toplamda altı çocuk dünyaya getirmiş ama ikisi dışında babasının kim olduğundan emin değil. İki çocuğu da nüfusa kayıtlı değil. Nerede olduğu da bilinmiyor. İdeaya göre kuaför Derya eşiyle beraber çocuğunu Derya’nın zorla kendisinden aldığını ve sattığını söylüyor. Turgay evli çocukları var Emine’nin kayıp çocuklarından birisinin kendinden olduğunu söylüyor. Stüdyoda sessizce oturan Halil’de Emine’den çocuğu olduğunu söylüyor. Çocuğunun nerede olduğunu bilmiyor. Arada bir konuşuyor. Konuşunca da stüdyo karışıyor.

***

İsmail, Anadolu’nun küçük bir kasabasında çiftçi. Emine ile evli. İki çocukları olduğunu söylüyor. Aysel, 47 yaşında İsmail’in sevgilisi; evli çocukları var. Aysel’in aynı zamanda İsmail’den de çocuğu olduğunu söylüyor. Yapılan dna testi sonucunda İsmail’in çocuğu olduğu kesinleşiyor. Emine olan-bitene rağmen ben kocamı seviyorum, Aysel’e bırakmam diyor.

***

Tekin, evli 2 çocuk sahibi. Hatice Tekin’in eşi. Hatice’nin kız kardeşi yani Tekin’in baldızı eniştesinin kafasını karıştırıyor. Şeytana uyduğunu söylüyor!.. Bu kargaşada Hatice aradan sıyrılıp evli olan İdris’e kaçıyor…

***

Yukarıda aktarmaya çalıştığım olaylar programda anlatılıp, benim anlamaya çalıştıklarım. Anlamak gerçekten çok zor… Diyelim ki, “Bu ahlaksızlıklar televizyonlarda yayımlanıyor, toplumun ahlakı bozuluyor. Bu programları yasaklayalım.” Kapatalım, yasaklayalım. Sorun çözülmüş olacak mı?

***

İzlediklerim gerçekten mide bulandırıcı. Küçük yaşatan beri okuyup-yazmaya çalışırım. Öykü, hikâye, roman, şiir; kitap, makale… Okuduklarım elbet çok şeyler öğrendim. Özellikle son dönemde okuduğum toplum psikolojisiyle üzerine yazılmış eserleri okuduktan, öğrendiklerim sonucunda toplumun davranışlarını daha iyi anladığımı söyleyebilirim. Tüm okumalarıma rağmen televizyonda izlediğim bu karmaşık ilişkiler karşısında çaresiz kaldığımız ifade etmek istiyorum. İçinde yaşadığımız toplumun yaşam tarzı kitaplarda okuduğumuz, düşündüğümüz, hayal ettiğimizin çok ötesinde. Çok farklı…  Cem Yılmaz’ın, “Hani biz marjinaldik!..” sözü tam bu yaşananları irrite ediyor.

***

Anlatılanlar üzerinden profesyonel bir ekibin çok iyi gelir elde ettiğini anlayabiliyorum.  İzlenme oranı da çok olduğu bellik ki programın yarısı reklamlarla geçiyor. Yaşananlar endüstriyel meta haline gelmiş. Biran için kurgu, uydurma olabilir mi diye düşündüm. Mahkeme kararları, laboratuvar sonuçları vb. belgelerle kurgudan ziyade gerçek olduğunu gösteriyor. Tartışmanın başına dönersek; Bana göre televizyonlar topumda olan, biten ayna tutuyor. İçinde yaşadığımız toplumun bir kesiminin ilişki biçimini bize yansıtıyor. Elbet anlatılanları, yaşandığı iddia edilenleri onaylamamız mümkün değil. Ama yasaklayarak, görmeyerek, halının altına süpürerek de bir yere varamayacağımız gayet açık.

***

Anlamaya çalışmak, anlamak durumundayız. Bu insanları bu türden çarpık ilişkilerini anlayarak çözmemiz gerekiyor. Ben kendi adıma anlamak için daha kırk fırın ekmem yemem gerektiğini düşünüyorum…

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1962 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.