Günün Tarihi:6 Nisan 2020

GÜVEN'E BAĞLI YENİ DÜZEN...26 Mart 2020 , Perşembe


Özlem Doğan

"Allah aşkına, artık yetkililer güven versin"...
  Bu cümle kalabalıklardan yükselerek, sürekli kulağıma çalınmaya başladı...
Daha önce bir çok yazımda da ifade etmeye çalıştığım şey, toplumsal huzursuzluğun bu noktada baş gösterdiğiydi; Güven!
  Kaygı eşiği güvene bağlıdır. Güven, düştükte kaygı eşiği yükselir ve kaygı eşiği yükselen bir toplum infiale açık hale gelir.
Devleti yöneten kurumlara bu bakımdan çok iş düşmektedir. Maddi ve manevi ama daha önemlisi samimi ve açık olmaları öncelikli...
  Yaşamsal ve ekonomik anlamda gelecek adına belirsizliğin ağır bastığı bir dönemden geçiyoruz.
  Ben pembe bir tablo çizmeye çalışıyorum aklımda; tüm dünya genelinde, ekonomik olarak çöküşlerden söz ediliyor. Bu nokta da ben; "kimse aç kalmayacak şekilde temel ihtiyaçları karşılayarak ve (her şeyin başı sağlık) anlayışını ön planda tutarak hareket edip, bu kara günleri en az hasarla atlatabilirsek, çok çalışmayla maddi kazanç tekrar sağlanır"diye düşünüyorum. Atalarımız Kurtuluş Savaşın'da sıfırı tüketmiş olmalarına rağmen devleti yeniden kurdular. Atatürk ve ekibinin akıllı adımları ile sıfırdan bir ekonomi oluşturdular. Önce vatan birliği ve sağlık olsun yeter. Maddi kayıp bir şekilde yerine gelir. Dünya milletleri ne ekonomik krizlerden geldi ve geçti. Bu günler geçecek elbet, güzel günler gelecek.
  Diğer yandan, dünya fiziksel olarak aynı olacak belki ama dünya milletleri aynı olmayacak.
  Üst akıl, organize akıl her ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın fark etmez, bugün olanlardan sonra daha farklı bir halk kitlesinin karşısında olacaklar.
  Ben asıl bu noktadayım. "Yeni dünya düzeni nasıl olacak?"
Tüm milletlerin ortak noktası "huzur ve güven" arzusu...
Irk, dil, din fark etmeksizin herkesin "insan olmak" gibi ortak bir yanı olduğunu sonunda anlamaya başlayan bir çoğunluğa ereceğimizi düşünüyorum. Nefret söylemlerinden, savaşlardan, açlıktan ve bombalardan ölen çocuklardan hepimizin yüreği yoruldu. Yönetim biçimleri; demokrasi, monarşi, oligarşi, komünizm vs. halkları yordu. Çünkü kapitalizmin, sınıfları yönetebilmek için kullandığı araç haline dönüştüler. Mutsuz insan yığınları oluştu, neden sonra ise teknolojik oyuncaklarla uyuşturuldular, sanal fakat geçici mutluluklar içinde bırakıldılar. İnsanlık sadece pazar haline dönüştü. Yaşamsal kıymetler azaldı. Kendinizi bir pil misali hayal etsenize...
Teşbihte hata olmazmış. Kimse kimsenin yerine ölmüyor, kendi hayatlarını, kendi inanış biçimlerini  kişi kendine has yaşamalı. Kısıtlı bir hayata sahibiz değil mi? Hayatlarımız ve fikirlerimizi bizim olmaktan alı koyan etkenlere bir kaç örnek vermek istiyorum;
  SUSKUNLUK SARMALI VE HİPODERMİK İĞNE (SİHİRLİ MERMİ) adı verilen iki kuram vardır. Bu iki kuram; Kitle İletişim Kuramları ve Siyasal İletişimin, diğer yandan "Propagandanın" alanına girer. Kitle iletişim araçları ile toplumların yönetimi, bir fikrin nasıl ekildiği, işlendiği ve dağıldığı üzerine yapılan çalışmalardır.
  Dünya siyasetçileri 1.Dünya Savaşlarından bu yana bu sistemi halklar üzerinde kullanmışlardır. O gün bugündür özgür, hür iradeden söz etmek mümkün değildir aslında.
  Suskunluk sarmalı, toplumda genel olarak kabul görmüş görüşler karşısında, sırf dışlanma korkusuyla susup kendini baskılayan insanı ifade eder.
"Kavram 1974’te ortaya atılmıştır. Suskunluk Sarmalı teorisi; çeşitli konular hakkında, toplumda bir kesim çekinmeden konuşabilirken başka bir kesimin niçin suskun kaldığı sorusu üzerine kuruludur."
  Hipodermik iğne "Sihirli mermi" ise kitle iletişim iletileri sembolik “mermilere” benzerler ve her göze ve kulağa çarpan bu mermiler insanların düşünce ve hareketlerine doğrudan, anında ve aynı tür etkide bulunurlar ve bu nedenle de güçlüdürler. “Sihirli mermi kuramındaki ana fikir kitle iletişim iletilerinin izleyici kitlenin her bir üyesi tarafından benzer bir biçimde algılandığı ve bu uyaran tarafından anında ve doğrudan tepkilerin tetiklenmesi olgusuna dayanır.”
Sihirli mermi kuramı, bu yönünden daha çok “her mesajın sorgulanmadan alınabileceği” yönüyle önemlidir. Kitlelerin iknası ve algısının belirli bir yöne çevrilmesi konusunda aslında çok fazla çaba harcanmasına gerek olmadığını belirten bu kuramda, alıcıların herhangi bir kitle iletişim aracından verilmiş, herhangi bir mesaja rahatlıkla inanabileceğini göstermektedir.
  Bu sistemleri kullanarak dünya halklarını yönetenler bence insanın doğasından gelen içgüdüsel değişimleri hesaba katmadılar. Bu içgüdüsellik duygu ve paylaşımın yani etkileşim arzusunun, güven arzusunun, bu kuvvetlerin etkisinin eninde sonunda önüne geçmek üzere yarattığı baskı, insani ihtiyaçlar bu yönetimlerin kontrolü kaybetmesine neden oldu ve olacak!
  Tüm bunlardan söz ettikten sonra ulaşmaya çalıştığım ana fikir; Yeni Dünya düzeninde, insan odaklı toplumların ve buna bağlı değişecek yönetimlerin oluşacağı ve daha bütün bir dünya anlayışının gelişebileceği yönünde.
 

 

Bu yazı toplam 1667 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU