Günün Tarihi:11 Nisan 2021

HALK YÖNETİCİLERİN DİLİ(DİNİ) ÜZEREDİR2 Nisan 2021 , Cuma


Muzaffer Taşyürek

Ne konuşuyoruz..

Neyi konuşuyoruz?

Gündemimiz ne?

Gündemimizi kim belirliyor?

Döviz, dolar, Montrö, İstanbul antlaşması, kongreler, pandemi, corona, aşı, 65 yaş, sokağa çıkma yasakları vs. vs.

Televizyon ekranlarının insanı usandıran uzmanlarının beyin yıkama operasyonları.

Tarihi çarpıtan, aile hayatını çökerten dizler.

Türk  örf ve ananelerini yerle bir eden yemekteyiz,  kim kimin karısını aldatmış, kim kimin çocuğuymuş programları..

 Aklımızı başımızdan alma, düşüncemizi iğdiş etme programları ile ülkemizin kalkınmışlığını, insan haklarını, işsiz gençlerin  sorunlarını, eğitimin tükenmişliğini yani asıl sorunlarımızı bir türlü konuşamamamız, çözümler üretmemizin temelinde ne var?

Diyeceksiniz ki konuşuluyor ya..

Evet konuşuluyor da ne konuşuluyor… asıl mesele bu.

8. Yüzyılda yaşamış meşhur tefsir sahibi, İbn-i Kesir o devirde insanlar arasında yaygın olan  sözü “Halk yöneticilerinin dili üzeredir!” naklederken çarpıcı bir örnek vermektedir.

“Emevi halifelerinden Velid b. Abdülmelik büyük binalar yaptırmaya, ticaret haneler açmaya ve çarşılar kurmaya meraklı idi.

Onun zamanında halk bir araya geldiklerinden paradan, ticaretten, iş yerlerinden sağa-sola gönderdikleri kervanlarından,  ne kadar para kazandıklarından, maldan mülkten, emlaklardan bahseder, dinar ve altın konuşurlar, yaptıkları saraylar ve binaların ihtişamı ve develerinin sayıları ile övünürlerdi.

Abdülmelik ölünce yerine hükümdar- halife olan kardeşi Süleyman ise daha ziyade yeme-içme eğlence, cariyleri ile  meşhur olmuştu. Onun döneminde halk esir pazarlarında aldıkları cariyelerden,  hangi esir tüccarının elinde hangi özellikler de ve güzelliklerde ki cariyelerden, büyük ziyafetlerden, eğlencelerden bahseder, günlerini zevk, eğlence, nefsin heva hevesi peşinde koşmakla geçirirlerdi.

Süleyman’dan sonra hilafete- hükümdarlığa Ömer b. Abdülaziz geçti.

Beşinci raşid halife ve ikinci Ömer olarak ün yapan Ömer b. Abdülaziz ise ibadete düşkünlüğü, takvası, adaleti ve zühdü ile tanınırdı.

Onun döneminde halk birbirleriyle karşılaştıkları zaman, günde kaç cüz Kur’an okuduklarından, ne kadar nafile oruç tuttukları ve namaz kıldıklarından, fakir- fukarayı gözetmekten, haramlardan kaçınmaktan, zühd ve takva üzere yaşamanın öneminden bahseder ve hayatlarını Kur’an ve Sünnete göre tanzim etmeye çalışırlardı.”

İbn-i Kesirden başka,  tarihçi İbn-i esir ve Taberi’de kitaplarında bu örneğe yer vererek yönetilen halkın yöneticilerinin yolundan gittiğini ve onun dili (bazı kaynaklarda dini ifadesi geçmektedir)üzere hareket ettikleri hükmünü vermektedirler.

Ne dersiniz, aile reisi olarak evlatlarımızdan ve evimizden yola çıkarak ebeveynler olarak kullandığımız dilin ailemizi nasıl etkilediğini, geri dönüş olarak bize nasıl yansıdığını tespit edebilir miyiz?

Eğitimimizden ekonomimize toplum  prensip ve esaslarında kimlerin etkili olduğunu görebilir miyiz? Ülkenin yönetiminde söz sahibi olanların kullandıkları dil ve üslup  sokağımıza, evimize, eğitimimize ,iş yerimize, basınımıza, kitle iletişim araçlarımıza, masamızda ki bilgisayardan, cebimizdeki telefonlarda ki paylaşımlarımıza, konuşmalarımıza, dilimize, üslubumuza, davranışlarımıza yansıyor mu? yansımıyor mu?

 Yönetenlerin basın ve kitle iletişim araçlarıyla bizlere ulaşan üslup ve beyanları, eşimize, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza, siyasetimize, muhalefetimize etki ediyor mu etmiyor mu?

Sorumuzu tekrar sorarasak;

Gündemimizi kim belirliyor?

Kendi şahsi irademiz mi yoksa irademizi teslim alan ve her fırsatta özgür bireyler olduğumuz övüne övüne  ifade eden siyasi liderlerimizin sözleri mi?

Sahi söz beyan etmede ve düşünce açıklamada özgür müyüz?

İnsanları ve olayları neye göre değerlendiriyoruz bir düşünelim.

Renkli camın arkasından her akşam kanal kanal ahkam kesen  ve oturum başına aldıkları paralarla aklımızla alay eden, sorumsuz sözlerle toplumu kanalize eden kişilerin sözleriyle mi, vicdanımızla mı hareket ediyoruz?

Onlar kimi ötekileştiriyorsa onları hain ilan ediyor, onlar kimi sevdiriyorsa onlara tapınmıyor muyuz?

Vicdanımız nereye bağlı?

Heva ve hevesimize mi yoksa Kur’an ve Sünnet perspektifine mi?

İbn-i haldun’un güzel bir tespiti vardır.

İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine ne atarsanız onu öğütür. Yeni bir şey atmasanız da kendi kendini öğütür..

Dünyamızın ve ahiretimizin selameti için. Biraz dikkat biraz hassasiyet..

Biraz düşünme, biraz akletme..kimsenin gözü ve gözlüğüyle değil, kimsenin sözü ve düşüncesiyle değil kendi irademizle akledelim, düşünelim. Kimsenin irademizi teslim almasına müsaade etmeyelim.

Kimsenin dinine ve diline göre değil, Allah’ın dinine ve diline göre hayatımızı tanzim edelim.

Hassasiyetimiz Allah ve Resulünün(s.a.v.) hassasiyeti olsun.

Konuştuğumuz ve işlediğimiz her fiilden Rabbimizin divanında sorgulanacağımız o günde, yöneticilerimiz bize şunu söyleyeceklerdir?

Akılları vardı.. Bize uymasalardı..

Eyvah dememek için, gündemimizi kim nasıl belirliyor farkında olalım.

Değirmenimize ne taşıdığımıza dikkat edelim.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1941 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU