Günün Tarihi:23 Ekim 2020

Huzur Aslında var!17 Ekim 2020 , Cumartesi


A.İlhan Düzgün

Freud'da göre;huzuru ve mutluluğu, gerçeklik ilkesi ile haz duygumuzun çatışmasından dolayı yakalayamıyoruz.

Yaşamımızı, sağlıklı ve huzurlu geçirmekten başka ne isteyebilir ki insanoğlu.

O yüzden bu konuhepimiz için son derece önemli!

Hepimiz, haz duygularımız kodlanmış olarak dünyaya geliriz.

Gerçeklikleri ve zorunlulukları yaşarken öğreniriz.

Hazlarımızı gerçekleştirdiğimizde mutlu ve huzurlu olurken, gerçekleştiremediğimizde de mutsuz ve huzursuz oluruz.

İşin aslı bu kadar basit, şimdi bu basitliğe rağmen kimler bunu yapabilir ve neden?

Yada kimler bunu yapamaz ve yine neden?

Biraz detaya girelim sorunumuzu tam anlamak için;

İlk olarak dünya üzerinde yaşayan kayıtsız şartsız en mutlu ve en huzurlu insan topluluğundan bahsedeceğim size!

Bu insanlar, yaşamları boyunca gerçeklik ilkesi ile hiç çatışmazlar ve bu insanlar her zaman hazlarının peşinde koşarlar, sonuç olarak da açık ara dünyanın en mutlu ve en huzurlu insanları olurlar!

Bu topluluğu tahmin edebildiniz mi? Çok bekletmeden söyleyeyim, bu topluluğun doğal üyeleri bizim deli dediğimiz insanlardır!

Deliler,çevresindeki gerçekliklerden hiç etkilenmedikleri için, her zaman ve her şart altında hazlarını hayata geçirdikleri için mutluve huzurludurlar.

Bunun dışında bir de bebeklik ve kısmen çocukluk dönemimizde tüm isteklerimiz, yanihazlarımız çevremizdeki herkes tarafından kayıtsız şartsız yerine getirilir, o yüzden bu dönemimiz de doğal olarak hepimizin en mutlu ve en huzurlu dönemlerimizdir!

Maalesef bu dönemide biz farkına varamadan, keyfini çıkaramadan kaçırırız.

Özetlersek bebekler ve deliler bu çatışmaları hiçbir zaman yaşamazlar nokta.

Onlar her zaman mutlu ve huzurludurlar nokta.

Bebekler ve deliler yaptıklarından dolayı eleştirilmezler, kınanmazlar ve kimseyi memnun etmek zorunda değillerdir.

Ancak bebekler büyüdükçe hepimiz gibitoplumsal zorunluluklar ile tanışmaya başlarlar, adetleri öğrenmeye, ailelerinin kurallarını bellemeye başlarlar.

Daha da büyüdüklerinde, kurallar artmaya, yaptırımlar sertleşmeye başlar, iş hayatının kurallarına uymak zorunda kalırlar, yaşam koşullarını iyileştirmek için rekabet etmek zorunda kalırlar, kuralların yanında kanunlar da onların yaşamlarına dahil olmaya başlar.

Bunların hepsi bizim gerçeklik dediklerimizdir ve bu gerçekliklerin hiç birihaz duygumuz ile uyuşmaz, her zaman çatışır.

Yaşamımızda ki gerçeklikler artarken, haz hissimizi baskılamaya başlarız, kendimizle çatışmaya başlarız.

Çatışmalar biz büyüdükçe artar; duygusal çatışmalar, psikolojik ve zihinsel çatışmalar, toplumsal değer yargılarından kaynaklı çatışmalar, ekonomik kaygıların tetiklediği çatışmalar, gerçeklik olarak bize dayatılanlar haz ilkemizi daha çok, baskılamamıza neden olur.

Peki, o senin meşhur sorunu buraya uydurarak kullanalım ve analım seni: “Hazzınızı baskılıyorsunuz, baskılıyorsunuz da ne oluyor, ne yapıyorsunuz ?”

Yok, mu oluyor hazlarınız, kesinlikle hayır,

Aslınızdan bu kaçış öfkenizi ve kıskançlığınızı arttırıyor sadece,

Bu baskılamanındışa vurumu nasıl oluyor sizce:dedikodu!

Evet, yanlış duymadınız dedikodu yapmaya başlıyorsunuz.

Bastırılmış, doğrudan anlatılamayan duyguların yegane ifade yolu dedikodudur çünkü.

Söyleyemediklerinizi dedikodu yaparak ifade ediyorsunuz,

Özendiklerinizin, kıskandıklarınızın, yapamadıklarınızın, kızdıklarınızın dedikodusunu yaparak dışa vuruyorsunuz.

Üstelik hangi olayı önemsiyor, hangi olayı baskılıyorsanız onun dedikodusunu yapıyorsunuz!

Yaşamın gerçeklerine, uymanız gerekenlere uyarak mutlu huzurlu olamazsınız, buna rağmen mutluyum mu diyeceksiniz herkese!Yalan mı söyleyeceksiniz?

Bunu yaptığınız sürece mutluluktan ve iç huzurdan hızla uzaklaşacaksınız, bunu unutmayın!

Peki, bu paradoksu nasıl aşacağız?

Hem toplum içinde yaşayacak, kurallara uyacak hem de mutluluğu nasıl yakalayacağız?

Tabi Freud’a soracağız bunu:

Evet, sosyal bir varlık olarak insan bir topluluk içinde yaşamaya ve onun düzenine uymaya zorunludur,

Ancak bu uyumun içinde size uygun olanlar ile olmayanları, yani hazzınızı azaltanları içselleştirerek değil rol yaparak gerçekleştirin diyor Freud,

Üstelik rol yaptığınızı da kendi kendinize kabul edin diyor Freud,

Ancak bu şekilde kendiniz ile barışık yaşayabilirsiniz diyor Freud.

Başka birine dönüşmeden, yapmanız gerekenler ile yaşamanız gerekenler arasındaki farkı fark edin diyor Freud,

Anca böyle Aslınızdan uzaklaşmaz huzurlu ve mutlu olursunuz diyor Freud.

Benimde öyle yapmama, mutlu ve huzurlu olmama yardım edenler sağ olsun, şükür iyi ki var yaşamımızda.

Size de tavsiyem herkes kendi Aslına dönsün ve AİD oldukları ile kendi yaşamını yaşasın nokta.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1454 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU