Günün Tarihi:4 Mart 2021

İyilik iyi midir?5 Aralık 2020 , Cumartesi


A.İlhan Düzgün

Bu hafta kendimize; İyilik yapmak her zaman iyi midir?diye sorduk!

Bu da “sorulacak sorumu?” deyip hemen itiraz etmeyin! Biraz üzerinde konuşalım isterseniz;

Mesela, kafamıza görebirine yardım etmek, her zaman iyilik yerine geçmeye bilir!

Veya ihtiyacı olana, ihtiyaç duyduğu zaman ve miktarda iyilik iyi olurken, bunun dışındakileriyi olmayabilir!

Bize hiçbir zaman iyiliği sorgulamayı öğretmediler, sadece iyilik yapmanın hem tanrı katında hem de toplum nazarında iyi olduğunu öğretiler o kadar!

Hatta sözün bittiği yerde; sen “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir” deyip gerisine de karışma dediler,

Böyle öğretildiği için,biz de iyilikyapmayı yeterli sandık,

Önünü, ardını hiç sorgulamadan iyilik yaptık, yapmaya çalıştık,

Yaptığımız iyiliklerle kendi vicdanımızı rahatlattık aynı zamanda sevap kazandık ve toplumda itibarımız oldu!

Böyle anlatınca; her şey, herkese çok güzel görünüyor.

Ancak bir düşünün, yapılan iyiliğin iyilik olup olmamasınınhiç mi önemi yok?

Yaptığınız iyilik, hora geçti mi?

Yaptığınız iyilik, birinin derdini kalıcı olarak çözdü mü? Bunun karşılığı şükran duyuldu mu?

Yoksa siz,bu yaptıklarınızı sadece Halik bilsin diye mi yaptınız?

Bu sorgulama, iyilik yapan biri için kırıcı, rahatsız edici olabilir ama yapılan iyiliğin karşılıklı olarak iyilik sayılması daha önemli değil midir?

Mesela, birinin sizden bir iyilikisteyip istememesini beklemeden, kendinize görev edinip, karşınızdakinin durumunagöre nasıl bir iyilik yapacağınızı belirler veyaparsınız!

Söyleyemiyordur! İsteyemiyordur!  Diye düşünürsünüz!

İstenmiyor ise, söylenmiyor ise, sizin ona iyilik diye sunacağınız desteğe, karşınızdakinin ihtiyacı olmayabilir veyaonun daha başka, daha öncelikli başka ihtiyaçları olabilir?

Yok, biz iyilikseverler böyle düşünmeyiz,

Çünkü iyiliğin kötüsü olmaz, bize böyle öğrettiler.

Peki, yaptığımız iyiliği tekrar yapmaz, yapamazisek ne olur onu hiç düşündük mü?

İhtiyacı olup olmadığına bakmadan yapılan bu iyilik artık yapanın,istese de istemese de görevi haline gelmiş olur!

Bu iyiliği,gerektiği zaman yapmaz, yapamazsanız o andan sonra sadece iyilik yapmaktan vaz geçmiş olmazsanız,işinizi, görevinizi de yapmamış olursunuz!

Bir şeye alıştırıp, sonra onu insanlara vermemek, insanları mutsuz etmenin en bilindik yoludur.

İster iyiliğe alıştırmış olun o insanları isterseniz eroine!

Bağımlılık ve sonrası yaşanılan yoksunluk!

Gelinen noktada, sizin yaptığınızın bundan farkı kaldı mı?

Sürekli yapamayacaksanız,

Kızdığınızda, unuttuğunuzda, küstüğünüzde, aklınıza estiğinde yarıda bırakacaksanız yapmayın böyle iyilikleri kimseye, ne kendinizi ne de ihtiyacı olduğunu düşündüklerinizi günaha sokmayın.

Böyle yapıp bir ödül beklemeyecekseniz ve bu iyilik her neyse aynı konforda devam edecek ise, tüm söylediklerimiz geri alıyorum derim susarım!

Bir başka tehlikeli iyilik ise; İnsanlara istediğinden fazla iyilik yapmaktır!

İyilik de dozunda, yerinde ve zamanında yapılmalı,

Ne az ne çok, ne erken ne de geç!

Ama siz başlangıçta öyle düşünmezsiniz, kendinize göre iyi bir şey yapmış, istenilenden daha fazla iyilik ile karşılık vermişsinizdir isteyene,

Acaba karşı tarafın beklentisini arttırarak iyi bir şey mi yaptınız?

Çünkü bundan sonra yapacağınız iyilik seviyesi bu beklentinin altına düşerse insanları yine mutsuz edersiniz veşükran yerine sitem alırsınız.

İşte böyle birkaç açıdan sorgulayınca görülüyor ki her iyilik, iyilik olmuyor, olmayabiliyor.

Fakat hepimizin bir doğası var, biz ne dersek diyelim, herkes karşısındakini değil, kendini mutlu edecek şekilde,kendine göre doğru/iyi ne ise onu yapmaya devam edecek!

Yine de böyle konular ile kafa açmak iyi geliyor insana.

Unutmadan, birine sevginizi sunmak da ona iyilik etmektir aslında fakat yardımdan biraz farklıdır bu durum, kısaca onu da birkaç satır ile yazıp konuyu bitirelim;

İyilik edip, birine sevginizi sunarsanız, karşılığını alamadığınız da yaşayacaklarınız sizi acıtır. Acınızı, acınızın nedenini anlatmaya çalışırsınız ancak Mevlana’nın dediği gibi "Siz ne kadar anlatırsanız anlatın, karşı taraf, kaşığı ölçüsünde sizi anlar. Burada öğretmen önemli “iyi anlatacak”, öğrencinin “kaşığını kepçeye çevirecek”, öğrenci önemli“gayretli olacak” öğrendiklerini “yaşama geçirecek”. İşte hoca ile öğrenci bu senkronizasyonu yakaladıysa sonrasında ne kadar sevgiyi sunarsanız karşılığını hatta fazlasını alırsınız. Birlikte mutlu olursunuz.

Evet, geldik yazımızın sonuna, ne yapıyoruz göğe bakıp bize bunları öğretene şükür ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2314 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU