Günün Tarihi:28 Eylül 2020

Korku üzerine bir deneme12 Eylül 2020 , Cumartesi


İlhan Düzgün

Korku üzerine bir deneme,

Korku ve korkaklık arasında nasıl bir ilişki var?

Korku nedir?

Korkmak nedir?

Korkaklık nedir?

Korkmamak yani cesaret nedir?

Sorular uzatmadan konuya şöyle bir giriş yapalım:

Aslında korku,İnsanoğlunun hayatta kalma içgüdüsünün tetikleyicisidir!

Bedenimiz,sağlık konusunda bir risk gördüğünde bizi acı ve ağrı ile nasıl uyarıyor ise içgüdülerimiz de bizi hayatta kalmamız için korkularla uyarmaya çalışıyor.

Acıyı hissetmediğimizi var sayalım,acısız bir hayat belki hepimiz için güzel olabilir diye bir an düşünebilirsiniz ancak acı hissinden yoksun olmamız nedeniyle farkına varmadan kendimize ciddi, ölümcül hasarlar verebiliriz bunu da unutmayalım.

Mesela elimizin yandığını, kolumuzun kesildiğini ne bileyim ölümcül bir yara alıp almadığımızın farkına varamayacağımız için yaşamımızı bile kaybedebiliriz bu yüzden!

Ağrı da aynı şekilde, bir yerimiz ağrıdığında, bir sağlık sorunumuz olduğunu düşünür ve nedenini araştırırız.

Ağrıyı hissetmediğimiz zaman,ağrının nedenine hiçbir önlem almayacağımız için zamanla bu ağrının nedeni belki ölümcül veya çaresiz bir hastalığa dönüşebilir kolaylıkla.

Benzer şekilde korkularımız da bizim algılarımızı açar duyarlılığımızı ve hassasiyetimizi arttırır.

Bu sayede muhtemel tehlikelerin farkına varıp önlem alabiliriz.

Böyleliklehem kendimizi hem de sorumluluğu bize AİD olanları koruyabiliriz ve güvende tutabiliriz onları.

Özetle korkularımız sayesinde dışarıdan gelebilecek potansiyel tehlikelere karşı bedenimizi ve akıl seviyemizi alarma geçirebiliriz.

Korku doğru ve doğal bir şeydir!

Korkmak doğru ve doğal bir şeydir.

O yüzden korkudan kokmaya gerek yok!

Ama şunlardan korkmak ve korunmak lazım,

Bunlar doğru ve doğal değildir;

İlk olarak, korkularımızı devre dışı bırakacak (alkol, uyuşturucu benzeri)başka etkenler ile korkumuzu sindirmek yanlış ve tehlikelidir!

Sonrasında,hayatınızı tehlikeye atacak şekilde “cahil cesur olur” misali gereksiz ve bize bir faydası olmayacak şekilde korkuyu yok saymak ucuz kahramanlıktır!

Veya bunu tam tersi kokudan aşırı korkup, panik yaşamak ve bunu paniği yaşamımız içinde kendimize ve AİD olduklarımıza yaşatmak zihinsel bir hastalıktır.

Dediğimiz gibi bunlar doğru ve doğal değildir, huzurlu yaşamak için bunlardan yaşamımız boyunca kendimizi korumamız gerekir.

Doğru ve doğal olmasa de zorunluluklar nedeniyle her şeyin bittiği sıfır noktasında ortaya çıkan korkudan da korkmama hali vardır;

En tehlikeli insan “kaybedecek bir şeyi olmayan insandır”,

İşte kendinizin ve AİD olduklarınızın başına gelebilecek tehlikelerden kaçınamadığımız ya da önleyemediğimiz bir durum ile karşı karşıya kaldığımızda:

En gözü kara, En gerçek korku eksikliği, gerçek korkusuzluk bu noktada başlar!

Buradaki korkusuzluğun gerçek nedeni:

“kendimizin hayatta kalma veya kalmama” riskinden bağımsız“kaybedeceklerimizi kaybettikten sonra hayatta kalmanın anlamsızlığıdır”!

Bu çaresizlik ve sonrasında ki hiçliğinin insana neler yaptırabileceğini kimse bilemez!

Hiçbirimiz bu kadar çaresiz kalmayalım,

Kimse kimseyi bununla sınamasın,

Ve hiçbirimiz böyle bir korkusuzluk örneği göstermek zorunda kalmayalım.

Mevlana’nın güzel bir sözü var, buraya da güzel yakıştı;

 “bir yanda korkun bir yanda umudun varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten”

Yani umudu olanın korkusu vardır!

Yani sevdikleri olanın korkusu vardır,

Yani kaybedeceklerimizin değeridir korkumuzu belirleyen,

İşin Aslı her zaman bir umudumuz olsun, koruyacaklarımız olsun ve onlar için korkmaktan korkup korkmayacağımızı hiç kimse sınamasın,

Dostoyevski'nin Budalasında “korkak, korkunca kaçandır. Korkunca kaçmayana korkak diyemeyiz” der!

Bu da bize kapak olsun.

Bu haftada böyle kafa açmaya çalıştık,

İyi olsun diye çabalarken hepimize kolay gelsin.  9.9.2020

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2403 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU