Günün Tarihi:3 Haziran 2020

Koronalı günlerde ESKİYE ÖZLEM4 Nisan 2020 , Cumartesi


Cevdet Güngör

Korona  ile mücadele ettiğimiz bugünlerde, işin doğrusu hepimizin morali bozuk. Ancak  bu illeti yenebilmek için bir şekilde moralimizi yüksek tutmaya çalışmalıyız.  Uzmanlar özellikle de panikten kaçınmamız gerektiğini söylüyorlar. Karantinalı günlerin başladığı Adapazarı’nda  bunu yapmak kolay değil ama yapmalıyız.

            Evlere kapandığımız bu günlerde, aklıma bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizdeki komşuluk ilişkilerinin çok güzel olduğu  o günler geldi.  Hani “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” diye bir söz vardır. O günlerde bırakın külü  komşuda pişen yemekten mutlaka size de gönderilirdi.   Komşular ile birlikte evlerde toplanılır, güzel sohbetler edilirdi. Ancak bu sohbetlere kesinlikle dedikodu yanaşamazdı. Hep güzelliklerden, söz edilirdi.

            Şimdi ne yazık ki, biraz da apartman kültürünün getirdiği uzaklaşma ile neredeyse yan komşumuzla bile tam olarak diyalog kurulamıyor.

            Şu anda evlerde otururken o güzel günlerin anılarını yad etmekten, o günlere özlem duymaktan  başka   yapabileceğimiz hiç bir şey yok.

            ***

            Gelin bugün  evlerimizde otururken Adapazarı’nda geçmişteki güzelliklerinden biri hanaltını bir kez daha hatırlayalım.

            Hanaltı Adapazarı tarihinin iz bırakmış köşelerinden biriydi. Hanaltı  tam anlamıyla daha önce Şemsiyeli Park’ın bulunduğu yerdeydi.

            Hanaltı eski tip ahşap bir yapıydı. 2. katı sanırım eski yıllarda Adapazarı’nda kurulan pazarlara gelenler için yapılmış bir handı. Alt katta lokantalar, kahvehaneler, kuru yemişçiler ve pastanelerin olduğu bir çarşıydı.

            Hanaltı’nın en büyük özelliği ahşap bir yapı olduğundan yazları çok serin olmasıydı. Hanaltının orta yerinde büyük bir çınar ağacının olduğunu da hatırlıyorum. Bu çınar ağacının yanında kahvehane vardı. İnsanlar çınar altı altında çay ve nargile içerlerdi.

            Hanaltı’nı böylesine hatırlamamın nedeni ise babam bahsettiğim kahveye çıktığından zaman zaman kendisini çağırmaya hanaltına giderdim.

            ***

            Hanaltının girişinde Yüzbinlik Ahmet’in kuruyemişçi dükkanı vardı. Yüzbinlik ismi ise bu büfenin sahibi  Çark Caddesi’nde komşumuz Ahmet ağabeye  Milli Piyango’nun büyük ikramiyesi olan 100 bin lira çıkmıştı ve o parayla bu büfeyi açmıştı. Adını da “100 binlik” koymuştu.

            Hanaltının en ünlü yerlerinden biri ise İmren Salih’in işlettiği İmren lokantasıydı. Karşıda özellikle sulu yemeklerin yapıldığı bir başka büyük lokanta daha vardı. Çıkışta ise Deryaoğulları’nın lokantası vardı.

            Hanaltı’nın bir diğer simgesi ise “Sucu Harun’du” Harun Kara hanaltındaki küçük büfesinde İzmit’in Çenesuyu’nu getirir ve bardaklarda soğuk olarak satardı. İnanın o dönemde soğuk çenesuyu içmek için insanlar bu büfenin önünde zaman zaman kuyruğa girerdi.

            Bugün için yaz sıcağında soğuk suyun ne anlama geldiğini, daha doğrusunu değerini pek bilmiyoruz. Ama ö denemde 50’li yılların sonu öyle buzdolabı filan yok. Evlerdeki en lüks buzdolabı tel dolaplardı.

            Tel dolabı denilen şey, tahtadan yapılmış bir dolap, ancak önü ve yanlarında tahta yerine balık ağı gibi çok sık ve ince tellerden oluşan kapaklar vardı. Bu dolap evin en serin yerine konur ve etrafındaki tel kapaklar nedeniyle hava alır ve yemekler bu dolapta nispeten daha uzun süre saklanabilirdi.

            Evlerde soğuk su içebilmenin yolu ise, balıkçılar çarşısında buz satılan yerden buz alıp eve götürmekten geçerdi.

***

            Hanaltının çıkışında ise bir zamanlar Adapazarı’nın en rağbet edilen pastanesi olan Şenbeslen Pastanesi bulunurdu.

            Yaz akşamları Atatürk Parkı’na gezintiye çıkanlar mutlaka  Şenbeslen Pastanesi’nden dondurma alırlardı.

            Çocukluğumda özellikle yaz günleri hanaltının serinliğinde dolaşmak çok güzel olurdu.

            Hanaltı, nostaljik kimliği ile keşke bugünlere gelseydi diyorum.

 

Bu yazı toplam 502 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU