Günün Tarihi:26 Eylül 2020

LİBERAL KOVİD...10 Eylül 2020 , Perşembe


Özlem Doğan

Modernizim, Post-modernizm, Demokrasi, Laissez Faire "Liberalizm", Küreselleşme gibi birçok kuram, birçok ideoloji öne sürüldü bunca zaman. Aslında tüm bunlar birilerinin "bir fikir buldum evraka" diye ortaya atmasıyla çıkmadı. Tabii ki toplumların yaşayış biçimleri ve de ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıktı. Tanımlar sonra koyuldu.
Örneğin Alin Touraine; Demokrasi hakkında ki görüşlerinde;
☆Demokrasi, gelişmil ülkelerde özne ile aklın uzlaştırılmasuiı teşebbüsüdür.
☆Demokrasi, gelişmekte olan ülkelerde totaliteryen diktatörlükten ortaya çıkan tehdittir.
☆Gelişmekte olan ülkeler açısından demokrasi bireysel özgürlük ve toplumsal bütünleşmenin uzlaştırmasıdır.
☆Demokrasi, gelişmiş ülkelerde Laissez Fair "Liberalizm" yani "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" tutumunun tehdidi altındadır.
  Hani eski Cumhurbaşkanımız Turgut Özal dönemine damgasını vurmuş olan kuram. "Benim memurum işini bilir" den bugüne geldiğimiz noktayı oluşturan yolun kuramı. Neyse, sözümüz şuan o taraflara değil. Anlatmak istediğimiz; "bugün neler oluyor bu çağ nasıl bir düzenin içinden geçiyoruz ve sonrası ortaya çıkacak yan etkiler ne olabilir?". Bir başka örnekle devam edeyim varın siz birleştirin;
Zygmunt Bauman; "Yaşadığımız çağ belki postmodern çağdır, belkide değildir; ancak kesin olan kabileler ve kabilecilik çağında yaşadığımızdır." Bauman'a göre; günümüzde cemaat övgüsüne, aidiyetin alkışlanmasına ve heyecanla gelenek aramaya enerji, güç ve canlılık katan mucizevi biçimde yeniden doğan şey "Kabileciliktir".
Peki neden?
Yaşadığımız yüzyıla ve yakın tarihe göz atınca Bauman'a hak vermemek elde değil. Küreselleşme; birliktelik, bütünleşme gibi görünsede; sömürü ve insanları aslında ayrıştırma gibi bir sonuç doğurmuştur. Diğer yandan sanayi sonrası toplum, postmodern toplum ve medya güçleri derken çağın hastalığı anlamsızlaşmayla son bulmaktadır. Bu anlamsızlaşma ise Bauman'ın sözünü ettiği "kabile toplumuna" dönüşe yol açmaktadır.
  Uzunca bir süredir ölmekte olan, artık günümüz insanının ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelen ideolojilerden söz etmemde bu yüzden. Anlamsızlaşma büyümüş ve insanları yutmaktadır.
Üstüne insanı güçsüz hissettiren virüsün de çıkmasıyla birlikte bu olay daha çok hız kazandı sanki.
  Tabii tüm bu olup biten neden-sonuç ilişkilerini, ayrıntılarıyla küçük bir köşede ve tek seferde anlatmak mümkün değil.
  Bu bakımdan çıkış yolu olarak öngördüğümü paylaşmak istiyorum naçizane; Bilime kulak vermek, özellikle Sosyoloji bilimine ciddi kulak verip hasta toplumu onarmak yönünde adımlar atmak zorundayız. Bireysel bencilce atılacak hiç bir siyasi adım ne topluma yararlı olacaktır ne de kendine. Toplumu oluşturan en ufak birimin dahi ya da en küçük azınlıkların "bu kelimeyi ve anlamını sevmiyorum zira ayrıştırmaya işaret eden bir kelime bence ama mecburen anlatım için kullanmak zorundayım" dahi ihtiyaçlarına inerek, insan olma birliği ve ihtiyacını gözeterek, toplumu onarmayı hedefleyen bireyler ve yönetimler oluşturulmak zorundadır.
  Yoksa bu kabilecilik döneminden de geçip mutsuz çıkan insanlık kaosa sürüklenebilir...
  Anlamsızlaşma ve belirsizlik hastalığı toplumu yutmadan...

 

Bu yazı toplam 2263 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU