Günün Tarihi:4 Mart 2021

Türkiye Cumhuriyeti hepimizin1 Aralık 2020 , Salı


Seyfi Yücel

Ülkemiz dünyanın en büyük yirmi ekonomisi arasında yer alıyor. Bu durum G20 ülkeleri olarak ifade ediliyor. Türkiye’de G20 ülkeler içinde aktif olarak yer alıyor. Dönem başkanlığı ve ev sahipliğini sırayla yerine getiren ülkeler toplantılarında başta ekonomi olmak üzere siyasi stratejiler geliştirip dünyanın gidişatına etkilediğini söyleyebiliriz. Nasrettin Hoca’nın dediği gibi, “parayı veren düdüğü çalar” misali G20 ülkelerinin ekonomileri büyük olduğu için dünyanın nasıl yönetileceğine karar verdiklerini, yönettiklerini söyleyebiliriz. Söz sahibi olan ülkelerden birisinin de Türkiye Cumhuriyeti olduğunu vurgulayarak belirtmek istiyorum.

***

Kendi çapında okuyan, yazan bir kişi olarak okuduğum kitaplarda, makalelerde, raporlarda karşıma çıkan hep şu ifadeler oluyor: Türkiye G20 ülkeleri içinde olmasına rağmen başta eğitim olmak üzere, adalet, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ekonomik kalkınma vb. konularda G20 ülkeleri ortalamalarının altında kaldığı ifade edildiğini görüyoruz. Kişisel görüşüm odur ki, yazılanlarla aynı görüşteyim. Gücümüz, etkinliğimiz olması gerektiği yerde değil. Daha yukarılarda olması gerekir. Bir vatandaş olarak böyle arzu ediyorum.

***

Yurt dışına giden bilim insanlarımızın, sanatçılarımızın, sporcularımızın, iş dünyasından insanlarımızın başarı hikâyelerinigururla izliyoruz. Özellikle dünyayı esir alan virüse karşı en etkili aşıyı kısa zamanda geliştiren Almanya’da yaşayan Türk bilim insanlarının geliştirmesi ve milyarlarca insanın umudu olması ayrıca gurur verici olduğunu; gururu hep birlikte yaşadığımızı söyleyebilirim.

***

Hal böyleyken içeri dönüp baktığımızda doğrusu umutsuzluğa kapıldığımı söylemek istiyorum. Siyasi gerilim ülkemizin gerçek gücünün, potansiyelinin ortaya çıkmasına engel oluyor. Siyasi yapı toplumun sorunlarını çözmek yerine seçmenlerine seslenmek, hitap etmek, seçmeni bloke etmekten ileriye gidemiyor. Partilerin grup toplantılarında liderlerin hırçın, biz-onlar dili toplumu olumsuz yönde etkilediğini ifade etmek istiyorum. Uzlaşma, tartışma, fikir alış-verişi, istişare, danışma kültürü yerine sürekli çalışma kültürü hâkim olmaya başladı. Kimse kimseyi dinlemez, anlamaz hale geldi.

***

Siyasi yapıdaki gerginlik tolumun alt katmanlarına da yansıyor. Başta basın kuruluşları olmak üzere bu gerilime de odun taşıdığını söyleyebiliriz. Basından beklentimiz olabildiğince ortada durup haberleri, yorumları tarafsız, yansız; toplumun daha iyiye, güzele yönlendirecek şekilde konumlanmalı. Oysa ülkemizde basın tamamen bölünmüş; Biz-siz anlayışı hâkim olmuş durumda. Ana akım yayın kurumları olarak bilinen kanallar bile gidişata ayak uydurarak bölünmüşlüğe çanak tuttuklarını görüyoruz. Kadrolu yorumcular sürekli bizden-onlardan damara uygun yorumlar yaparak gündemde kalmaya çalışıyorlar. Öyle ki, aynı kişiler beş, altı kanalda konu ne olursa olsun anında yorum yapabiliyorlar. Savaş, eğitim, sağlık, uzay bilimleri, deprem, ekonomi, dış ilişkiler, iç siyaset vb. Birbiriyle ilgisi olmayan her konuda uzmanlar(!) Bu tarz gergin programların toplumda bir karşılığının olmadığını; işinde, gücünde, ekmeğinin peşinde olan ortalama insanımız tarafından da izlenmediğini, itibar edilmediğini görebiliyoruz. Sürüp giden kısırdöngünün de topluma, ülkemize bir faydasının olmadığı gayet açık…

***

Ne olmalı? En azından bir vatandaş olarak toplumuz huzur, barış içinde olmasını; mutlu, refah içinde yaşamasını arzu ediyorum. Adalet ve ekonomik reformun dillendirildiği şu günlerde öncelikle siyasetin dilinin değişmesini diliyorum. “Biz-onlar” yerine “biz” dilinin hâkim olmasını; insanların kendilerini rahatça ifade edebildiği; herkesin birbirini dinlediği, anlamaya çalıştı; karşısındakine değer verdiği; kalkınmış, gelmiş, kimseye muhtaç olmayan; adil gelir dağılımının olduğu; gençlerimizin gelecek kaygısı yaşamadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamak istiyorum.

***

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti hepimizin…

 

 

 

Bu yazı toplam 2323 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU