Günün Tarihi:8 Ağustos 2020

Yeni bir düzen...27 Temmuz 2020 , Pazartesi


Murat Kaba

Daha önce de yazdım ama bugün özellikle tekrar vurgulamak istiyorum...

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19’un Mart ayında ülkemizde ilk vakanın görüldüğü andan bu yana, hepimizin ana gündem maddesi, virüs ve virüsün hayatımızda meydana getirdiği değişiklikler oldu. Hala da bitmiş değil. Hafta sonu aldığım bilgi  İspanya’da ikinci dalganın başlayacağı yönünde...

Dünya ekonomisinin gidişatı virüs öncesinde de çalkantılı ve dengelerin sürekli değiştiği bir süreci yaşıyordu... Fakat koronavirüs bu dengeleri tamamen değiştirdi. 

Bildiklerimizin ne kadar doğru olduğundan emin olamaz olduk. Virüs sonrası dünyadaki ekonomik dengelerin ne olacağı hakkında bir yorumda bulunmak zor olsa da Türkiye olarak yeni dünya düzeninde daha fazla rol alabilmek için bu süreci doğru okumalı ve yönetmeliyiz. 

Özellikle, dünyanın önyargıyla yaklaşmaya başladığı ve pazarı uzun yıllardır ucuz işgücü sayesinde şekillendiren Çin’in yavaşlama içerisine girecek olduğunu da dikkate alarak yeni ve güçlü stratejiler oluşturmak zorundayız. 

Bilhassa katma değeri yüksek olan sektörleri dünyada öne çıkarmak ve Türk sanayisinin gücünü uluslararası arenada daha fazla sergilemek bir zorunluluk halini aldı. 

Bu süreçte üretici firmalarımız ihracat faaliyetlerini de ara vermeden sürdürdüler, gösterdikleri üstün gayret de takdire şayandı. Hepimizin iş yapma şekillerini güncellemek durumunda kaldığımız, belki de virüs sonrası da yepyeni işleyişlerin yolunu açacak olağanüstü bir süreç yaşıyoruz. 

Ortak bir amaç ve çabayla bu süreçten yeni kazanımlar elde ederek çıkabileceğimize yürekten inanıyorum. Kaliteli kaynağa, kalifiye işgücüne ve vizyoner yöneticilere sahibiz. Türk malı algısını ne kadar yükseğe taşıyabilirsek ülkemizin ekonomisi de o oranda gelişecektir.

Dayanışmanın ekstra önem kazandığı bu süreçlerde üyelerimizle her daim iletişim içinde ve omuz omuza hareket etmemiz şart. 

Hayatımızdaki bütün rutinleri bozan, alışkanlıklarımızı değiştiren bu virüs aslında insanoğlunun çok güvendiği gelişmişliğinin, teknolojisinin, bilgi birikiminin sanıldığı kadar yeterli olmadığını da gözler önüne serdi, asıl önemli olanın sağlık olduğunu bir kez daha fark etmemizi, yaşamımızı sorgulamamızı, önceliklerimizi gözden geçirmemizi sağladı. 

Virüs sonrası yeniden eski dünya düzenine dönebilir miyiz kestirmek zor olsa da büyük bir grup için önemli bir aydınlanma yaşandığı yadsınamaz bir gerçek.

Bu süreçte Türkiye’nin de aralarında olduğu birçok dünya ülkesi vatandaşlarını evde kalmaya teşvik etmek adına destek paketleri açıkladı. Ancak paketler genellikle kredi faizlerini azaltmaya yönelik olduğu için küçük-orta düzeyde işletmeler ve alt-orta gelir düzeyine sahip vatandaşlar için önemli bir etki yaratamadı, sadece yeni borçlanmaların önünü açmış oldu. 

Birçok sektörde süreçler durma noktasına geldi, istihdam ve üretim kısıtlamaları getirildi, işsizlik verileri kayda değer bir biçimde artışa geçti. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2020 yılı birinci çeyrekte çalışma saatlerinin %4.5 gerilediğini; bu rakamın da 130 milyon tam zamanlı istihdam kaybı anlamına geldiğini ortaya koydu. Yine aynı örgütün yayınladığı güncel tahminler, salgın öncesinde dünyadaki toplam işsiz sayısı 200 milyonken, Covid-19’a karşı alınan sağlık ve izolasyon tedbirleri sonucunda, bu rakamın artışa geçtiğini, yılın ikinci çeyreğinde istihdam kayıplarının 300 milyon kişiye ulaşacağını gösteriyor. Ekonomik gidişatı göz önüne aldığımızda, üretimi güçlü olan, katma değeri yüksek ürünler ihraç eden ülkelerin gelecekte de söz sahibi olmaya devam edeceği ve vatandaşlarının yaşam standartlarının daha yüksek olacağı Gözardı edilemez bir gerçek. 

Bizim de ülke olarak üretime ağırlık vermemiz, üniversite mezunlarının  sayısından ziyade niteliğini iyileştirmeye gayret göstermemiz şart.

Tüm dünyada yayılmaya başlayan “ev-ofis“ kavramı pandemi sürecinde birçok sektörün normali haline gelmeye başladı. Çalışanlarının sağlığını korumak ve bulaş riskini azaltmak isteyen birçok şirket evden çalışma prosedürlerini devreye aldı. Görüşme ve toplantılar online platformlar üzerinden yapılarak zamandan da önemli bir tasarruf sağlanmış oldu. 

Kazanılan bu yeni alışkanlığın pandemi sonrasında da kendine geniş bir yer bulacağını düşünüyorum. Dijitalleşmenin hayatımıza bu kadar dahil olduğu bu dönemde bilgisayarın olduğu her yerin aslında ofis olduğu, trafikte geçirilecek uzun saatlerin çok daha verimli değerlendirilebileceği de anlaşılmış oldu. 

Özellikle büyük metropollerde çalışma düzenlerini güncel şartlara göre organize etmek verimliliği artırma ve çalışan motivasyonunu yükseltme noktasında büyük önem taşıyor. Uzaktan çalışma esnasında aktifliği ölçen birçok sistemin de bulunduğunu dikkate alarak işverenlerin bu yeni çalışma düzenine pandemi sonrasında da bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Pandemi sürecinde en büyük sıkıntılardan bir tanesi de yurt dışından ürün alımı oldu, stoklar eridi, yeni malların temini gecikti ve bu süreçte büyük stoklarla çalışan firmalar avantajlı duruma geçerken küçük işletmeler büyük zarara uğradı. Normalleşme süreciyle birlikte normal düzene geri dönülmesini ve süreçlerin hızlanmasını bekliyoruz.

Bu süreç içerisinde bayileri olumsuz etkileyen bir diğer durum ise, üretici firmaların ürünlerini başta gıda marketleri olmak üzere farklı kanallardan satışa sunmaları oldu. Bugüne kadar bayilik sistemiyle şekillenen satış politikalarındaki bu değişiklik bayiler nezdinde ciddi bir endişeye sebep oldu, temennimiz bu uygulamanın pandemi etkisiyle başvurulan geçici bir çözüm olması ve devamlılık arz etmemesidir. Aksi takdirde aradaki fiyat farklarını da dikkate aldığımızda bayiler açısından bu uygulamanın kabul görmesi mümkün olmayacaktır.

Yaşanan ekonomik ve sosyal problemler normalleşme sürecinin gündeme gelmesine neden oldu. Ekonomik darboğazı genişletmek, iflas ve işsizliklerin önüne geçmek adına, vaka sayılarının azalmasıyla birlikte başlatılan normalleşme süreci çok hızlı bir şekilde hayata geçirildi. Aylardır evlerine kapanmak zorunda kalan milyonlarca insan yeni normalleşmeyle birlikte sokaklara akın etti ancak özellikle büyük şehirlerdeki sahil ve parkların nüfusa oranla yetersiz kalması sosyal mesafe kurallarının hiçe sayılmasına ve ikinci dalga endişesinin doğmasına neden oldu. 

Toplu taşımalarda yolcu sayısı kısıtlamasının kaldırılması da bu endişeyi besleyen başka bir etken haline geldi. Sağlık ve ekonomi arasında bir seçim yapılması gerekiyordu ve aylardır süren izolasyonun etkileri göz önüne alınarak riskli de olsa yeni normalleşme süreci başlatılmış oldu. Bu süreçte yine en önemli görev vatandaşlara düşüyor, kişisel tedbirlerimizi almak, gerekmedikçe kalabalığa girmemek ve mutlaka maske kullanmak zorundayız.

İyi haftalar...

 

 

Bu yazı toplam 3279 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

SAKARYASPOR PUAN DURUMU