Günün Tarihi:22 Mayıs 2022

YENİLGİLERİMİZİ NEDEN KONUŞMUYORUZ?24 Eylül 2021 , Cuma


Muzaffer Taşyürek

YENİLGİLERİMİZİ NEDEN KONUŞMUYORUZ?

23 milyon km2 alana sahip dünyanın en uzun yaşayan bir cihan devletinin yıkılışı üzerinde fazla konuşmayı sevmiyoruz.

Varsa yoksa zaferlerimiz üzerinden siyaset ve hamaset yapıyoruz.

Gençlerimizi, Kosova, Mohaç, Varna, İstanbul’un fethi gibi zaferlerimizle gururlandırmayı seviyoruz.

Gençlerin birgün tarihin bu büyük imparatorluğunun yıkılış sebeplerini sorgulayacağını, kendisine bazı şablon bilgilerle hamasi ve yanlı tarih anlatıldığı gerçeğini anladığında milli ve manevi tarih bağlarından kopma endişesini göz ardı etmeyi sürdürüyoruz.

İlber Ortaylı “İnsan için genel bir tanım yaparsak, kendisine; "tarih bilincine sahip varlık" diyebiliriz. Geçmişini bilen, merak eden, yanlış da olsa bilmeye çalışan, gelecek endişesi olan, geleceğe dönük bazı tahminler yapan tek varlık insandır. Bu bakımdan, insanı tarih bilgisinden ve tarih bilincinden soyutlayamayız. Toplum için de tarih bilinci çok önemlidir.” diye önemli bir gerçeğin altını çiziyor.

Gençlerimizde tarih bilinci oluştururken, tek taraflı ve dayatmacı tarih yerine, sorgulayıcı ve çok yönlü okumalar yapmayı öğretmeli devletlerinde insanlar gibi ömürleri olduğunu, devletlerin nasıl ve hangi sebeplerle yıkıldığını öğretmeliyiz.

Bizim tarihimiz sadece Cumhuriyet döneminden ibaret değildir. Hunlardan günümüze ulaşan binlerce yıllık bir devlet geleneğine sahibiz.

“Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte yeni bir tarihî sürecin içine girdiğimiz bir gerçektir, ama biz bu tarihten ibaret değiliz. 700 yıllık Osmanlı tarihini görmezlikten gelemeyiz, çünkü Türk halkını oluşturan, bu tarihtir.”

İlber Ortaylı hocanın şu tespiti çok önemlidir: “Bugünkü vatanperverliğimiz nereden doğmaktadır? Bu soruların cevabını vermek gerekir. Çok açıktır: Milliyetçiliğimiz ve vatanperverliğimiz, Çanakkale'de yurtlarını savunmak için o muazzam şehitliği dolduran muhterem insanların kanlarıyla oluştu. Pek çok ülkede böyle bir şuur görülmez. Bizim Çanakkalemiz vardır. Her ülkenin tarihinde böyle zaferler yoktur. Yurtseverliğimiz ve ulus bilincimiz; 1453 İstanbul'un Fethi, 1473Otlukbeli Savaşı, 1517 Mercidabık, Ridaniye, 1526 Mohaç ile mi oluşuyor? Evet... Aynı şekilde 1699'daki Karlofça Antlaşması, 1774-1783'te Karadeniz'in kuzeyinin kaybı veanavatana muhacir kitlelerinin sızmaya başlaması, 93 Harbi (1877-1878) gibi felaketler de milliyetçiliğimizin unsurlarını oluşturuyor.”

Tarih derslerinde, günlük konuşmalar arasında, siyasi mitinglerde tarihi hamasetle kullanıyoruz.

Tarih, politikaya ve halka sadece büyük kumandanlar, hükümdarlar, sultanlar ve onların zaferleri, başarıları ile yansıyor.

Bu yüzden, siyasete uygun bir tarih imal edilmiş bir sultan, padişah, kumandan gerçekte olduğundan daha çok tercih ediliyor. Tartışmalara malzeme yapılıyor.

Tarihi şahsiyetin hayatından cımbızla alınmış veya ona mal edilmiş bir sözü günlük tartışmalarda, sanal ortamlarda, internette havalarda uçuşuyor!

Tarihi kitleleri gençliği uyandırmada diri tutmada moral değer olarak kullanmak kötü bir şey midir? Elbette değildir. Ama tarihi çarpıtmak ve istismar etmek kendi çıkarlarımız için kullanmak çok kötü sonuçlar doğurur. İnsanlar gerçeği öğrendikleri vakit millet için manevi değeri olan tarihe güvenleri sarsılır, bu durum diğer moral değerlere yansır.

Tarih’te yaşanmış güzel anılar, zaferler, gelenekler ve göreneklerimiz toplumu diri tutmada gençliğimize, milletimize yüksek hedefler göstermenize yardımcı olabilir ve bu güzledir.

Gençliğimize tarihimizin o muhteşem sayfalarını yazmak, okutmak, anlatmak, dizi filimler yapmak ihtiyaçtır ve gereklidir. Ama bu anlatılanlar, senaryolar, arasına gerçekle alakası olmayan pembe yalanlar katarsanız, gençliğimiz gerçeği öğrendiğinde yüzümüz kızarır. Yalancı, yalan söyleyen tarih anlatıcıları durumuna düşeriz.

Osman Gazi’nin kahramanlıklarını onu batıda yapılan dizi ve filmlerin kostüm ve senaryoları ile anlatırsanız yanlış algılar uyandırırsınız.

Yıldırım Bayezid’in Niğbolu’yu zaferini anlatırken, Ankara Savaşında Timur karşısındaki başarısızlığının nedenlerini de çok iyi tahlil etmezseniz sağlıklı tarihi hükümler çıkaramazsınız.

Fatih’in İstanbul’u nasıl fethettiğimizi, gemileri karadan nasıl yürüttüğünü, nasıl çağ açıp kapayan genç bir hükümdar olduğunu anlatırken, Bizans’ın hangi sebeplerle yenildiğini, yenilgilerin temelindeki unsurları da anlatmamız, gençlerimizde tarih şuuru oluşturmamız gerekir.

Tarihimizin zaferleri ve muhteşem sayfaları yanı sıra yenilgileri ve kaos dönemlerimizde vardır.

Yenilgilerimizi üstünkörü geçmemeliyiz.

İlber Ortaylı hoca, “bizim asıl tarihimiz yenilgilerimizdedir” diyor.

Mesela Fetret Dönemi’ni çok iyi bilmeli bir devletin siyasi çekişmeler nedeniyle nasıl yok olmakla karşı karşıya geldiğini ifade etmeliyiz. Osmanlı’nın Avrupalı güçlere, onların oluşturdukları ittifaklara karşı nasıl mağlup olmaya başladığı yüzyılları okuturken, bilim ve teknolojiye, yeni savaş sitemleri ve araçlarına karşı takındığı tavrın başına hangi sorunları açtığını tahlil edecek bilinci gençlerimize vermeliyiz.

Bizim tarih anlayışımızda devlet kademelerine ehliyetsiz, liyakatsiz ehil insanların getirilmesi, veya  başarılı insanların iftira ve komplolarla siyaseten katl edilmesi, askeri kurumların bozulması, ekonominin kötü gidişi, ilmiyenin siyasete müdahil olması, yeniçeri ayaklanmaları vs olayları zaferlerin ve hamasetin gölgesinde kalmaktadır.

Tarihimizde 40’tan fazla yenilgimizin ve bozgunumuzun bulunduğu hangimiz biliyoruz. Bu konuları konuşmaktan neden kaçınıyoruz.

Dubrovnik muharebesi, Albulena muharebesi, Ohri muharebesi, Ekmek otlak muharebesi, Diu kuşatması, Kulpa savaşı, Kelidonya burnu muharebesi, Ciğerdelen muharebesi, Salankamen muharebesi, Petrovaradin muharebesi, Aspindza savaşı gibi isimleri hangimiz duyduk. 40’ın üzerinde yenilgimizin anlatıldığı, alanında bir ilk olan YENİLGİLERİMİZİN TARİHİ isimli yeni kıtabımda bu konuları ele aldım.

İnanıyorum ki bu kitabı okuyunca tarihe bakış açınız değişecek, Osmanlı İmparatorluğuna hangi tuzakların kurulduğunu, hangi alanlarda yetersiz kaldığını, haskri ve bürokratik alandaki çürümelerin devletin ve milletin başına neler açtığını, hangi acıların yaşandığını hüzünle okuyup geleceğimiz için dersler çıkarcaksınız.

Gerçekler acıdır ve yüzleşmek cesaret ister. Koskoca bir imparatorluğun yıkılışından alacağımız dersler devletimizin bekası, milletimizin geleceği açısından çok önemlidir.

Her şey kitaplarda anlatıldığı kadar güzel değildir.

Yanlışlarımızla, hatalarımızla yüzleşmemizi öneriyorum.  Yapılan yanlışları devletlerin başına hangi sorunlar açtığını bilelim istiyorum.

Her şeyin bize olduğunun dışında, makyajlanarak, öğretildiği bir tarihin bize çokta faydası yok. Sadece ve sadece geçmişimize güvenimizi sarsacak, bizi geleceğimiz için endişelere sevk edecektir.

Kendi tarihimizi, kendi tarihi şahsiyetlerimizi eleştirmemiz, bizim için güç kazanma vesilesidir. Aynı hataları işlememiz için bir uyarı ve geleceğimizi inşa etmek için çürük malzeme kullanmamıza engeldir.

Ezberlerimizi bozacak, ufkumuzu açacak  yeni bir kitap için sizi YENİLGİLERİMİZİN TARİHİNİ  okumaya davet ediyorum.

 

 

Bu yazı toplam 256 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.


 

 

 

 

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama



SAKARYASPOR PUAN DURUMU